Talih kuþu kalbimizde

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #1

    Talih kuşu kalbimizde

    Yılbaşı geliyor ve yılbaşı piyangosunu bir umut kapısı olarak gören binlerce insan bilet satış noktalarında kuyruklar oluşturmaya başladı. Kimisi parası az ya da çıkma ihtimali çok olsun diye çeyrek bilet alıyor. Kimisi biraz daha heveskâr, yarım bilete yöneliyor. Kimisi ise kazanacağından emin ve kimseyle bölüşmek istemez gibi tam bilet peşinde. Kimisi kazanma ihtimalini artırmak için seri numaralardan oluşan biletler alıyor. Kimisi şanslı numarasını bilet üzerinde bulmaya çalışırken, kimisi rastgele aldığı biletin numaralarında bir işaret bulma gayretinde. Peki kazanacak olan kim? Bir kişi mi? Üç kişi mi? Beş kişi mi? Her şeyden önemlisi… Hak eden mi!!! Hak ediş, yedi sekiz tane numaraya para ödemiş olmak mı?

    5-Maide 3 Şunlar size HARAM kılınmıştır: (…) ve bir de FAL OKLARIYLA KISMET PAYLAŞMANIZ…

    Diyelim ki siz de bir bilet aldınız ve büyük ikramiye size çıktı. O parayı çatır çatır yerken o para için hayaller kurmuş ve biletine amorti bile çıkmamış milyonlarca insanın ne düşündüğü hiç umrunuzda olacak mı? Kredi kartında birikmiş ve katlanarak büyümekte olan borcunu ödeyebilmek için o biletten medet umanlar şimdi ne yapıyor olacaklar!!! Veya kanserli annesinin masrafları için o dönen çarklara yandan yandan bakanlar!!! Ya da ikramiye çıkmamış biletine verdiği parayı bir pişmanlık ve hırsla haram zıkkım edenler!!! Ya bir çeyrek bilet bile alamayıp çekilişe bile katılamayan ve sizin paraları teslim alışınızı ekrandan seyredip de iç geçirenler hiç aklınıza gelecek mi? Kazandığınız liraları yerken kaç kişinin parasını yiyor olacaksınız?

    Bilet alırken kaybetme ihtimaline razı olarak alıyor olmaları, kazanmadıkları zaman okudukları bedduaların veya yere ya da semaya doğru fırlattıkları isyankâr küfürlerinin üzerini örtüyor mu dersiniz! Eğer adı belli on tane fakirin geçim pusulasını parasal düze çıkartmak için bu para toplanacak olsaydı, bu kadar insan gönülden yirmi beşer, ellişer lira verecek miydi bu biletlere? Bu büyük ikramiyeler bu kadar kolay toplanabilecek miydi?

    Talih kuşu başınıza ederse şayet, kalbiniz bundan ne kadar kirlenecek düşündünüz mü? Paranın sıcak yüzü size kimi ve neyi, neleri hatırlatacak? Fakirlere mi dağıtacaksınız kazandığınızı? Yoksa önce kendi borçlarınızı verip, yeni mobilyalarınızı, yeni arabanızı, yeni evinizi, yeni işyerinizi kurup, paranın bir kısmını bankaya yatırarak geleceğinizi sözde garanti altına alıp, ardından eşinizi dostunuzu da az buçuk mutlu edip, en son kalan kırıntıları mı üç beş fakire nasip edeceksiniz? O üç beş kişiye kendinize ayırdığınız kadar ayırabilecek misiniz?

    Büyük ikramiye size çıktığında hangi ayetleri hatırlayacaksınız? Kazandığınızın haftası yine her zamanki gibi Kuran’ı açıp bana kitabında ne demiş diye ayetler üzerinde derin derin düşünecek misiniz, yoksa o günlerinizi gecelerinizi etrafınıza toplanan eş dost akraba ile kutlama yaparak mı geçireceksiniz? O sabah namaza kalkamadığınızda her seferindeki gibi mutsuz mu hissedeceksiniz, yoksa bir an önce elinizdeki o yüklü parayla kurduğunuz hayalleri gerçekleştirmek hevesiyle lüks bir galeriye gitmek için mutlu bir şekilde mi çıkacaksınız evinizin kapısından?

    O günlerde sokak hayvanlarının başına gelen eziyetleri gözümüze sokan arkadaşınızın sosyal medyada ne paylaştığını merak edip bir şeyler yapabilmeyi mi umacak, yoksa en pahalı deri kıyafetler için web mağazasından alış veriş yapmayı mı düşüneceksiniz? Oturma odanızda o güne kadar gözünüze batmamış olan televizyonunuz gözünüze eski görünmeye başlarken, perdelerinizin korniş tarafındaki is rengi gözünüze gözünüze batarken, evvelsi gün tamir ettiğiniz priz anlamını yitirmişken, ’ın nimetlerini yalanladığınız aklınıza gelecek mi? Size bugün şekersiz bir çay ısmarlayan arkadaşınızı, o gün white mocha içerken yanınıza alacak mısınız? Oto sanayide çalışan üstü başı kir pas içindeki dostunuza mı yoksa yeni arkadaşlarınıza mı o gün “cafe de Paris” çeşitlemeleri ısmarlayacaksınız? Kendinize plazalarda daireler alırken sevdiğiniz akrabanıza o eski ve rutubetli bodrum katınızı hediye verip de mi infak edeceksiniz? Gerçekten paylaşabilecek misiniz? Gerçekten size her ne istiyorsanız herkes için isteyebilecek misiniz? Gerçekten bugünkü kadar aklınıza gelecek mi fakirler, yoksa onları hatırlamak, keyfinizi bozduğu için mi sizi üzecek? Bırakın maddeten paylaşmayı, sosyal medyada fakirler için paylaştığınız görüntüleri ve düşündürücü sözleri o gün de paylaşmaya bu kadar vakit ayırabilecek misiniz? Gece parkta uyurken donmuş bir evsizi hatırlamak isteyecek misiniz gerçekten? Yoksa böyle şeyleri düşünmekten bile kaçacak mısınız? İyi düşünün, kendinize dürüst olun.

    5-Maide 90 Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, KUMAR, tapılmak için dikilen taşlar, FAL OKLARI şeytan işi birer pisliktik; BUNLARDAN UZAK DURUN ki kurtuluşa eresiniz.

    Bugün çok daha zenginiz. Bu maddi fitnelere göğüs gerebilecek miyiz? Acaba üzerimize aldığımızda altından kalkabilecek miyiz bu kadar yükün? Bu gün çok daha zenginiz. Bugün kar yağdığında çocuklarla beraber kapıya çıkıp oynadığımız kartopu, Alplerdeki tanımadığımız İsviçrelilerle kayak yapmaktan çok daha mutluluk verici. Sabah trafiğine takılıp işe geç kalmaktan çekindiğimiz anların heyecanı, kumar masalarında rulet çevirmekten çok daha zihnimize faydalı. Birbirimizle ettiğimiz tatlı fikri kavgalar ve geçici küsmeler bile, elli milyonumuz olduğunda birbirimizi görmezden gelmekten çok daha huzur verici. Ah bir bilseydik!

    Hala gidip o piyango biletini alacak mıyız? Hala pembe kâğıtlara kazanacak takımı yazmaya, atların ismini karalamaya devam edecek miyiz? Zengin olmak için piyango biletine ihtiyacımız yok, biz zaten zenginiz. Mutlu olmak için lotoya, totoya ihtiyacımız yok, biz zaten mutluyuz. Nimet için iddiaya, şans topuna girmeye ihtiyacımız yok, zaten nimetler içinde yüzüyoruz. Ama bilmiyoruz. Az görüyoruz. Gözümüz aç, doymuyoruz. Çünkü şükür halinde değiliz. Elimize geçtiğinde dilimizle şükrettiğimizde ve az bir kısmını infak ettiğimizde karşılığını verdiğimizi zannediyoruz. Çünkü gerçek bir şükür halinde değiliz. Eğer öyle olsaydı… Eğer gerçekten şükrediyor olsaydık elimizde olandan daha fazlasına göz dikmezdik. Gerçek talih kuşunu ’ın kalbimize kondurmuş olduğunu bilirdik.

    5-Maide 91 Gerçekten ŞEYTAN, içki ve KUMARLA aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, ’ı anmaktan ve namazdan ALIKOYMAK İSTER. ARTIK VAZ GEÇTİNİZ DEĞİL Mİ?

    alıntı.......................
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #2
    Milli Piyango Talih Kuşu Değil Talihsizlik Kuşudur

    "Ey İnananlar, içki, kumar, tapınılmak için dikilmiş taşlar (putlar), fal okları, ancak şeytanın işinden birer pisliktir Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz" (el-Mâide Sûresi, 90)

    “Piyango Bileti Alanların Hayallerini Süsleyen İkramiye, Önceki Yıllarda Bu Parayı Kazanan Kişilere Huzur Ve Refah Değil Ardı Ardına Talihsiz Olaylar Yaşattı.”
    Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Hatay Şube Başkanı Fahri Serdar Özal, son yıllarda insanların kolay yoldan para kazanma derdine düştüklerini dile getirerek, “Talih kuşu denilen, devlet eliyle meşrulaştırılan kumar, aileleri dağıtmaya ve huzursuzlukların baş sebeplerinden birisi olmaya devam ediyor” dedi.
    Fahri Serdar Özal yaptığı açıklamasında, kısa yoldan zengin olmak isteyenlerin hayallerini süsleyen Milli Piyango çekilişine sayılı günler kala, şans oyunlarına dünyada gösterilen ilginin Türkiye’de de diğer ülkelerden pek geri kalmadığını belirterek, “Piyango bileti alanların hayallerini süsleyen ikramiye, önceki yıllarda bu parayı kazanan kişilere huzur ve refah değil ardı ardına talihsiz olaylar yaşattı. Yaşanan hadiseler adeta talih kuşu değil de talihsizlik kuşu gibi ikramiyeyi kazananların hayatını altüst ederek pişmanlığı da beraberinde getirmiştir. Üretmeden kısa yoldan zengin olmanın hayaliyle insanlar kumarın pençesine mahkum edilmiştir. Öte yandan geçmiş yıllarda bu yolla mal mülk sahibi olanların içler acısı halini de görüyoruz. Buna keza, büyük umutlar bağlanıp ikramiye çıkmayanların yaşadığı ruhsal çöküntünün ailede ve toplumdaki etkileri de had safhaya ulaşmıştır” dedi.
    Fahri Serdar Özal açıklamasına şu şekilde devam etti: “Her yerde Milli Piyango reklamı ve tanıtımı var. Yılbaşı öncesi Milli Piyango’dan çıkacak büyük ikramiye; gazete, televizyon, internet, sokaklar yani her yerde ve sürekli gösteriliyor, reklam ve tanıtımı yapılıyor. Hükümetin ve ilgili kuruluşların şans ve bahis meselesinde bu kadar teşvik edici olması yanlıştır. Anayasamızda, Devlet kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan vatandaşını korumak için gerekli tedbirleri alır derken, devlet bilakis bunları yaymakta ve yenilerini başlatmaktadır. Kumarhaneleri yasaklayıp, en büyük kumarı serbest bırakıyor. İşin dini yönüne bakacak olursan, Milli Piyango da diğer şans oyunları gibi haramdır.(On numara, Şans topu, Süper loto, Sayısal loto, İddaa, At yarışları…)İsminin başında ‘milli’ kelimesinin olması haram olmasını ortadan kaldırmaz” dedi.
    Bu Paradan Kimseye Hayır Gelmedi!
    Her yıl, insanların büyük umutlarla aldıkları Milli Piyango biletleri şu ana kadar kimseye hayır getirmedi. Kimisi ailesini dağıttı, kimisi kumara alışarak parasının hepsini burada bitirdi, kimisi de intihar etti. Milli Piyango her yıl ibretlik hikayeler ortaya koysa da halen satılmaya devam ediliyor. İşte ibretlik hikayelerden bazıları…
    * Salih Gümüşçay: En ünlü ama en talihsiz piyango talihlisi... 1989'da 5 milyar kazandı. 1 yıl sonra öldü. Tek başınaydı, yüzlerce akrabası çıktı. DNA testi için mezarı bile açıldı.
    * Mehmet Sarıoğlu: Denizli'nin Sarayköy ilçesine bağlı Tırkaz köyünde 40 yıl önce Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıktı. Yaşadığı baraka tipi evde donarak öldü. Can verdiğinde yapayalnızdı.
    * Osman Kaplan: Denizli'nin Çivril ilçesinde marangoz olarak geçimini sağlarken hapse gerdi. 1999 yılında hapisten çıktıktan 2 gün sonra sayısal lotodan 340 milyar lira kazandı. İki çocuk babası Kaplan'ın ilk işi eşinden boşanmak oldu. İkinci evliliğini de kısa süre sonra bitirdi. Parasını tüketti ve başladığı yere döndü.


    sonuç olarak:ALLAH'ın yasakladığı hiç birşeyden fayda gelmediği gibi zarar gelir

    Rabbim yarattığı kullarını en iyi bilendir


    alıntı...............
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...