Namazda Ýstemeyerek Dalmak Günah Mýdýr ?

Kapat
Bu Sabit Bir Konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Namazda İstemeyerek Dalmak Günah Mıdır ?

    Namaz Kur'an-ı Kerim'de üzerinde hassasiyetle durulan, dinimizin temel
    ibadetidir ve namazda asıl olan HUŞU içerisinde olmaktır. Hepimizin
    çok iyi bildiği ve namazlarında sık sık okuduğu Maun suresinde yüce
    Allah şöyle buyurmaktadır: "YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA Kİ ONLAR,
    KILDIKLARI NAMAZDAN GAFİLDİRLER". Müfessirler namazdan gafil olmayı.
    Namazın gerektirdiği huşu içerisinde olmamak, namaza gereken önem ve
    ciddiyeti vermemek, namazı oyun ve eğlenceye çevirmek şeklinde
    yorumlamaktadırlar. Dolayısıyla bir mü'minin gerçekten namaz
    kılmasının ön şartı gaflette olmaması, sizin deyiminizle dalmamasıdır.
    Ancak insanlar çeşitli sebeplerle namazlarında huşudan uzak
    olabilmekte, dünya işlerini düşünmeye dalabilmekte ve namazlarıın
    gerektiği gibi eda edememektedirler. Namazda insanların gaflete
    düştüklerinin bir delili olarak Fıkıh kitaplarında şöyle bir olay
    anlatılır: Bir gün bir adam bir kese altınını kaybeder. Ne kadar
    aradıya bulamaz. Soruşturuken kendsine İmam-ı Azam'a gitmesi tavsiye
    edilir. O da İmam-ı Azam'a gelerek durumu anlatır. İmam-ı Azam'a ona:
    Bu gece sabaha kadar namaz kıl bulursun der. Adam evine döner
    abdestini alır ve namaz kılmaya başlar. Daha 3. rekata gelmeden
    kesesini nerede düşürdüğünü hatırlar. Zira, namaza durduğunda o gün
    nerelerden geçtiğini, nereye gittiğini, nerede düşürmüş olaibleceğini
    düşünmeye başlamıştır. İşte insanların namazda huşu içerisinde
    olabilmelerinin ne kadar zor olduğunu gösteren bu menkıbeden bizim
    çıkaracağımız ders, tek başına değil, mümkün olduğu kadar daha fazla
    cemaatle namaz kılmaya gayret etmemizdir. Cemaate de devam etsek yine
    de huşuyu bulamayabiliriz. Bu taktirde namazımızda daima Allah'ın
    huzurunda olduğumuzu aklımızdan çıkarmamaya gayret etmeliyiz. Nasıl ki
    beldemize gelen büyük bir devlet adamı, vali yönetici vs. karşısında
    edebi bozmamaya gayret ediyorsak, namazda da aynı şekilde olmalıyız.
    Dünyaya ilişkin diğer bütün işlerimizden sıyrılmalı ve Allahın
    huzurunda olduğumuzun farkında olmalıyız. Mevlana Celaleddin Rumi der
    ki: "Ben namaza durduğum zaman, tekbir alırken bütün dünya işlerimi
    iki elimin üstüne koyar ve tekbirle birlikte onları arkama atarım".
    Mevlana'nın kastı namazda Allah ile kendisi arasında dünyaya ilişkin
    işleri sokmadığıdır. Bizler de böyle kılabilmeliyiz. Dolayısıyla
    namazda gafil, olmak, Allahın huzurunda olduğunun bilmemek yada
    unutmak, hoş karşılanan bir tutum değildir. elbette ki bu durum zaten
    istemeyerek olur, hiç kimse ben namazda dalayım da namazın nasıl
    bittiğini farketmeyeyim diye düşünmez.

    Günah olması kısmına gelince; elbette bunun büyük bir günah olduğu
    söylenemez. Ancak, kendimiz de dahil olmak üzere alemleri yoktan var
    eden yüce yaratıcı karşısında gaflet içerisinde bulunmak hoş bir durum
    da değildir. Bu şekilde kılınan namazların kabul olup olmadığı
    meselesine gelince; biz fıkıhçılar olarak ancak dış şartlara bakarız,
    abdestiniz varmı, tekbiri doğru aldınız mı, kıraati yaptınız mı, vs.
    bunun dışında kalan manevi haller ise fıkhen değerlendirmeye tabi
    tutulamaz. Zahire göre hükmederek şekil şartları yerine getirilen her
    ibadetin geçerli olduğu söylenebilir. ancak bu ibadetlerin Allah
    katında makbul olup olmadığını ancak Allah ve o ibadeti yapanlar
    bilebilirler
    Allah bizleri namazlarında huşu içerisinde olan kullarından eylesin.
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...