Orucu Bozan Şeyler
1- Yemek ve İçmek
Allah Teala buyuruyor:
Oruçlu olan kimse, sehven bir şey yer veya içerse orucu batıl olmaz.
"Hz. Ebu Abdullah (İmam Sadık) (a.s) dan bir kimsenin unutarak bir şey yiyip içtiğini sonra da oruçlu olduğunu hatırladığını sorunca İmam şöyle cevap verdi: "Orucunu bozmaz o, ancak Allah'ın onu rızklandırdığı bir şey dir orucunu tamamlasın."
2-Cima: İster önden olsun ister arkadan sünnet yeri kadar dahil olduğu taktirde her iki tarafın da orucunu batıl eder. Hatta hayvan ve ölüye bile yapılan orucu batıl eder. Ama eğer oruçlu olduğunu unutur veya onu bu işe zorlarlarsa, orucu batıl olmaz.
"Oruç gecesinde kadınlarınızla buluşmanız size helal edilmiştir. Onlar sizin için elbisedir, siz de onlar için elbisesiniz. Allah sizin nefislerinize ihanet ettiğinizi bildi ve size döndü ve sizi affetti. Şimdi onlarla buluşun ve Allah'ın size yazdığını dileyin..."
3- İstimna
Abdurrahman b. Heccac diyor:
4-Eğer oruçlu kimse bilerek kafasının tamamını suya daldırırsa, vücudunun geri kalan kısmı sudan dışarıda kalsa bile, orucu batıl olur. Ama eğer kafasının bir miktarı sudan dışarıda kalırsa, bedeninin tamamı suya girse bile orucu batıl olmaz. Muhammed b. Müslim bir rivayette şöyle diyor: "Ben Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Oruçlu kimse üç şeyden; yemek-içimek, kadın ve suya dalmaktan sakındıktan sonra yapacağı ayrı bir şey ona zarar vermez"."
"Orucun sınırları dört şeydir:
5- Boğaza Yoğun Toz Kaçırmak
Bir hadiste İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:
Bir ayrı hadiste de şöyle yazıyor: "...Eğer Ramazan ayında oruçlu olan kimse, evi süpürür ve burnuna ve boğazına toz giderse, iki ay peşpeşe oruç tutması gerekir. Zira bu da aynen yemek-içimek ve cima yapmak gibi orucu batıl eder."[19]
Eğer oruçlu kimse, sözle, yazıyla veya işaret etmek gibi bir yolla Allah'a Peygamber'e veya İmamlara yalan bir sözü isnad ederse, -daha sonra hemen "yalan söyledim" veya "tövbe ettim" dese bile- orucu batıldır. İhtiyat gereği olarak Hz. Zehra ile önceki peygamberler ve onların vasileri de aynı hükümdedirler.
6- Sabah Ezanına Kadar Hayız, Nifas ve Cünüp Halde Kalmak
Ebu Basir'in Hz. İmam sadık (a.s) dan naklettiği bir hadiste İmam(a.s.) Ramazan ayı gecesinde cünüp olup kasten sabah'a kadar gusletmeyen bir kişi hakkında şöyle buyurmuştur:
Bir rivayette İbni Bükeyr şöyle diyor: Hz. Ebu Abdullah (İmam Sadık)(a.s.)'dan güneş doğuncaya kadar cünüp kalıp, günden bir süre geçtiktiği halde guslettikten sonra oruç tutmak istiyen bir şahıs hakkında soruldu. İmam şöyle cevap verdi "İsterse oruç tutabilir ve o öğleye kadar muhtardır."
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Eğer kadın Ramazan ayında geceden hayzından pak olur sonra da sabah oluncaya kadar tembellik ederek gusletmezse o günün orucunu kaza etmesi gerekir."
İstihazeli kadının orucu ise ancak taharet bölümünde açıklandığı üzere üzerine farz olan gusülleri yerine getirdiği takdirde sahihtir aksi takdirde orucu batıldır.
"Hz. İmam Sadık (a.s) dan müstehaza kadının orucunu sordum. İmam şöyle buyurdu: "Hayız günleri dışında Ramazan ayı orucunu tutar, hayız günlerini ise sonradan kaza eder."
Sıvı bir madde ile tenkiye yapmak çaresizlik yüzünden ve tedavi için olsa bile orucu batıl eder. Ama tedavi için fitil kullanmanın bir sakıncası yoktur.
Oruçlu olan kimse kasten kusarsa, hastalık veya benzeri bir sebepten dolayı kaçınılmaz bile olsa, orucu batıl olur. Fakat farkında olmayarak veya elinde olmayarak kusarsa sakıncası yoktur. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Orucu Batıl Eden Şeylerin Hükümleri:
Hazreti İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Bu saydığımız şeyler kasıtlı olarak yapıldığında orucu batıl ettiği gibi keffareti de farz kılar. Ancak bunların bazısında keffaretin farz olması kesindir, bazısında da ihtilaf edilmiştir. Kesin olarak keffareti farz kılan, orucu batıl eden şeyler şunlardan ibarettir.
Hazreti İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında kasten özürsüz olarak bir gün orucunu yiyen kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
2- Cima
"O günün orucunu kaza etmeli ve bir köle azad etmeli, eğer buna gücü yetmezse, iki ay peş peşe oruç tutmalı, eğer buna gücü yetmezse altmış fakire taam vermeli, eğer bunu da bulamazsa, istiğfar etmelidir."
Abdurrahman b. Haccac diyor Hz. İmam Sadık (a.s) dan ihramlı olduğu halde veya Ramazan ayında hanımıyla, kendilerinden meni gelinceye kadar cima yapmaksızın oynaşan bir kimse hakkında sordum İmam şöyle cevap verdi: Onların her ikisine de cima eden kimsenin keffareti farz olur."
Ebu Basir'in naklettiği bir rivayette Hz. İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında geceleyin cünüp olup sabah ezanına kadar kasıtlı olarak gusletmeyen bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
Orucu batıl eden geri kalan şeyler hususunda ise ulema ihtilaf etmiştir. Bir grup onların da keffareti gerektirdiğini söylerken, diğer bir grup onların sadece kaza etmeği farz kıldığını kabul etmiştir. Dolayısıyla bunlarında keffareti farz kılıp kılmadığı hususunda zamanın a'lem müçtehidinin fetvalarına baş vurulmalıdır.
1- Ramazan ayının orucu; onun keffareti yukarıda geçen rivayetlerden de anlaşılacağı üzere üç şeyden biridir. Yani mükellef, ya bir köle azad etmeli veya iki ay peşpeşe oruç tutmalı ya da altmış fakire taam yedirmeli. elbette fakirlere taam yedirmek yerine onların her birine bir mudd yani yaklaşık on sir (750 gr) taam yani buğday, arpa veya benzeri şeyler de verebilir. Bunlara gücü yetmezse ya on sekiz gün oruç tutmalı ya da kaç mud elinden gelirse o kadar vemelidir. Eğer hiç verme imkânı yoksa istiğfar etmelidir. Yani Alalh'dan mağfiret dilemelidir.
Abdusselam b. Sahh-i Hivevi diyor; Hz. İmam Rıza (a.s)'a "Ey Resululah'ın oğlu hem senin babalarından Ramazan ayında cima eden veya bir şey yiyerek orucunu bozan kimsenin üç keffaret vemesi gerektiği nakledilmektedir, hem de bir keffaret vermesi gerektiği nakledilmektedir. "Bu iki tür hadisin hangisine amel edelim." diye sordum. İmam şöyle cevap verdi: "Her ikisine de. eğer Ramazan ayında bir kimse harem bir cima yapar veya haram bir şey yemekle orucunu bozarsa, her üç keffareti onun üzerine gelir. Bir köle azad etmeli, iki ay peş peşe oruç tutmalı, altmış fakire yemek vermeli ve o günün kazasını tutmalıdır. Ama eğer helal bir cima yaparsa, veya helal bir şeyi yemekle orucunu bozarsa, onun üzerine bir keffaret gelir. Eğer unutkanlıkla olursa da onun üzerine bir şey gelmez.
Bureyd-i İcli'nin naklettiği rivayette Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) Ramazan ayı orucu kazasını tuttuğu halde hanımıyla ilişkide bulunan kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
3- Belirli bir günde tutulması nezredilen orucu bozup nezre vefa etmemek keffareti farz kılar. Ancak onun keffaretinin de aynen Ramazan ayı orucu gibi olduğu yoksa yemin keffareti gibi olduğu hususunda ulama arasında ihtilaf vardır. Dolayısıyla bu hususta da zamanın a'lam müctehide başvurulmalıdır.
1- Cünüp olan kimse, ikinci kez uykudan uyandıktan sonra, uyuduğu taktirde tekrar uyanacağını bilir veya ihtimal verir ve uyandıktan sonra gusletme kararıyla uyur ve sabah ezanına kadar uyanmazsa, o günün orucunu tamamlamalı ve ayrıca kazasını da tutmalıdır. İbn-i Yafur diyor; "Hz. İmam Sadık (a.s)'a Ramazan ayında cünüp olup uyuyan sonra uyanıp, sonra uyuyan sonra uyanıp sonra tekrar uyuyan ve sabah'a kadar uykuda kalan bir kimse'nin hükmü nedir? dedim. İmam şöyle cevap verdi: "O günün orucunu tamamlar ve (sonra) da ayır bir günde kazasını yapar, ama eğer hiç uyanmadan sabah'a kadar uykuda kalırsa o günün orucunu tamalar ve o onun için yeterlidir."
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer oruçlu kasten kusarsa, o günün kazası ona farz olur, ama eğer, istemediği halde elinde olmayarak kusarsa, orucunu tamamlar."
4- Ramazan ayında sabah olup olmadığını araştırmadan orucu bozan bir iş yapar sonra da sabah olduğunu anlarsa, veya araştırır ama sabah olduğunu zannettiği halde orucu bozan bir iş yapar sonra da sabah olduğunu anlarsa, o günün kazası farzdır. Ama araştırdıktan sonra sabah olmadığına yakin eder ve orucu bozan bir iş yaptıktan sonra sabah olduğunu anlarsa, o günün kazası farz değildir.
"Eğer önce araştırır ve fecrin doğmadığını görür ve yemek yer sonra da fecrin doğmuş olduğunu görürse, orucunu tamamlar ve yeniden tutması da gerekmez. Ama eğer önce yemeğin yer ve suyunu içer sonra da fecir olup olmadığına bakar ve fecrin doğmuş olduğunu görürse, o günün orucunu tamamlar ve ayrı bir günde de kaza eder. Zira araştırmadan önce yemeğe başlamıştır. Dolayısıyla onu yeniden tutması gerekir."
Bir hadiste İbrahim b. Meymun şöyle diyor; "Hz. İmam Sadık (a.s) dan Ramazan ayı gecesinde cünüp olup sonra da gusletmeyi unutarak bir cuma geçinceye veya ramazan ayı bitinceye kadar böylece kalan bir kimsenin hükmünü sordum. İmam şöyle cevap verdi:
6- Sabah olmamıştır diye birinin sözü üzere orucu batıl eden şeylerden birini yaptıktan sonra sabah olmuş olduğunu anlarsa,
7- Kendisine sabah oldu diyen kimsenin sözüne inanmayıp veya şaka yaptığını sanarak, orucu batıl eden şeylerden yaptıktan batıl eden şeylerden yaptıktan sonra sabah olmuş olduğunu anlarsa,
İmam "O kimse, (yemeğe devam eden) orucunu tamamlar sonra da kaza eder." cevabını verdi."
Bir rivayette Şümaat şöyle diyor; Hz. İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında akşam üzere bastıran bir siyah bulut nedeniyle akşam olduğunu zannederek iftar eden, sonra da bulut çekilince güneşin henüz batmamış olduğunu gören oruç tutmuş olan bir kitle hakkında şöyle buyurdu:
Yine Hz. İmam Sadık (a.s) havada bulut olduğundan dolayı güneşin battığını zannederek orucunu yiyen sonra da bulut çekilince henüz güneşin batmamış olduğunu gören bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
9- Serinlemek için veya sebepsiz olarak gargara eder yani ağzında su dolaştırır ve bu esnada boğazına su kaçırırsa, ama eğer oruçlu olduğunu unutarak suyu yutar veya farz namazın abdesti için gargara yaparken boğazına su kaçarsa, orucunu kaza etmesi gerekmez.
"O orucu kaza etmesi gerekir, ama eğer abdest alırken olsaydı sakıncası yoktu."
10- Adil bir kimsenin akşam olduğunu haber vermesi gibi şer-i açıdan sözüne itimat edilmesi caiz olan bir kimsenin akşam olduğunu haber vermesi üzerine orucunu açar sonra da henüz akşam olmadığını anlarsa, Bu hususta ulamanın nazarı farklı olduğundan dolayı bu hususta gerekli olan şartların belirlenmesinde zamanın allem müçtehidinin fetvasına başvurulmalıdır.
1- İhtiyarlık dolayısıyla oruç tutması mümkün olmayan veya oruç tutması kendisine meşakkatli olan ihtiyar erkek ve kadına oruç tutmak farz değildri. Ancak meşakkatli olduğu taktirde ve hatta bazı müçtehitlerin nazarına imkanı olmadığı taktirde de her gün için keffare olarak bir mudd yakalşık 750 gr. buğday, arpa veya bunların benzerini fakire vermelidir.
Böyle bir hastalığı olan kimsenin de sonradan oruç tutması mümkün olursa, tutmadığını oruçları kaza etmesinin gerekip gerekmediği müçtehidiler arasında ihtilaflı olan bir meseledir. Dolayısıyla bu konuda da zamanın a'lem müçtehidine baş vurulması gerekir. Ayrıca böyle bir hastalığı olan kimsenin gün boyunca zaruri miktardan fazla su içmesinin caiz olup olmadığı konusu da müçtehitlerin ihtilaf ettikleri bir konudur. Dolayısıyla bu konuda da zamanın a'lem müçthdinin fetvasına göre amel edilmelidir. hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:
Hazreti İmam Sadık (a.s) "...ve onlara ki, o (oruç) zor gelirse her gün için bir fakirin yemeğini fidye vermelidir...." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "(Yani) ihtiyarlamak veya susama hastalığı ve benzeri yüzden oruç tutmaları zor olan kimseler her gün için bir mudd (fakire) vermelidir."
"Doğumu yaklaşan hamile kadınla sütü az olan süt emziren kadının Ramazan ayında oruçlarını yemelerinde bir mahzur yoktur. Zira onlar oruç tutmağın kendilerine zor olan kimselerdir. Ancak onların her biri oruç tutmadığı her gün için bir muda taam fakire vermelidir, sonra da oruç tutmadıkları her günü kaza etmeleri gerekir."
6- Oruç tutmağın kendisine zararlı olan hastaya veya oruç tuttuğu taktirde hastalanacağından korkan kimseye oruç tutmak farz değildir. Ancak Ramazan ayı orucunda sonra iyileştiği zaman onun kazasını tutması gerekir. Ama eğer hastalığı sonraki yılın Ramazanına kadar devam ederse, tutmamış olduğu oruçların kazası da onun üzerine farz olamaz. Fakat her gün için bir mudd yaklaşık 750 gr. taam yani buğday, arpa ve benzeri bir şeyi, keffaret olarak fakire vermelidir.
7- Önce de işaret ettiğimiz gibi dört rekâtlı namazlarını iki rek'at olarak kılması gereken bir yolcuya oruç farz olmaz ve hatta oruç tutması haramdır bile.
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bunlar birdir; namazını seferi kıldığın her zaman orucunu da yersin ve (yolculukta) orucunu yediğin her zaman da namazını seferi kılarsın."
Yolcu olan kimse, eğer orucu bozan bir iş yapmaksızın öğleden önce vatanına veya on gün kalmak istediği bir yere ulaşırsa o gün Ramazan ayı gibi oruç tutulması farz olan bir günse oruca niyet etmeli ve orucu sahihtir.
8- Önce de işaret ettiğimiz gibi orucun farz olma şartlarından bir diğeri de buluğa ermektir. Dolayısıyla buluğa ermemiş olan bir kimseye oruç farz değildir.
Ayrı bir hadiste de oğlan çocuğu, kaç yaşındayken oruç tutmaya emredilir? sorusuna karşılık şöyle cevap vermiştir:
9- Orucun farz olma şartlarından bir diğeri de aklın kâmil olmasıdır. Dolayısıyla deli olan bir kimseye diğer tekliflerde olduğu gibi oruç ta farz değildir.
"Her kime Allah galebe ederse, (Allah onu teklifi önleyici bir belaya müptela ederse) onun üzerinde bir yükümlülük yoktur."
1- Yemek ve İçmek
Allah Teala buyuruyor:
Oruçlu olan kimse, sehven bir şey yer veya içerse orucu batıl olmaz.
"Hz. Ebu Abdullah (İmam Sadık) (a.s) dan bir kimsenin unutarak bir şey yiyip içtiğini sonra da oruçlu olduğunu hatırladığını sorunca İmam şöyle cevap verdi: "Orucunu bozmaz o, ancak Allah'ın onu rızklandırdığı bir şey dir orucunu tamamlasın."
2-Cima: İster önden olsun ister arkadan sünnet yeri kadar dahil olduğu taktirde her iki tarafın da orucunu batıl eder. Hatta hayvan ve ölüye bile yapılan orucu batıl eder. Ama eğer oruçlu olduğunu unutur veya onu bu işe zorlarlarsa, orucu batıl olmaz.
"Oruç gecesinde kadınlarınızla buluşmanız size helal edilmiştir. Onlar sizin için elbisedir, siz de onlar için elbisesiniz. Allah sizin nefislerinize ihanet ettiğinizi bildi ve size döndü ve sizi affetti. Şimdi onlarla buluşun ve Allah'ın size yazdığını dileyin..."
3- İstimna
Abdurrahman b. Heccac diyor:
4-Eğer oruçlu kimse bilerek kafasının tamamını suya daldırırsa, vücudunun geri kalan kısmı sudan dışarıda kalsa bile, orucu batıl olur. Ama eğer kafasının bir miktarı sudan dışarıda kalırsa, bedeninin tamamı suya girse bile orucu batıl olmaz. Muhammed b. Müslim bir rivayette şöyle diyor: "Ben Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Oruçlu kimse üç şeyden; yemek-içimek, kadın ve suya dalmaktan sakındıktan sonra yapacağı ayrı bir şey ona zarar vermez"."
"Orucun sınırları dört şeydir:
5- Boğaza Yoğun Toz Kaçırmak
Bir hadiste İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:
Bir ayrı hadiste de şöyle yazıyor: "...Eğer Ramazan ayında oruçlu olan kimse, evi süpürür ve burnuna ve boğazına toz giderse, iki ay peşpeşe oruç tutması gerekir. Zira bu da aynen yemek-içimek ve cima yapmak gibi orucu batıl eder."[19]
Eğer oruçlu kimse, sözle, yazıyla veya işaret etmek gibi bir yolla Allah'a Peygamber'e veya İmamlara yalan bir sözü isnad ederse, -daha sonra hemen "yalan söyledim" veya "tövbe ettim" dese bile- orucu batıldır. İhtiyat gereği olarak Hz. Zehra ile önceki peygamberler ve onların vasileri de aynı hükümdedirler.
6- Sabah Ezanına Kadar Hayız, Nifas ve Cünüp Halde Kalmak
Ebu Basir'in Hz. İmam sadık (a.s) dan naklettiği bir hadiste İmam(a.s.) Ramazan ayı gecesinde cünüp olup kasten sabah'a kadar gusletmeyen bir kişi hakkında şöyle buyurmuştur:
Bir rivayette İbni Bükeyr şöyle diyor: Hz. Ebu Abdullah (İmam Sadık)(a.s.)'dan güneş doğuncaya kadar cünüp kalıp, günden bir süre geçtiktiği halde guslettikten sonra oruç tutmak istiyen bir şahıs hakkında soruldu. İmam şöyle cevap verdi "İsterse oruç tutabilir ve o öğleye kadar muhtardır."
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Eğer kadın Ramazan ayında geceden hayzından pak olur sonra da sabah oluncaya kadar tembellik ederek gusletmezse o günün orucunu kaza etmesi gerekir."
İstihazeli kadının orucu ise ancak taharet bölümünde açıklandığı üzere üzerine farz olan gusülleri yerine getirdiği takdirde sahihtir aksi takdirde orucu batıldır.
"Hz. İmam Sadık (a.s) dan müstehaza kadının orucunu sordum. İmam şöyle buyurdu: "Hayız günleri dışında Ramazan ayı orucunu tutar, hayız günlerini ise sonradan kaza eder."
Sıvı bir madde ile tenkiye yapmak çaresizlik yüzünden ve tedavi için olsa bile orucu batıl eder. Ama tedavi için fitil kullanmanın bir sakıncası yoktur.
Oruçlu olan kimse kasten kusarsa, hastalık veya benzeri bir sebepten dolayı kaçınılmaz bile olsa, orucu batıl olur. Fakat farkında olmayarak veya elinde olmayarak kusarsa sakıncası yoktur. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Orucu Batıl Eden Şeylerin Hükümleri:
Hazreti İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Bu saydığımız şeyler kasıtlı olarak yapıldığında orucu batıl ettiği gibi keffareti de farz kılar. Ancak bunların bazısında keffaretin farz olması kesindir, bazısında da ihtilaf edilmiştir. Kesin olarak keffareti farz kılan, orucu batıl eden şeyler şunlardan ibarettir.
Hazreti İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında kasten özürsüz olarak bir gün orucunu yiyen kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
2- Cima
"O günün orucunu kaza etmeli ve bir köle azad etmeli, eğer buna gücü yetmezse, iki ay peş peşe oruç tutmalı, eğer buna gücü yetmezse altmış fakire taam vermeli, eğer bunu da bulamazsa, istiğfar etmelidir."
Abdurrahman b. Haccac diyor Hz. İmam Sadık (a.s) dan ihramlı olduğu halde veya Ramazan ayında hanımıyla, kendilerinden meni gelinceye kadar cima yapmaksızın oynaşan bir kimse hakkında sordum İmam şöyle cevap verdi: Onların her ikisine de cima eden kimsenin keffareti farz olur."
Ebu Basir'in naklettiği bir rivayette Hz. İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında geceleyin cünüp olup sabah ezanına kadar kasıtlı olarak gusletmeyen bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
Orucu batıl eden geri kalan şeyler hususunda ise ulema ihtilaf etmiştir. Bir grup onların da keffareti gerektirdiğini söylerken, diğer bir grup onların sadece kaza etmeği farz kıldığını kabul etmiştir. Dolayısıyla bunlarında keffareti farz kılıp kılmadığı hususunda zamanın a'lem müçtehidinin fetvalarına baş vurulmalıdır.
1- Ramazan ayının orucu; onun keffareti yukarıda geçen rivayetlerden de anlaşılacağı üzere üç şeyden biridir. Yani mükellef, ya bir köle azad etmeli veya iki ay peşpeşe oruç tutmalı ya da altmış fakire taam yedirmeli. elbette fakirlere taam yedirmek yerine onların her birine bir mudd yani yaklaşık on sir (750 gr) taam yani buğday, arpa veya benzeri şeyler de verebilir. Bunlara gücü yetmezse ya on sekiz gün oruç tutmalı ya da kaç mud elinden gelirse o kadar vemelidir. Eğer hiç verme imkânı yoksa istiğfar etmelidir. Yani Alalh'dan mağfiret dilemelidir.
Abdusselam b. Sahh-i Hivevi diyor; Hz. İmam Rıza (a.s)'a "Ey Resululah'ın oğlu hem senin babalarından Ramazan ayında cima eden veya bir şey yiyerek orucunu bozan kimsenin üç keffaret vemesi gerektiği nakledilmektedir, hem de bir keffaret vermesi gerektiği nakledilmektedir. "Bu iki tür hadisin hangisine amel edelim." diye sordum. İmam şöyle cevap verdi: "Her ikisine de. eğer Ramazan ayında bir kimse harem bir cima yapar veya haram bir şey yemekle orucunu bozarsa, her üç keffareti onun üzerine gelir. Bir köle azad etmeli, iki ay peş peşe oruç tutmalı, altmış fakire yemek vermeli ve o günün kazasını tutmalıdır. Ama eğer helal bir cima yaparsa, veya helal bir şeyi yemekle orucunu bozarsa, onun üzerine bir keffaret gelir. Eğer unutkanlıkla olursa da onun üzerine bir şey gelmez.
Bureyd-i İcli'nin naklettiği rivayette Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) Ramazan ayı orucu kazasını tuttuğu halde hanımıyla ilişkide bulunan kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
3- Belirli bir günde tutulması nezredilen orucu bozup nezre vefa etmemek keffareti farz kılar. Ancak onun keffaretinin de aynen Ramazan ayı orucu gibi olduğu yoksa yemin keffareti gibi olduğu hususunda ulama arasında ihtilaf vardır. Dolayısıyla bu hususta da zamanın a'lam müctehide başvurulmalıdır.
1- Cünüp olan kimse, ikinci kez uykudan uyandıktan sonra, uyuduğu taktirde tekrar uyanacağını bilir veya ihtimal verir ve uyandıktan sonra gusletme kararıyla uyur ve sabah ezanına kadar uyanmazsa, o günün orucunu tamamlamalı ve ayrıca kazasını da tutmalıdır. İbn-i Yafur diyor; "Hz. İmam Sadık (a.s)'a Ramazan ayında cünüp olup uyuyan sonra uyanıp, sonra uyuyan sonra uyanıp sonra tekrar uyuyan ve sabah'a kadar uykuda kalan bir kimse'nin hükmü nedir? dedim. İmam şöyle cevap verdi: "O günün orucunu tamamlar ve (sonra) da ayır bir günde kazasını yapar, ama eğer hiç uyanmadan sabah'a kadar uykuda kalırsa o günün orucunu tamalar ve o onun için yeterlidir."
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer oruçlu kasten kusarsa, o günün kazası ona farz olur, ama eğer, istemediği halde elinde olmayarak kusarsa, orucunu tamamlar."
4- Ramazan ayında sabah olup olmadığını araştırmadan orucu bozan bir iş yapar sonra da sabah olduğunu anlarsa, veya araştırır ama sabah olduğunu zannettiği halde orucu bozan bir iş yapar sonra da sabah olduğunu anlarsa, o günün kazası farzdır. Ama araştırdıktan sonra sabah olmadığına yakin eder ve orucu bozan bir iş yaptıktan sonra sabah olduğunu anlarsa, o günün kazası farz değildir.
"Eğer önce araştırır ve fecrin doğmadığını görür ve yemek yer sonra da fecrin doğmuş olduğunu görürse, orucunu tamamlar ve yeniden tutması da gerekmez. Ama eğer önce yemeğin yer ve suyunu içer sonra da fecir olup olmadığına bakar ve fecrin doğmuş olduğunu görürse, o günün orucunu tamamlar ve ayrı bir günde de kaza eder. Zira araştırmadan önce yemeğe başlamıştır. Dolayısıyla onu yeniden tutması gerekir."
Bir hadiste İbrahim b. Meymun şöyle diyor; "Hz. İmam Sadık (a.s) dan Ramazan ayı gecesinde cünüp olup sonra da gusletmeyi unutarak bir cuma geçinceye veya ramazan ayı bitinceye kadar böylece kalan bir kimsenin hükmünü sordum. İmam şöyle cevap verdi:
6- Sabah olmamıştır diye birinin sözü üzere orucu batıl eden şeylerden birini yaptıktan sonra sabah olmuş olduğunu anlarsa,
7- Kendisine sabah oldu diyen kimsenin sözüne inanmayıp veya şaka yaptığını sanarak, orucu batıl eden şeylerden yaptıktan batıl eden şeylerden yaptıktan sonra sabah olmuş olduğunu anlarsa,
İmam "O kimse, (yemeğe devam eden) orucunu tamamlar sonra da kaza eder." cevabını verdi."
Bir rivayette Şümaat şöyle diyor; Hz. İmam Sadık (a.s) Ramazan ayında akşam üzere bastıran bir siyah bulut nedeniyle akşam olduğunu zannederek iftar eden, sonra da bulut çekilince güneşin henüz batmamış olduğunu gören oruç tutmuş olan bir kitle hakkında şöyle buyurdu:
Yine Hz. İmam Sadık (a.s) havada bulut olduğundan dolayı güneşin battığını zannederek orucunu yiyen sonra da bulut çekilince henüz güneşin batmamış olduğunu gören bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
9- Serinlemek için veya sebepsiz olarak gargara eder yani ağzında su dolaştırır ve bu esnada boğazına su kaçırırsa, ama eğer oruçlu olduğunu unutarak suyu yutar veya farz namazın abdesti için gargara yaparken boğazına su kaçarsa, orucunu kaza etmesi gerekmez.
"O orucu kaza etmesi gerekir, ama eğer abdest alırken olsaydı sakıncası yoktu."
10- Adil bir kimsenin akşam olduğunu haber vermesi gibi şer-i açıdan sözüne itimat edilmesi caiz olan bir kimsenin akşam olduğunu haber vermesi üzerine orucunu açar sonra da henüz akşam olmadığını anlarsa, Bu hususta ulamanın nazarı farklı olduğundan dolayı bu hususta gerekli olan şartların belirlenmesinde zamanın allem müçtehidinin fetvasına başvurulmalıdır.
1- İhtiyarlık dolayısıyla oruç tutması mümkün olmayan veya oruç tutması kendisine meşakkatli olan ihtiyar erkek ve kadına oruç tutmak farz değildri. Ancak meşakkatli olduğu taktirde ve hatta bazı müçtehitlerin nazarına imkanı olmadığı taktirde de her gün için keffare olarak bir mudd yakalşık 750 gr. buğday, arpa veya bunların benzerini fakire vermelidir.
Böyle bir hastalığı olan kimsenin de sonradan oruç tutması mümkün olursa, tutmadığını oruçları kaza etmesinin gerekip gerekmediği müçtehidiler arasında ihtilaflı olan bir meseledir. Dolayısıyla bu konuda da zamanın a'lem müçtehidine baş vurulması gerekir. Ayrıca böyle bir hastalığı olan kimsenin gün boyunca zaruri miktardan fazla su içmesinin caiz olup olmadığı konusu da müçtehitlerin ihtilaf ettikleri bir konudur. Dolayısıyla bu konuda da zamanın a'lem müçthdinin fetvasına göre amel edilmelidir. hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:
Hazreti İmam Sadık (a.s) "...ve onlara ki, o (oruç) zor gelirse her gün için bir fakirin yemeğini fidye vermelidir...." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "(Yani) ihtiyarlamak veya susama hastalığı ve benzeri yüzden oruç tutmaları zor olan kimseler her gün için bir mudd (fakire) vermelidir."
"Doğumu yaklaşan hamile kadınla sütü az olan süt emziren kadının Ramazan ayında oruçlarını yemelerinde bir mahzur yoktur. Zira onlar oruç tutmağın kendilerine zor olan kimselerdir. Ancak onların her biri oruç tutmadığı her gün için bir muda taam fakire vermelidir, sonra da oruç tutmadıkları her günü kaza etmeleri gerekir."
6- Oruç tutmağın kendisine zararlı olan hastaya veya oruç tuttuğu taktirde hastalanacağından korkan kimseye oruç tutmak farz değildir. Ancak Ramazan ayı orucunda sonra iyileştiği zaman onun kazasını tutması gerekir. Ama eğer hastalığı sonraki yılın Ramazanına kadar devam ederse, tutmamış olduğu oruçların kazası da onun üzerine farz olamaz. Fakat her gün için bir mudd yaklaşık 750 gr. taam yani buğday, arpa ve benzeri bir şeyi, keffaret olarak fakire vermelidir.
7- Önce de işaret ettiğimiz gibi dört rekâtlı namazlarını iki rek'at olarak kılması gereken bir yolcuya oruç farz olmaz ve hatta oruç tutması haramdır bile.
Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bunlar birdir; namazını seferi kıldığın her zaman orucunu da yersin ve (yolculukta) orucunu yediğin her zaman da namazını seferi kılarsın."
Yolcu olan kimse, eğer orucu bozan bir iş yapmaksızın öğleden önce vatanına veya on gün kalmak istediği bir yere ulaşırsa o gün Ramazan ayı gibi oruç tutulması farz olan bir günse oruca niyet etmeli ve orucu sahihtir.
8- Önce de işaret ettiğimiz gibi orucun farz olma şartlarından bir diğeri de buluğa ermektir. Dolayısıyla buluğa ermemiş olan bir kimseye oruç farz değildir.
Ayrı bir hadiste de oğlan çocuğu, kaç yaşındayken oruç tutmaya emredilir? sorusuna karşılık şöyle cevap vermiştir:
9- Orucun farz olma şartlarından bir diğeri de aklın kâmil olmasıdır. Dolayısıyla deli olan bir kimseye diğer tekliflerde olduğu gibi oruç ta farz değildir.
"Her kime Allah galebe ederse, (Allah onu teklifi önleyici bir belaya müptela ederse) onun üzerinde bir yükümlülük yoktur."