Ey oruç,tut beni!

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Ey oruç,tut beni!

    Ey Oruç, Tut Beni…!
    Hoş geldin ey suskun sevgilim;


    Tut sözünü; sus. Mühürle
    dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek
    dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının
    bengisuyuna kat hecelerimi. Hoş geldin ey yüzü gamzelim;


    Bakışının menzilinde tut
    gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de
    seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz
    yetimliğimi. Hoş geldin ay yüzlüm benim;


    Tut saçlarımın kakülünden,
    kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı
    gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine
    yasla umarsızlığımı. Hoş geldin ey hesapsız
    sevincim;

    Tut elimi. Avuçlarında tut
    uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur
    meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi.
    Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme
    nefsimi. Hoş geldin ey ruh ikizim;


    Tut, ardında tutulduğum
    aynalara tut yüzümü… Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini
    tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım.
    Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver
    bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine
    asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra
    sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir
    kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline
    dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki
    üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci
    mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.
    Hoş geldin ey son tesellim;


    Göz yaşımı yanağında tut, taç
    yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla
    kalbimi. Hoş geldin ey kalbimin göğü;


    Tut kanatlarımdan, rahmete
    yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün
    bulutlarında. Hoş geldin ey bin bahar
    neşesi;

    Tut elimden sımsıcak,
    karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle
    gönlünün pervazına kalbimi. Hoş geldin ey ışıltılı
    libasım;

    Tut yakamdan, giy beni,
    giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal
    gibi, rızana razı eyle beni. Hoş geldin ey kan davalım;


    Tut (i)ki yakamdan, tutukla
    beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı
    yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..


    Hoş geldin ey açlığım;


    Tut ve at sahte
    doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak
    cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.
    Hoş geldin ey sırdaşım;


    Tut beni, sobele. Saklandığım
    yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat
    gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz
    ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..


    Hoş geldin ey gam telim;


    Tut getir o mahur besteleri.
    Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık
    sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi,
    göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.
    Hoş geldin ey güz yağmurum;


    Sağanağına tut bu çorak
    gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde
    uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını
    toprağa kat.

    Hoş geldin ey orucum;


    Acıktım sana;
    sofrana oturt beni.

    Acıttım içimi;
    göğsünde avut beni.

    Aktım sana;
    damla damla yut beni.

    Aldandım sahte ışıklara;
    beşiğinde uyut beni.

    Ağular içtim bal
    kâselerinden; döşeğinde
    sağalt beni.
    Azaldım nisyanlar içinde;
    gözlerinde çoğalt beni.
    Ağına düştüm isyanların;
    tut elimi, doğrult beni.

    Ağzına düştüm yalanların;
    tut dilimi, doğruda tut beni.

    Ayartısına kandım anlık
    sevdaların; tut gözlerimi,
    körelt beni.
    Arı duru kalamadım, bulandım;
    el üstünde tut
    pişmanlıklarımı, durult beni. Tut beni.


    alıntı.......
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...