Abdullah b. Mesud r.a.’tan rivayet edildiğine göre; Rasulullah s.a.v. helal kazanç konusunda şöyle buyurmuştur: “İslâm’ın farz olan temel ilimlerini öğrendikten sonra, rızkını helalinden kazanmak da farzdır.”(Taberanî, el-Kebir, No: 9994; Beyhakî, Sünen-i Kübra, VI, 128)
Allah Rasulü s.a.v., farz olması noktasında, ilimle helal kazancı bir tutmuş, her ikisi için de gayret edilmesini gerekli görmüştür. Cahil için ilim farz olduğu gibi, geçim için de helal kazanç farzdır. Farzlar, dinin kesin emirleri olduğu için hükmü kıyamete kadar devam eder. Helal kazanç emredildiğine göre, bu emir helalin her devirde bulunduğunu gösterir. Çünkü olmayan bir şeyi aramak bize emredilmemiştir.
Şu halde, helal kazanç muhakkak vardır. Onu aramak da bize farz kılınmıştır. Fakat helal rızık yolu dardır, ona ulaşma yolları gizlidir, o yollardan rızkın peşine düşmek oldukça meşakkatlidir. Helal yoldan kazanç elde etmek yorucudur. Bunlarla birlikte, helale yönelenler azdır ve peşine düşenler halk içinde yalnız durumdadır. Helal kazanca giden yollar, nefslerin hoşlanmadığı yollardır.
Bir hadiste de şöyle buyrulmuştur: “Kim ailesi için helalinden rızık kazanmaya çalışırsa, o kimse Yüce Allah yolunda cihat eden kimse gibidir. Kim dünyada, iffet içinde yaşamak için helal rızık ararsa, ölünce şehitlerin derecesinde olur.” (Taberanî, el-Evsat, No: 5321; Deylemî, Firdevsü’l-Ahbar, No: 5722)
Alimlerden biri mücahitlerden birine şöyle demiştir: “Yiğit kimselerin amelini sen de yapıyor musun? Yiğitlerin ameli, helal rızık kazanmak ve ailesine helalinden yedirip içirmektir.”
Şuayb b. Harb rh.a. şöyle buyurur: “Kendine, ailene veya kardeşlerinden birisine harcadığın helalinden kazanılmış az bir parayı bile küçük görme! Belki o helal rızık bir mümini doyurur da senin affına vesile olur.”
Peygamber Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Kim kırk gün helal lokma yerse, Allah onun kalbini nurlandırır, kalbinden hikmet pınarları akıtır.” (Ebu Nuaym, Hilye, V, 215; İbnu Esir, Camiu’l-Usûl, XI, 557).
İbrahim b. Edhem k.s. hazretlerinin şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Yüksek makamlara ulaşan şerefli kullar, o makamlara hac, cihat, oruç ve namaz gibi amellerle ulaşmadılar. Bize göre (Hak katında) şerefli olan kimse, midesine ne girdiğinin farkında olan, yani rızkını helalinden yiyen kimsedir.”
Salihlerden biri demiştir ki: “En faziletli üç haslet Sünnet üzere amel etmek, helal para kazanmak ve cemaatle namaz kılmaktır.”
alıntı
Yorum yap