Zâriyât Sûresi-Tûr Sûresi (Elmalýlý Hamdi Yazýr Meali)

Kapat
Bu konu Cevap yazmaya kapatılmıştır.
X
Bu Sabit Bir Konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur
    • Aug 2026

    #1

    Zâriyât Sûresi-Tûr Sûresi (Elmalılı Hamdi Yazır Meali)

    Zâriyât Sûresi

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle

    1 - O tozdurup savuranlara,

    2 - Derken bir ağırlık taşıyanlara,

    3 - Derken bir kolaylıkla akanlara,

    4 - Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,

    5 - O size vaad edilen elbette doğrudur.

    6 - Ceza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.

    7 - Yollara sahip göğe andolsun ki,

    8 - Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.

    9 - Ondan çevrilen (imana) çevrilir.

    10 - Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!

    11 - Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.

    12 - Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.

    13 - O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.

    14 - Onlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir.

    15-16 - Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.

    17 - Onlar geceleyin pek az uyurlardı.

    18 - Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi.

    19 - Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.

    20-21 - Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?

    22 - Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.

    23 - Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.

    24 - Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?

    25 - Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.

    26 - İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.

    27 - Onu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.

    28 - Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.

    29 - Bunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?" dedi.

    30 - Misafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir." dediler.

    31 - İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

    32 - Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.

    33 - Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.

    34 - O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.

    35 - Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.

    36 - Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.

    37 - Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.

    38 - Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.

    39 - Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.

    40 - Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.

    41 - Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.

    42 - O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.

    43 - Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.

    44 - Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.

    45 - Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.

    46 - Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.

    47 - Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.

    48 - Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!

    49 - Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.

    50 - Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

    51 - Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

    52 - Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.

    53 - Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.

    54 - Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.

    55 - Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.

    56 - Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.

    57 - Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.

    58 - Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.

    59 - Şüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.

    60 - Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.
  • Yağmur

    #2
    Tûr Sûresi

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle

    1 - Andolsun Tûr'a,

    2-3 - Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,

    4 - Ma'mur eve,

    5 - Yükseltilmiş tavana,

    6 - Kaynatılmış denize, (andolsun ki)

    7 - Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.

    8 - Ona engel olacak (hiçbir şey de) yoktur.

    9 - O gün gök, bir çalkanış çalkalanır

    10 - Dağlar da bir yürüyüş yürür.

    11 - Vay haline o gün yalanlayanların!

    12 - Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.

    13 - O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar.

    14 - (Onlara): "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur" (denilecek).

    15 - "Bu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?

    16 - Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek).

    17 - Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.

    18 -Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

    19 - (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir.)

    20 - Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.

    21 - İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik.
    Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

    22 - Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik.

    23 - Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

    24 - Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.

    25 - Birbirlerine yönelip soruyorlar.

    26 - Ve diyorlar ki: "Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkibetimizden) korkardık".

    27 - "Allah bize lutfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azabdan korudu."

    28 - "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."

    29 -(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.

    30 - Yoksa onlar (senin için): "Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz." mu diyorlar?

    31 - De ki: Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.

    32 - Onların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

    33 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar.

    34 - Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler.

    35 - Yoksa onlar, hiçbir şey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar?

    36 - Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar.

    37 - Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir?

    38 - Yoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsin.

    39 - Demek kızlar O'na, oğullar size öyle mi?

    40 - Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

    41 - Yoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar?

    42 - Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir.

    43 - Yoksa onların Allah'tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.

    44 - Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler.

    45 - Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.

    46 - O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir.

    47 - Şüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler.

    48 - Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.

    49 - Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O'nu tesbih et

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...