Cam Irmaðý / Taþ Gemi

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur
    • Oct 2026

    #1

    Cam Irmağı / Taş Gemi

    Kül rengi küçük bir kuştu,albenisiz.Sadece boynunun etrafında turuncu parlak bir leke,o kadar..
    Küçük bir şehirde yaşardı.Gri gökte serili bulutların altında kör kahverengi dağlar ve gamlı ev yığınları uzanırdı orada ve ardı arkası kesilmeyen kasvetli yağmurlar yağardı günlerce...
    Hasılı sıkıntılı bir yerdi burası.
    ...
    Güçsüz kanatları,çelimsiz gövdesi,dar göğsü ile kül rengi küçük kuş,gitmekten çok kalmak,aşmaktan çok beklemek için yaratılmıştı.Ama yinede her sonbahar başlangıcında aklı,binlercesi bir araya gelerek gökyüzünde pervaz vurmaya başlayan göçmen kuşların,en fazlada altınyağmur kuşlarıyla,sarısalkım kuşlarının ardına takılırdı.Onların kendi gövdelerinden başka dayanakları olmaksızın,yola çıkışlarını izlerdi ve bu muhteşem töreni seyrederken,minicik kalbi minicik göğsüne sanki sığmazdı.
    ...
    Hayranlıkla bakardı kül rengi küçük kuş onların gidip te dönüşlerine.Bu harikulade güzergâh üzerindeki seçilmişliklerine.
    ...
    Kül rengi küçük kuşun aklının,büyük sürülerin arkasına takılıpta giden yanı,bu muazzam yolculuğun güçlüğünde,varılan yerden çok bu yolculuğun harikuladeliğindeydi.Çok tehlikeli.Bu tehlikeli yolculuktaki onurlanmayı özlerdi.Ama o göçmek için yaratılmamıştı ki,gitmeye değil kalmaya yazgılıydı.
    Onlar gidince geriye,kül rengi küçük kuşa bakılırsa onur kırıcı bir boşluk kalırdı.Kendisi gibi geride kalan kuşlara bakardı kül rengi küçük kuş.Hiç birisinin aklının ucundan bile geçmemesine şaşardı,kendi aklından geçenlerin,aklını geçipte kalbine düşenlerin...
    hepsi öylesine kaderine razı,öyle ezik,öyle siliktiler ki,kül rengi küçük kuş hiçbirisinin rüyasından bir okyanusu aşmanın,ya da aşmaya kalkışıp da düşmenin manasının geçmediğini,bir okyanusu aşmış olmanın doygunluğunu kendi düşlerinden bildiği kadar bilirdi.O zaman neden yaşadığının manasını bilirdi ve bunun için ölmeye değerdi..
    ...
    Gövdesi neden kül rengi küçük kuşun,kalbiyle nisbette değildi ki ? Hiç anlayamazdı ama düş'ünün yüceliğini kalbinde hakkıyla taşırdı.Taşımakla kalmazdı.Yaşamak lazımdı.Zorluk ? Çile ? Acı ? Hepsine razıydı.Yeter ki aşılmaz yolları bir kere aşsındı.O seçilmişliği,o güzelliği,o yüceliği bir kere taşısındı.Olmaz mıydı,yapamaz mıydı ?

    Kül Rengi Küçük Kuş İle Beyaz Mermer Şehir-Nazan Bekiroğlu
  • Yağmur

    #2
    Olurdu.Haddin sonu,sabrın sınırı var.Bulutların rengi pembeden griye dönüpte,sıcak yaz günlerinin içinde gizli bir sonbahar daha,öyle kendinden emin,geliyorum dediğinde, kül rengi küçük kuş bir kışı daha bundan öncekiler gibi geçiremiyeceğini anladı.

    Artık dahası yoktu.Gücü içinde hazır buldu.bir sevinç ürpertisi geçti ki gövdesinden,altındaki ağacın bütün dalları sarsıldı..Kendisini bir hamlede boşluğa bıraktı.göçmen bir kuş olmadığı halde göçe kalkıştı.Sanki sevinçten uçuyordu ama yeri sürünün en arkasıydı.

    Az gittiler.Kolay olmadığını anladı.Zihninde aştığı güçlük,kül rengi küçük gövdesini çok geçmeden zorlamaya başladı.Önce güçsüz kanatları hissetti yorgunluğu,ağırlaştı.

    Sürüdeki bütün kuşların yaptığı gibi kanatlarını olabildiğince geniş açıp kendisini boşluğa bırakarak süzülmeyi ve öylece dinlenmeyi denedi,yapamadı,neredeyse yere çakılacaktı .Sürekli kanat çırpması gerekiyordu ama gövdesi bu kanatlara göre çok ağırdı.Başı ve kuyruğu bile kendisine fazla gelmeye başladı.Kanatlarından birinin sarkmaya başladığını fark etti ürküntüyle.Kaldırmaya ne kadar çalıştıysa da, hayır, olmuyordu sağ kanadını bir türlü sol kanadı gibi yüksekte çırpamıyordu.Başını çevirerek ,sıkıntıyla baktı zavallı sağ kanadına.Bu kez yönünü şaşırdı.Öfkeyle söylendi en yakınındaki sarısalkım kuşu,ileri bakmasını,düzeni,bu tek vücut oluşu bozmamasını söyledi.Başka hiçbir yere.Sadece ileri,gücünün son zerrelerini de harcayarak öyle ileri uzattı ki boynunu kül rengi küçük kuş,bu kez de boynu ağırmaya başladı.Olmuyordu işte,emelleri yaradılışına bir türlü uymuyordu...
    ...
    Bir kaç kanat çırpışı sonra kül rengi küçük kuş,üzerinde uçtukları kara parçasının son kıyısında,derin bir körfezin kenarında ve bilinmeyen bir zamanda kurulmuş ama nicedir unutulmuş beyaz mermer şehri gördü çok uzaktan.Orada öylece, hayal meyal,duruyordu.Göründü, diye bağırdığında,önünde uçan sarı salkım kuşu, hani nerede,diye sordu.Gülümsedi kül rengi küçük kuş.Kanatları ne kadar güçsüzse gözleri o kadar kuvvetliydi.Ama gözlerinin kuvveti,koca okyanusu geçmesine nasıl yetecekti ?

    Kül Rengi Küçük Kuş İle Beyaz Mermer Şehir-Nazan Bekiroğlu

    Yorum yap

    • Yağmur

      #3
      Sürü,bir tek adası,tek bir kara parçası,yüzen bir dal kırığı bile olmayan okyanusun üzerinde uçmaya daha başlamamışken ve henüz iyice yükselmemişken kül rengi küçük kuşun minicik yüreği önce hızlı hızlı,sonra giderek daha yavaş çarpmaya başladı.Küçük göğsü daraldı.
      …
      Bu koca okyanusu aşamasa da,kıtadan kıtaya uçamasa da,yarı yolda düşmeye razıydı..ama şu sağ kanadı tümden sarkmasaydı.
      O zaman, tam da beyaz mermer şehrin üzerinden geçerken,son durak yerine yönelecekken,bunu geçersem artık dönüş yok,diye düşündüğü anda,kül rengi küçük kuş, daha başlamadığı bu yolculuğu tamamlayamayacağını anladı.Kendisine ait hiç olamadığı sürüden koptu,şehrin,taht meydanının ortasına,kalbine düştü..Vakit yolculuğun daha ilk sabahıydı.
      Beyaz mermer şehir,bu dokunuşla güzel gözlerini kaldırarak baktı ilk anda.Ama alışıktı böyle vurgunlara.Yumdu ve tekrar kendi içine çevirdi güzel gözlerini.Yalnızlığına döndü..

      Taht meydanının ortasında bilinmeyen zamanlardan bu yana,kararmamış,kirlenmemiş,beyaz kalmış mermerin üzerinde kan kırmızı bir leke içten içe büyüyüp duruyordu.Kül rengi küçük kuşa ait zannedilebilirdi bu kan lekesi ilk anda ama,dikkatli bakınca çok daha eski ve çok daha derinden gelen bir şey olduğu fark ediliyordu…
      Göçmen olmadığı halde göçe kalkışıp da,daha yolculuğun ilk sabahında Beyaz mermer şehrin üzerinden geçerken,vurulmuş gibi düşen kül rengi küçük kuşun kendine gelmesi zor olmadı.Bir kaç gün yetti.Üstelik burası güzel bir yerdi..anladı kül rengi küçük kuş bu şehirde,ömrü ne kadar sürerse o kadar yaşayabileceğini,öyle çok güzeldi..
      …
      Okyanusu aşmayı ise rüyalarına bıraktı.Güzel şehri gerçekleşmesi güç ,bir zorlayış gerektirmeyen,ilk bakışın safiyetinde büyüyen, koşulsuz,kendiliğinden bir sevdayla çok sevdiğini,bu güzellikle vurulduğunu kolaylıkla fark ettiğinde ise, yaratılışını zorlayan göç yoluna meğer mermer şehre varmak için çıktığına inandı..Okyanusu aşmayı rüyalarından bile çıkardı..Kalbi ne de olsa bir kuşcağızın kalbi kadardı..

      Ama olanca güzelliğine rağmen yorgun ,bomboş,yitik,harap,saklı bir şehirdi burası.Sıfatları çoktu,yalnızdı,terk edilmişti.Ölü bir şehirdi ve ölesiye sessizdi.

      Yorum yap

      • SaRey
        Kıdemli Üye
        • Jan 2018
        • 684

        #4
        Latif ve güzel anlatımı ile Nazan Bekiroğlu mısralarda hisse sunuyor.
        Paylaşımınız için teşekkürler.
        Bir aynada seyrettim âlemin cümlesini. Aynam nokta sırrım nokta. Umduğum kadar büyük değilmiş, dünya nokta ben nokta.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...