Hüseyin Üzmez İnsaf Sahiperini Çok Kızdırdın… Bilesin
‘İnsanoğlu cahil ve zalimdir’
Öyle olaylara şahit oluyoruz, yâda duyuyoruz ki; pes yani bu kadarı da olmaz, diyoruz.
Ve hemen akabinde, bundan böyle şaşıracak bir şey duymam, derken…
yeni bir haber duyuyoruz…
Artık, hayatta her şey olabilirmiş anlıyoruz.
Hadi başlıyoruz yine, hayret amiz sözleri tekrar etmeye.
Üç beş kitabını okuduğum ve TV ekranlarında arada bir konuşmalarına şahit olduğum biri, Hüseyin Üzmez!
Kendince yaptığı dağ kadar hizmetlerini ve de söylemlerini, kıl kadar kıymeti olabilecek zevkinin, şehvetinin altında ezip tüketmiştir.
Tam bir zavallılık örneği olmuştur.
Şehvet ipine boynunu kaptırdığının farkına varamayacak kadar aptallaşmıştır.
Nefsinin oyuncağı olacak kadar, küçük birisiymiş.
Olay değerlendirilmekten imtina edilecek kadar:
Vahimdir…
Yaşını, yaptığıyla bağdaştıramayacağımız rezil olayın faili durumundadır.
Rezildir…
Elle tutulacak tek bir bahanenin olamayacağı iğrençlik işlenirken, akıl, vicdan, edep, hayâ nerelerdeydi düşünemiyorum.
Acınasıdır…
Manevi intiharın en küçültücü örneği olmuştur.
2008 e kara bir leke olarak sürülmeye yetecek karanlığı, pisliği barındıran bir olayın hesabı iyice sorulmalıdır.
Olay onlarca yönden ele alınmalıdır.
Yapanın ‘dindar’ yönüne takılıp kalmaktan kaçınılmalıdır. Elbette o da üzerinde durulması gereken bir husustur. Fakat dinin lanetlediği bir işi yapanın, ‘dindarım’ demesi sadece züğürt tesellisi misali zavallılıktan başka bir şey değildir.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi inancın -yâda inançsızlığın- müntesibi olursa olsun benzeri adiliklerin faillerini görmek pekâlâ mümkündür.
Uzay mühendisi birinin sapkın bir davranışı irdelenirken, mesleğiyle alakalandırmak ne kadar akılsızlık ve insafsızlıksa; bu şahsın hastalıklı yapısı ile dindarım demesi o kadar alakasızdır.
Din, insana doğrulukta, hayırda istikamet verir- vermeli- istikamet bulamayan biri için arıza kendindedir.
Kendini karanlıklara mahkûm eden birisi için; yâda, gözleri kör biri için güneşin ziyası nasıl yok farz edilir?
Dilerim ki, bu gibi fiillerin caydırıcı cezası bin katına çıkarılır.
Âlemlere ibret olacak cezalar halkın huzurunda verilmeli ki, daha başka masumlar zarar görmesin.
Kız çocuğunun annesinden en az yaşlı …..… kadar hesap sorulmalıdır.
Bundan böyle sosyal hayatı girdiği zindandan daha karanlık olacak bu kimse için, umarım mahpus hayatı özgürlükle noktalanmaz.
Allahım nefsim adına, sevdiklerim adına nefsimizin şerrinden ve zavallılığından sana sığınırım.
Bizi bir an bile nefsimizle baş başa bırakma.
ALINTI......SEYHAN NERGİZ
‘İnsanoğlu cahil ve zalimdir’
Öyle olaylara şahit oluyoruz, yâda duyuyoruz ki; pes yani bu kadarı da olmaz, diyoruz.
Ve hemen akabinde, bundan böyle şaşıracak bir şey duymam, derken…
yeni bir haber duyuyoruz…
Artık, hayatta her şey olabilirmiş anlıyoruz.
Hadi başlıyoruz yine, hayret amiz sözleri tekrar etmeye.
Üç beş kitabını okuduğum ve TV ekranlarında arada bir konuşmalarına şahit olduğum biri, Hüseyin Üzmez!
Kendince yaptığı dağ kadar hizmetlerini ve de söylemlerini, kıl kadar kıymeti olabilecek zevkinin, şehvetinin altında ezip tüketmiştir.
Tam bir zavallılık örneği olmuştur.
Şehvet ipine boynunu kaptırdığının farkına varamayacak kadar aptallaşmıştır.
Nefsinin oyuncağı olacak kadar, küçük birisiymiş.
Olay değerlendirilmekten imtina edilecek kadar:
Vahimdir…
Yaşını, yaptığıyla bağdaştıramayacağımız rezil olayın faili durumundadır.
Rezildir…
Elle tutulacak tek bir bahanenin olamayacağı iğrençlik işlenirken, akıl, vicdan, edep, hayâ nerelerdeydi düşünemiyorum.
Acınasıdır…
Manevi intiharın en küçültücü örneği olmuştur.
2008 e kara bir leke olarak sürülmeye yetecek karanlığı, pisliği barındıran bir olayın hesabı iyice sorulmalıdır.
Olay onlarca yönden ele alınmalıdır.
Yapanın ‘dindar’ yönüne takılıp kalmaktan kaçınılmalıdır. Elbette o da üzerinde durulması gereken bir husustur. Fakat dinin lanetlediği bir işi yapanın, ‘dindarım’ demesi sadece züğürt tesellisi misali zavallılıktan başka bir şey değildir.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi inancın -yâda inançsızlığın- müntesibi olursa olsun benzeri adiliklerin faillerini görmek pekâlâ mümkündür.
Uzay mühendisi birinin sapkın bir davranışı irdelenirken, mesleğiyle alakalandırmak ne kadar akılsızlık ve insafsızlıksa; bu şahsın hastalıklı yapısı ile dindarım demesi o kadar alakasızdır.
Din, insana doğrulukta, hayırda istikamet verir- vermeli- istikamet bulamayan biri için arıza kendindedir.
Kendini karanlıklara mahkûm eden birisi için; yâda, gözleri kör biri için güneşin ziyası nasıl yok farz edilir?
Dilerim ki, bu gibi fiillerin caydırıcı cezası bin katına çıkarılır.
Âlemlere ibret olacak cezalar halkın huzurunda verilmeli ki, daha başka masumlar zarar görmesin.
Kız çocuğunun annesinden en az yaşlı …..… kadar hesap sorulmalıdır.
Bundan böyle sosyal hayatı girdiği zindandan daha karanlık olacak bu kimse için, umarım mahpus hayatı özgürlükle noktalanmaz.
Allahım nefsim adına, sevdiklerim adına nefsimizin şerrinden ve zavallılığından sana sığınırım.
Bizi bir an bile nefsimizle baş başa bırakma.
ALINTI......SEYHAN NERGİZ