Gönül huzuru, iç denge, kendiyle barışık olma şeklinde çevirebileceğimiz Insirah kavramının ne derece önem arz ettiğini; Kur'an'ın bir suresine isim olmasından anlıyoruz.
Üzerinde genis bir tefekkür seyahati yapmak; yeni mana ve boyutlara açılım elde etme cihetinden elzem görünüyor.
Nedir Insirah?
Önce kitapların anası Kur'an'a dönelim ve oradan okumaya çalısalım. Biz senin gögsünü inşirah etmedik mi?.. Indirmedik mi üzerinden ağır yükünü?.. (Insirah-1/2)
Birbirini tamamlayan DUHA-INSIRAH SURELERI insan psikolojisi ve özde düsünme nokta-i nazarından elbette uzun uzun incelemeye, tetkik edilmeye deger sırlı boyutlar içeriyor.
Sure tahlilini ileriki bir zamana bırakıp şimdilik sadece inşirah kavramını açmaya çalısalım.
Se-Ra-Ha kökünden gelen İnşirah; Yarılma, Kesilip Açılma, Desilme, Cerrahi Müdahale anlamlarına geliyor. Terim olarak herhangi bir ilmî eseri açıklamaya da SERH ETMEK tabirini kullanıyoruz. İlim veya gönül ehli bir Hak Sevdalısı, bir kitabı alıyor, cümleleri yararak içlerinden derin-sırlı manalar çıkarıyor.
Rasül, ömrünün farklı dönemlerinde 3 ayrı insirah yasamıs:
1- Süt Anne Halime'nin yaylasında 2-4 yaslarında iken; çocuklarla oynadıgı esnada Cebrail'in gelerek sinesini yarması, kalbini alıp yıkaması ve sonra yerine koyması şeklinde tasvir edilen olay.
2- İlk Vahyin gelisi sırasında Hira magarasında Cebrail'in "OKU" diyerek sıkması seklinde uygulanan insirah.
3- Mi'rac arifesinde Isra(gece yürüyüsüne) çıkmazdan önce Kabe'de dua ederken uygulanan İnsirah.
Bu 3 insirahın zamanlamaları ve uygulanma biçimleri nasıl bir mana fısıldar, bu da inceden inceye düsünülmeli!..
Altını çizmek istedigimiz nokta; inşirahın sanıldıgı gibi birden bire islerin düzelmesi, hayat konumunun yükselmesi, maddi sıkıntıların bitivermesi, acının birden bire sevince dönüşmesi olmadığıdır!..
İnsanımız iç huzuru yada feraha çıkmak deyince, maddi-sosyal konum itibarı ile yokuştan düze çıkmak, âmiyâne tabirle köse dönmek, hayatının en büyük sansını kucagında bulmak gibi bedensel rahata dönük manalar anlıyor. Oysa inşirah bu değil!..
İnşirah; tamamen gönle, evrensele, ukbâya, ebediyete dönük bir kavram. Bu çerçevede kelime kökündeki manadan da istifade ederek insirahı anlamaya çalısalım. Lügat anlamından girersek inşirah; bir ameliyat!... Ameliyat ise; bıçak, acı, kan, iğne, uyusma, kendinden geçme, var olana müdahale, dokuyu bozma, organı değiştirme, iç bünyede mevcut cerahati, irini, uru söküp alma demek!..
Kolay mı ameliyat? Güle oynaya ameliyat masasına yatan gördünüz mü hiç?.. O halde İnşirahın manası bizim bildiğimiz türden bir rahata kavusma degil. Ya ne öyleyse?.. Cebrail; CEBBAR isminin mazharı.. Cebbar ne demek Esma-i Hüsna'dan okuyalım:
EL-CEBBÂR Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; Diledigini zorla yaptırmaya muktedir olan... Bu ism-i serif cebir maddesindendir. Cebir, "Kırık kemiği sarıp bitistirmek, eksiği bütünlemek" mânasına geldigi gibi, "icbar etmek", yani, "zorla is gördürmek" mânasına da gelir. Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr'dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. Cebbâr'ın ikinci mânasına göre de;
Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her sey üzerinde diledigini yaptırmaga muktedirdir. Hüküm ve iradesine karsı gelinmek ihtimali yoktur. Evet okuduk degil mi?. Simdi çıkaracağımız sonuçlar mı? Maddeleyerek çözüme gidelim:
1- İnşirah; bir ameliyattır.
2- Her ameliyatta bıçak, acı, sızı, yara olur.
3- Ameliyatı yapan doktor hastaya sormaz, bildigini okur. Acıta acıta yapar diledigini!..
4- Dertten arınmak isteyen; gönüllü yatar doktor önüne.
5- Ameliyatsız dert, cerahat, ur atılmaz bünyeden.
Simdi iç huzuru ve hakikati kuşanarak selamete erme manasına olan inşirahın nasıl gelistiğini tespite çalışalım.
1- Size cebir uygulanacak, Cebrail'iniz gelecek:
Cebrail vahyi getirirken ve gönlüne insirah verirken sıktı Rasülü. Öylesine sıkılır bunalırdı ki simasından terler akar, bedeni binlerce volt cereyan verilmisçesine titrer dururdu.
Hakiki huzura ermek için birileri veya bazı olaylar sıkacak sizi. İş kaybı, yakının ölümü, uzun süreli bir hastalık, iflas, dışlanma, asağılanma olarak sıkacak sizi Cebrail.
Böyle bakarsanız olaylara, her sıkıntı; yeni manalar için bir ameliyat size. Her sıkıntı; gönül huzurunuza kapı açacak bir esik aslında.
2- Belanız gelecek ve mutlaka acıtacak: Evet, acısız ameliyat yok. Belalarla sınanacak, acı duyacaksınız. Duyacaksınız ki; gece yarısı seccadeler ıslansın!...
Acıyacak ki; simdiye kadar acı verdiklerinizin halini bilebilesiniz. Yoksa nasıl anlayacaksınız hayatı?..
Deneneceksiniz!...
Tutundugunuz degerlere bıçak sokacaklar. Itibar, makam, söhret, unvan ne varsa yara alacak. Çünkü bunlar sizin urlarınız. Onlarla yasamak güzel görünse de sizi tüketen seyler onlar! Haktan perdeleyen örtüler. O örtüleriniz yırtılacak, paramparça edilecek!..
3- Doktorunuz bulacak sizi:
Kendi kendine evde yatarken olmayacak bunlar. Doktorunuz bir gün mutlaka karsınıza çıkacak. Mevlana'ya Şems, Yunus'a Taptuk, Mecnuna Leyla kisvesi ile gelen İnşirah Uzmanı, bir şekilde size de gelecek. Seveceksiniz, bel baglayacaksınız Ona. Ama benliginize nester saplayan da O olacak. Sizi sevdiği için yapacak bunu. Önce anlayamayacak; acımasız, hatta gaddar bulacaksınız Onu. Acı geçip yara kapandıktan sonra size verdigi hazineyi fark edeceksiniz. Tesekkür edeceksiniz, minnetle önünde eğileceksiniz belki ama isi bitince çekilecek O. Yada "Benden bu kadar haydi gündelik hayatına dön" diyerek kibarca kovacak sizi. Tıpkı Taptuk'un Yunus'a yol verişi gibi!..
4- Gönül Verirseniz İnşirah Olur: Doktoru sevmeden, güvenmeden bıçak altına yatılır mı? Seveceksiniz Onu... Asık olacaksınız hatta. Tıpkı geçmiş erenlerin mürsidlerine, masuklarına kapıldıkları gibi. Gönül vereceksiniz, teslim olacaksınız. Böyle olunca O, hakikat neşteri ile girecek nefsinize. Benliğinizde ne varsa bir bir deşerek çıkaracak. Aşk narkozu ile uyusan gönlünüz katlanacak bu acıya. Uyanınca acıyacak, kıvranacaksınız. Bazen "Ne acımasız doktormuş, cerrah mı kasap mı, ben bunu nasıl sevdim, nasıl da güvendim?.." diyeceksiniz.
O günlerde fark etmeyeceksiniz belki ama sonraki günlerde sizi ameliyat eden cerrahın kendi odasında acınıza ağladıgını, sızınızı aynıyla duydugunu öğreneceksiniz. "İyi ki güvendim, iyi ki sevdim" diye bir kere daha sevineceksiniz.
Yunus'u "Sen dünya kokuyorsun!" diye kovalayan Taptuk, günlerce aglamıs, Yunus hasretinden âmâ olmustu. Mevlana'yı bırakıp giden Şems, Şam sokaklarında nice günler acı ve elemle deli divane misali dolanmıştı.
5- İnşirah; Hakikat Yolunda Mecburi Istikamettir:
İnsan kolayı sever. Şurup içmek varken iğne vurulmak istemeyiz. Kolay yoldan sağlığına kavusmak elbette iyidir. Fakat hakikat yolunun zorunlu bir dönemecidir İnsirah..
Kolay yolu olsa Rasüle uygulardı Allah!...
3 kere inşiraha uğradı Rasül. 3 yasında iken yarıldı kalbi. 40 Yasında Cebrail kaburgalarını çatırdatırcasına sıktı inşirah için. Gecenin bir yarısı Mirac öncesi yine Mescid-i Haram'da yasadı.
Rasülün bu yasadıklarını kendi hayatınızda düsünün. Cebrail hangi suretlerde sizi sıkarak insirah vermek istedi, yada hala istiyor, iyice bir düsünün!..
O halde geçilecek bu geçit. Hiç kaçarı yok dostlar! Yol devam etsin, menzile erilsin diye geçilecek!...
* * *
İnsirah istiyor musunuz? Cebbar isminin sizde tecellisini istediğinizin farkındasınız değil mi? Kırıkların onarılmasını, eksiklerinizin zorla tamamlatılmasını istiyorsunuz.
Bir gönül ameliyatı istediginiz!... Acısız, agrısız, sancısız ameliyat yok. Fakat siz yine de isteyin. Korkmayın. Bu ameliyatın cerrahı; Rahim'dir. Merhametinden ameliyat eder sizi.
Önce AŞK narkozu ile uyusturur, sonra benlik adına ne illet varsa söküp alır içeriden. İnşiraha erenlerden olmanızı diliyorum... Bir Ümittir Yasamak (Kur'anda Ümit ve Motivasyona dair Ayetler)
İnşirah kavramına yaklaşımımızı okuyan bazı dostlar, acı ve sıkıntıyı öne çıkaran karamsar bir tablo ortaya koyduğumuzu düsünebilirler. Aslında inşirahın gönül huzuru veren bir açılım olduğu, bir takım belalar sonucu geldiği genel manada kabul gördü. Günlük hayatta yaşadıklarımız, öze erenlerin hayatları, özellikle Asr-ı Saadet yaşamı da bunun çok açık delili.
İnşirahın hemen pesine ümitle ilgili bazı noktalara deginmek yerinde olur sanırız. Fazlaca karamsar görünen tabloyu böylelikle renklendirmis olalım. Söze, bir kardeşimizin inşirah kelimesinde hissettikleri ile girmek istiyorum. Söyle diyordu:
"Bu kavramın telaffuzu dahi içime huzur veriyor. Insirah derken sanki bir selale çagıltısı, dere şırıltısı, çiçek bahçesi ferahlıgı duyar gibiyim."
Evet, kelime hakikaten böyle bir his veriyor. Bu; ümit ve güven hissidir. İnşirah Suresinde ve Kur'an'ın diğer ayetlerinde bizleri yasama bağlayacak, hayata tutunmamızı sağlayacak nice ümit motifleri yüklü. İnşirahın getirisi olarak Kur'an'ın ümit konusunda fısıldadığı manaları seyretmek umarım içimize ayrı bir nese ve sevinç katar.
Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi. Yıkık, perisansınız. Kimse ile görüsmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüs gibi. Yalnızsınız. Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düsüncesi içinde çöküntü yasıyorsunuz. Yalnızlıgınızın karanlık magarasına su ayet bir güneş gibi doguyor: "Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı"(Duha-3)
Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam!.. Bu ne büyük ferahlık degil mi?..
* * *
Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetisiyor imdada: "Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorlugun yanında bir kolaylık muhakkak var!" (Inşirah-5/6)
Garantiyi veren Allah!.. Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği "mutlaka" ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor. Ayet; kolaylıgın zorluk içinde saklı oldugunu, çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demis: "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş"
* * *
Yakup, oğlu Yusuf'u yitireli 40 yıl olmuş. Bedeni bu ıstıraba dayanamamış da gözleri kör olmuş. Ama hala ümit içinde evladını bekliyor. Kardeşler Mısır'dan kervanla dönünce:
"Kervanda Yusuf kokusu alıyorum" demis Yakup. Ogulları acı acı gülerek: "Baba, 40 yıl geçti, hala mı ümit, hala mı Yusuf?. Geç bunları geç" demisler. Yakup'un cevabı ümit dolu:
"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah'ın rahmetinden ümidini kesen ancak kafirler güruhudur." (Yusuf-87)
Başınıza gelen hangi sıkıntı Yakup'unkinden daha ağır olabilir ki?...
* * *
Günah ve hatalarınız diz boyu. İnsanlara karsı mahcup oldugunuz gibi, Allah'ın sizi affından da tereddüde düstünüz. Geri dönüsü olmayan isyan çukurundan çıkamayacak gibi hissediyorsunuz kendinizi. İşte hem teselli hem ümit size:
"Ey kendilerinin aleyhine asırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağıslayan, çok merhamet edendir." (Zümer-53)
* * *
Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düstügünüzü hissediyorsunuz. İflas ettiniz. Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düsüncesi içinde boğulurken ayet size yeni bir ümit veriyor: "Eger yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar.
Süphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe-28)
* * *
Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yataga düstü. Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar. Çogu kere Onu nasıl teselli edeceginizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek ortada iken moral vermeye çalısmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var Kur'an'da...
Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmus ama sıhhate kavusmus. Onun hali size dayanak oluyor:"Kulumuz Eyyub'u da an, o zaman Rabbine söyle nida etmisti: 'Bak bana, mesekkat ve acı ile seytan dokundu!' Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahsettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)
* * *
Olayları, gelişmeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her sey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yığınla aleyhinize gelismeler oluyor.
Aslında Allah Sisteminde lehte yada aleyhte düzenlemeler söz konusu değil.
Sadece olması gereken; olması gerektigi en uygun vakitte gelisiyor. Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:
"Olur ki, siz bir seyden hoslanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir seyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)
. . .
İnşirahın bela ve acı ile geldiğini öğrendikten sonra hafif içleri kararan okurlarım, simdi nasılsınız? Ümit ve enerji dolu öyle degil mi? Yasam sevinci ve coşkumuz hat safhada!..
Rabbimiz Allah, Rasülümüz Muhammed(s.a.v), Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim!... Bizden bahtiyarı yok dünyada!..
alıntı...
Üzerinde genis bir tefekkür seyahati yapmak; yeni mana ve boyutlara açılım elde etme cihetinden elzem görünüyor.
Nedir Insirah?
Önce kitapların anası Kur'an'a dönelim ve oradan okumaya çalısalım. Biz senin gögsünü inşirah etmedik mi?.. Indirmedik mi üzerinden ağır yükünü?.. (Insirah-1/2)
Birbirini tamamlayan DUHA-INSIRAH SURELERI insan psikolojisi ve özde düsünme nokta-i nazarından elbette uzun uzun incelemeye, tetkik edilmeye deger sırlı boyutlar içeriyor.
Sure tahlilini ileriki bir zamana bırakıp şimdilik sadece inşirah kavramını açmaya çalısalım.
Se-Ra-Ha kökünden gelen İnşirah; Yarılma, Kesilip Açılma, Desilme, Cerrahi Müdahale anlamlarına geliyor. Terim olarak herhangi bir ilmî eseri açıklamaya da SERH ETMEK tabirini kullanıyoruz. İlim veya gönül ehli bir Hak Sevdalısı, bir kitabı alıyor, cümleleri yararak içlerinden derin-sırlı manalar çıkarıyor.
Rasül, ömrünün farklı dönemlerinde 3 ayrı insirah yasamıs:
1- Süt Anne Halime'nin yaylasında 2-4 yaslarında iken; çocuklarla oynadıgı esnada Cebrail'in gelerek sinesini yarması, kalbini alıp yıkaması ve sonra yerine koyması şeklinde tasvir edilen olay.
2- İlk Vahyin gelisi sırasında Hira magarasında Cebrail'in "OKU" diyerek sıkması seklinde uygulanan insirah.
3- Mi'rac arifesinde Isra(gece yürüyüsüne) çıkmazdan önce Kabe'de dua ederken uygulanan İnsirah.
Bu 3 insirahın zamanlamaları ve uygulanma biçimleri nasıl bir mana fısıldar, bu da inceden inceye düsünülmeli!..
Altını çizmek istedigimiz nokta; inşirahın sanıldıgı gibi birden bire islerin düzelmesi, hayat konumunun yükselmesi, maddi sıkıntıların bitivermesi, acının birden bire sevince dönüşmesi olmadığıdır!..
İnsanımız iç huzuru yada feraha çıkmak deyince, maddi-sosyal konum itibarı ile yokuştan düze çıkmak, âmiyâne tabirle köse dönmek, hayatının en büyük sansını kucagında bulmak gibi bedensel rahata dönük manalar anlıyor. Oysa inşirah bu değil!..
İnşirah; tamamen gönle, evrensele, ukbâya, ebediyete dönük bir kavram. Bu çerçevede kelime kökündeki manadan da istifade ederek insirahı anlamaya çalısalım. Lügat anlamından girersek inşirah; bir ameliyat!... Ameliyat ise; bıçak, acı, kan, iğne, uyusma, kendinden geçme, var olana müdahale, dokuyu bozma, organı değiştirme, iç bünyede mevcut cerahati, irini, uru söküp alma demek!..
Kolay mı ameliyat? Güle oynaya ameliyat masasına yatan gördünüz mü hiç?.. O halde İnşirahın manası bizim bildiğimiz türden bir rahata kavusma degil. Ya ne öyleyse?.. Cebrail; CEBBAR isminin mazharı.. Cebbar ne demek Esma-i Hüsna'dan okuyalım:
EL-CEBBÂR Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; Diledigini zorla yaptırmaya muktedir olan... Bu ism-i serif cebir maddesindendir. Cebir, "Kırık kemiği sarıp bitistirmek, eksiği bütünlemek" mânasına geldigi gibi, "icbar etmek", yani, "zorla is gördürmek" mânasına da gelir. Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr'dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. Cebbâr'ın ikinci mânasına göre de;
Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her sey üzerinde diledigini yaptırmaga muktedirdir. Hüküm ve iradesine karsı gelinmek ihtimali yoktur. Evet okuduk degil mi?. Simdi çıkaracağımız sonuçlar mı? Maddeleyerek çözüme gidelim:
1- İnşirah; bir ameliyattır.
2- Her ameliyatta bıçak, acı, sızı, yara olur.
3- Ameliyatı yapan doktor hastaya sormaz, bildigini okur. Acıta acıta yapar diledigini!..
4- Dertten arınmak isteyen; gönüllü yatar doktor önüne.
5- Ameliyatsız dert, cerahat, ur atılmaz bünyeden.
Simdi iç huzuru ve hakikati kuşanarak selamete erme manasına olan inşirahın nasıl gelistiğini tespite çalışalım.
1- Size cebir uygulanacak, Cebrail'iniz gelecek:
Cebrail vahyi getirirken ve gönlüne insirah verirken sıktı Rasülü. Öylesine sıkılır bunalırdı ki simasından terler akar, bedeni binlerce volt cereyan verilmisçesine titrer dururdu.
Hakiki huzura ermek için birileri veya bazı olaylar sıkacak sizi. İş kaybı, yakının ölümü, uzun süreli bir hastalık, iflas, dışlanma, asağılanma olarak sıkacak sizi Cebrail.
Böyle bakarsanız olaylara, her sıkıntı; yeni manalar için bir ameliyat size. Her sıkıntı; gönül huzurunuza kapı açacak bir esik aslında.
2- Belanız gelecek ve mutlaka acıtacak: Evet, acısız ameliyat yok. Belalarla sınanacak, acı duyacaksınız. Duyacaksınız ki; gece yarısı seccadeler ıslansın!...
Acıyacak ki; simdiye kadar acı verdiklerinizin halini bilebilesiniz. Yoksa nasıl anlayacaksınız hayatı?..
Deneneceksiniz!...
Tutundugunuz degerlere bıçak sokacaklar. Itibar, makam, söhret, unvan ne varsa yara alacak. Çünkü bunlar sizin urlarınız. Onlarla yasamak güzel görünse de sizi tüketen seyler onlar! Haktan perdeleyen örtüler. O örtüleriniz yırtılacak, paramparça edilecek!..
3- Doktorunuz bulacak sizi:
Kendi kendine evde yatarken olmayacak bunlar. Doktorunuz bir gün mutlaka karsınıza çıkacak. Mevlana'ya Şems, Yunus'a Taptuk, Mecnuna Leyla kisvesi ile gelen İnşirah Uzmanı, bir şekilde size de gelecek. Seveceksiniz, bel baglayacaksınız Ona. Ama benliginize nester saplayan da O olacak. Sizi sevdiği için yapacak bunu. Önce anlayamayacak; acımasız, hatta gaddar bulacaksınız Onu. Acı geçip yara kapandıktan sonra size verdigi hazineyi fark edeceksiniz. Tesekkür edeceksiniz, minnetle önünde eğileceksiniz belki ama isi bitince çekilecek O. Yada "Benden bu kadar haydi gündelik hayatına dön" diyerek kibarca kovacak sizi. Tıpkı Taptuk'un Yunus'a yol verişi gibi!..
4- Gönül Verirseniz İnşirah Olur: Doktoru sevmeden, güvenmeden bıçak altına yatılır mı? Seveceksiniz Onu... Asık olacaksınız hatta. Tıpkı geçmiş erenlerin mürsidlerine, masuklarına kapıldıkları gibi. Gönül vereceksiniz, teslim olacaksınız. Böyle olunca O, hakikat neşteri ile girecek nefsinize. Benliğinizde ne varsa bir bir deşerek çıkaracak. Aşk narkozu ile uyusan gönlünüz katlanacak bu acıya. Uyanınca acıyacak, kıvranacaksınız. Bazen "Ne acımasız doktormuş, cerrah mı kasap mı, ben bunu nasıl sevdim, nasıl da güvendim?.." diyeceksiniz.
O günlerde fark etmeyeceksiniz belki ama sonraki günlerde sizi ameliyat eden cerrahın kendi odasında acınıza ağladıgını, sızınızı aynıyla duydugunu öğreneceksiniz. "İyi ki güvendim, iyi ki sevdim" diye bir kere daha sevineceksiniz.
Yunus'u "Sen dünya kokuyorsun!" diye kovalayan Taptuk, günlerce aglamıs, Yunus hasretinden âmâ olmustu. Mevlana'yı bırakıp giden Şems, Şam sokaklarında nice günler acı ve elemle deli divane misali dolanmıştı.
5- İnşirah; Hakikat Yolunda Mecburi Istikamettir:
İnsan kolayı sever. Şurup içmek varken iğne vurulmak istemeyiz. Kolay yoldan sağlığına kavusmak elbette iyidir. Fakat hakikat yolunun zorunlu bir dönemecidir İnsirah..
Kolay yolu olsa Rasüle uygulardı Allah!...
3 kere inşiraha uğradı Rasül. 3 yasında iken yarıldı kalbi. 40 Yasında Cebrail kaburgalarını çatırdatırcasına sıktı inşirah için. Gecenin bir yarısı Mirac öncesi yine Mescid-i Haram'da yasadı.
Rasülün bu yasadıklarını kendi hayatınızda düsünün. Cebrail hangi suretlerde sizi sıkarak insirah vermek istedi, yada hala istiyor, iyice bir düsünün!..
O halde geçilecek bu geçit. Hiç kaçarı yok dostlar! Yol devam etsin, menzile erilsin diye geçilecek!...
* * *
İnsirah istiyor musunuz? Cebbar isminin sizde tecellisini istediğinizin farkındasınız değil mi? Kırıkların onarılmasını, eksiklerinizin zorla tamamlatılmasını istiyorsunuz.
Bir gönül ameliyatı istediginiz!... Acısız, agrısız, sancısız ameliyat yok. Fakat siz yine de isteyin. Korkmayın. Bu ameliyatın cerrahı; Rahim'dir. Merhametinden ameliyat eder sizi.
Önce AŞK narkozu ile uyusturur, sonra benlik adına ne illet varsa söküp alır içeriden. İnşiraha erenlerden olmanızı diliyorum... Bir Ümittir Yasamak (Kur'anda Ümit ve Motivasyona dair Ayetler)
İnşirah kavramına yaklaşımımızı okuyan bazı dostlar, acı ve sıkıntıyı öne çıkaran karamsar bir tablo ortaya koyduğumuzu düsünebilirler. Aslında inşirahın gönül huzuru veren bir açılım olduğu, bir takım belalar sonucu geldiği genel manada kabul gördü. Günlük hayatta yaşadıklarımız, öze erenlerin hayatları, özellikle Asr-ı Saadet yaşamı da bunun çok açık delili.
İnşirahın hemen pesine ümitle ilgili bazı noktalara deginmek yerinde olur sanırız. Fazlaca karamsar görünen tabloyu böylelikle renklendirmis olalım. Söze, bir kardeşimizin inşirah kelimesinde hissettikleri ile girmek istiyorum. Söyle diyordu:
"Bu kavramın telaffuzu dahi içime huzur veriyor. Insirah derken sanki bir selale çagıltısı, dere şırıltısı, çiçek bahçesi ferahlıgı duyar gibiyim."
Evet, kelime hakikaten böyle bir his veriyor. Bu; ümit ve güven hissidir. İnşirah Suresinde ve Kur'an'ın diğer ayetlerinde bizleri yasama bağlayacak, hayata tutunmamızı sağlayacak nice ümit motifleri yüklü. İnşirahın getirisi olarak Kur'an'ın ümit konusunda fısıldadığı manaları seyretmek umarım içimize ayrı bir nese ve sevinç katar.
Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi. Yıkık, perisansınız. Kimse ile görüsmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüs gibi. Yalnızsınız. Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düsüncesi içinde çöküntü yasıyorsunuz. Yalnızlıgınızın karanlık magarasına su ayet bir güneş gibi doguyor: "Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı"(Duha-3)
Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam!.. Bu ne büyük ferahlık degil mi?..
* * *
Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetisiyor imdada: "Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorlugun yanında bir kolaylık muhakkak var!" (Inşirah-5/6)
Garantiyi veren Allah!.. Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği "mutlaka" ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor. Ayet; kolaylıgın zorluk içinde saklı oldugunu, çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demis: "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş"
* * *
Yakup, oğlu Yusuf'u yitireli 40 yıl olmuş. Bedeni bu ıstıraba dayanamamış da gözleri kör olmuş. Ama hala ümit içinde evladını bekliyor. Kardeşler Mısır'dan kervanla dönünce:
"Kervanda Yusuf kokusu alıyorum" demis Yakup. Ogulları acı acı gülerek: "Baba, 40 yıl geçti, hala mı ümit, hala mı Yusuf?. Geç bunları geç" demisler. Yakup'un cevabı ümit dolu:
"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah'ın rahmetinden ümidini kesen ancak kafirler güruhudur." (Yusuf-87)
Başınıza gelen hangi sıkıntı Yakup'unkinden daha ağır olabilir ki?...
* * *
Günah ve hatalarınız diz boyu. İnsanlara karsı mahcup oldugunuz gibi, Allah'ın sizi affından da tereddüde düstünüz. Geri dönüsü olmayan isyan çukurundan çıkamayacak gibi hissediyorsunuz kendinizi. İşte hem teselli hem ümit size:
"Ey kendilerinin aleyhine asırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağıslayan, çok merhamet edendir." (Zümer-53)
* * *
Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düstügünüzü hissediyorsunuz. İflas ettiniz. Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düsüncesi içinde boğulurken ayet size yeni bir ümit veriyor: "Eger yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar.
Süphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe-28)
* * *
Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yataga düstü. Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar. Çogu kere Onu nasıl teselli edeceginizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek ortada iken moral vermeye çalısmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var Kur'an'da...
Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmus ama sıhhate kavusmus. Onun hali size dayanak oluyor:"Kulumuz Eyyub'u da an, o zaman Rabbine söyle nida etmisti: 'Bak bana, mesekkat ve acı ile seytan dokundu!' Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahsettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)
* * *
Olayları, gelişmeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her sey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yığınla aleyhinize gelismeler oluyor.
Aslında Allah Sisteminde lehte yada aleyhte düzenlemeler söz konusu değil.
Sadece olması gereken; olması gerektigi en uygun vakitte gelisiyor. Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:
"Olur ki, siz bir seyden hoslanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir seyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)
. . .
İnşirahın bela ve acı ile geldiğini öğrendikten sonra hafif içleri kararan okurlarım, simdi nasılsınız? Ümit ve enerji dolu öyle degil mi? Yasam sevinci ve coşkumuz hat safhada!..
Rabbimiz Allah, Rasülümüz Muhammed(s.a.v), Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim!... Bizden bahtiyarı yok dünyada!..
alıntı...
Yorum yap