Benim Babam!
Gazetelerde okumuşsunuzdur. Sayın cumhurbaşkanının 16 yaşındaki oğlu, bir şirket kurmuş ve iş hayatına atılmış…Bu haberi okuyunca babamı hatırladım..Nur içinde yatsın.
Neden mi hatırladım..? Anlatayım….
Babam T.C.K kurumunda çalışan kaynakçı ustası bir işçi idi..Dört kardeştik.. Annem ev hanımı idi..Annem, ailesine katkısı olsun diye babama dikiş makinesi aldırmış, ama daha ilk birkaç işinden para isteyememiş, onlar da para teklif etmediklerinden terzilik hayalleri kısa zamanda suya düşen biriydi..Annemin terzilik yeteneğinden olsa gerek, bizi çocukken çok süslü giydirirdi…
Çocukluk yıllarımızda ,yazın tatillerde ,bütün mahallenin çocukları gibi “şans kader” çektirirdik.. “Şans kader” adı verilen ticari oyun; üzeri daire şeklinde deliklerle kesilmiş, ama bu delikler kazınabilir parlak jelatinle kapatılmış, ve bazı dairelerin altında yazılı numaralara ikramiye olan bir faaliyetti..Tabi ki “çelik çomak” “bilyeli” oyunları da oynardık..ama ailemize yardım edebilme duygusu mu bilmiyorum.. “Şans kader” satmayı daha çok arzu ederdik…..
Ha. elmalı şeker ticareti de vardı…!
Bu şans kader işini öyle benimsemişiz ki , ben talih tablosunu kartondan kendim yapmaya başlamıştım.. ilk okul çağlarımızdı..
Kardeşim ve ben bu “şans kader “ ticaretini babamızdan gizli yapardık..Babam okumamızı çok istiyordu..Anneme “paraya ticarete alışmasınlar, yoksa okumazlar” dermiş…İlkokul 5.sınıfı bitirdiğimde,bir gün babam akşam eve geldiğinde, beni karşısına alarak,”oğlum bir hısımımızın oskar restoranın yan tarafında, bir manav dükkanı(belediye hamamı yönünde) var .Yanında ki adam gitmiş.Bir hafta ona yardımcı olacaksın .Ama sakın bunu iş belleme bir hafta sonra bırakacaksın.Benden çok rica etti kıramadım” demişti..Bir hafta manavlık yaptım ..Oskar restoran yeni açılmıştı..
Manavın sahibi sonradan babama söylemiş benim satış yaptığım dönemde manavın cirosu artmış..İyi karpuz nasıl seçilir o günlerden öğrendiğim bir bilgidir..Aslında çalışmak hoşuma gitmişti Babam aldığım paraya da karışmamıştı..Üniversiteyi kazandığımda babama ; dört kardeş in masrafının onun için ağır olduğunu düşünerek.gece bölümün de okumayı teklif etmiştim.Benim babam hiç değişmemişti “sen bütün vaktini derslerine harca gerisini düşünme.Gerekirse ceketimi satıp seni okutacağım” demişti..
Şimdi bir baba ki, cumhur başkanı …. Oğlu 16 yaşında ..kızlarla yada yaşını gereği başka diğer sosyal ilişkiler içersinde olması gereken bir çocuk, şirket kuruyor..Hatta yaşı uygun olmadığı için yerine ailesi imza atıyor..Oğlun cumhurbaşkanı çocuğu olmaktan başka özelliği yok..Ama ortakları kendi konularında deneyimli ..Yaptıkları işler başkalar tarafından da yapılabilen işler..Belli ki cumhurbaşkanının ailesine yakınlar…reklama ve desteğe ihtiyaçları var..Niye bu ahbaplığı kullanmasınlar …değil mi…? Artık fazla söze gerek var mı.?.oğlun rolü anlaşılıyor herhalde..Burada rahmetli menderesin aynı durumda “ne satacaklar sanıyorsun beni satacaklar” sözlerini anımsamak beni hüzünlendiriyor geçmişle ilgili olarak….
Yasalar izin veriyor olsa da bazı işler ya da başka şeyler etik olmayacağı için yapılmamalıdır.
Hele ki bu toplumun en tepesinde bir kişi ise ,etik olma sorumluğu çok fazladır..”Balık baştan kokar” demiş atalarımız. Çürüyen değil; kültürde, ahlakta bilimde …vs her türde gelişen bir toplum olmalıyız..Toplumu çürüten davranışlardan da sakınmalıyız….
Benim babam nur için de yatsın….
ALINTI......................
Gazetelerde okumuşsunuzdur. Sayın cumhurbaşkanının 16 yaşındaki oğlu, bir şirket kurmuş ve iş hayatına atılmış…Bu haberi okuyunca babamı hatırladım..Nur içinde yatsın.
Neden mi hatırladım..? Anlatayım….
Babam T.C.K kurumunda çalışan kaynakçı ustası bir işçi idi..Dört kardeştik.. Annem ev hanımı idi..Annem, ailesine katkısı olsun diye babama dikiş makinesi aldırmış, ama daha ilk birkaç işinden para isteyememiş, onlar da para teklif etmediklerinden terzilik hayalleri kısa zamanda suya düşen biriydi..Annemin terzilik yeteneğinden olsa gerek, bizi çocukken çok süslü giydirirdi…
Çocukluk yıllarımızda ,yazın tatillerde ,bütün mahallenin çocukları gibi “şans kader” çektirirdik.. “Şans kader” adı verilen ticari oyun; üzeri daire şeklinde deliklerle kesilmiş, ama bu delikler kazınabilir parlak jelatinle kapatılmış, ve bazı dairelerin altında yazılı numaralara ikramiye olan bir faaliyetti..Tabi ki “çelik çomak” “bilyeli” oyunları da oynardık..ama ailemize yardım edebilme duygusu mu bilmiyorum.. “Şans kader” satmayı daha çok arzu ederdik…..
Ha. elmalı şeker ticareti de vardı…!
Bu şans kader işini öyle benimsemişiz ki , ben talih tablosunu kartondan kendim yapmaya başlamıştım.. ilk okul çağlarımızdı..
Kardeşim ve ben bu “şans kader “ ticaretini babamızdan gizli yapardık..Babam okumamızı çok istiyordu..Anneme “paraya ticarete alışmasınlar, yoksa okumazlar” dermiş…İlkokul 5.sınıfı bitirdiğimde,bir gün babam akşam eve geldiğinde, beni karşısına alarak,”oğlum bir hısımımızın oskar restoranın yan tarafında, bir manav dükkanı(belediye hamamı yönünde) var .Yanında ki adam gitmiş.Bir hafta ona yardımcı olacaksın .Ama sakın bunu iş belleme bir hafta sonra bırakacaksın.Benden çok rica etti kıramadım” demişti..Bir hafta manavlık yaptım ..Oskar restoran yeni açılmıştı..
Manavın sahibi sonradan babama söylemiş benim satış yaptığım dönemde manavın cirosu artmış..İyi karpuz nasıl seçilir o günlerden öğrendiğim bir bilgidir..Aslında çalışmak hoşuma gitmişti Babam aldığım paraya da karışmamıştı..Üniversiteyi kazandığımda babama ; dört kardeş in masrafının onun için ağır olduğunu düşünerek.gece bölümün de okumayı teklif etmiştim.Benim babam hiç değişmemişti “sen bütün vaktini derslerine harca gerisini düşünme.Gerekirse ceketimi satıp seni okutacağım” demişti..
Şimdi bir baba ki, cumhur başkanı …. Oğlu 16 yaşında ..kızlarla yada yaşını gereği başka diğer sosyal ilişkiler içersinde olması gereken bir çocuk, şirket kuruyor..Hatta yaşı uygun olmadığı için yerine ailesi imza atıyor..Oğlun cumhurbaşkanı çocuğu olmaktan başka özelliği yok..Ama ortakları kendi konularında deneyimli ..Yaptıkları işler başkalar tarafından da yapılabilen işler..Belli ki cumhurbaşkanının ailesine yakınlar…reklama ve desteğe ihtiyaçları var..Niye bu ahbaplığı kullanmasınlar …değil mi…? Artık fazla söze gerek var mı.?.oğlun rolü anlaşılıyor herhalde..Burada rahmetli menderesin aynı durumda “ne satacaklar sanıyorsun beni satacaklar” sözlerini anımsamak beni hüzünlendiriyor geçmişle ilgili olarak….
Yasalar izin veriyor olsa da bazı işler ya da başka şeyler etik olmayacağı için yapılmamalıdır.
Hele ki bu toplumun en tepesinde bir kişi ise ,etik olma sorumluğu çok fazladır..”Balık baştan kokar” demiş atalarımız. Çürüyen değil; kültürde, ahlakta bilimde …vs her türde gelişen bir toplum olmalıyız..Toplumu çürüten davranışlardan da sakınmalıyız….
Benim babam nur için de yatsın….
ALINTI......................