
Çünkü en zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden vurulmuşum. Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım.
Taşıyamam zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım. İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım.
Kelimeler verilmiş bana, isimler öğretilmiş. Bir âh çekilse dünya dönecekken;
Ben, her şey karanlığa gömülmeden önce, kendimden sonsuzluğa bir şey bırakmaya kalkışmışım.
İsmimin ilk hecesi bir somun ekmek son hecesi su dalgasıymış oysa.
Aynı sözcüklerle özetlerim kendimi sanmışım da ezberlemem gerekeni sökememişim bile...
Gün gelmiş feryat etmişim yolumu kaybedip, sonra "Nerede kayboldun sen?" diye kendi yakama yapışmışım.
Hesap sormuşum fütursuzca, küstahça.
En önemlisi de ölümlüymüşüm ben. Üstelik ölümlü olduğunu bilen tek canlıymışım.
Ben kendi ölümüme refakat ederken, bana refakat eden karanfil kokusunu almışım daha ölmeden.
Karşısında en eylemsiz kaldığım ölüm kendi ölümüm olmuş.
Yani hâlâ gaflette, hâlâ hepi topu kendi ölümünü anlatan bir roman kahramanıymışım.
Dayanamamış, arabayı sağa çekmiş, "Benden bu kadar" demiş, şimdi artık sadece beklemeye başlamışım.
İki elimi iki yanıma sarkıtmış, kendimi boşluğa bırakmışım.
Nedense radyonun düğmesine dokunuvermişim birden.
Bir cümle çıkmış bahtıma, öylesine durup dururken:
"Bir günahtan çıkıp bir günaha batarlar. Ama yine de ümit vardır çünkü af vardır." diyormuş bir ses.
Gördüklerimin rüya olan hayatlar değil, hayat olan rüyalar olduğunu anlamışım.
Rüyalarımı kaydetmek gibi onları yorumlamayı da bir tarafa bırakmışım.
Rüya içinde gördüğüm bir rüyadan uyanmışım. İtidalse bunun adı şimdi ben mutedilmişim.
Anlamışım ki dünya âlem perdesinde ben de gelip geçici, ben de bir gölgeymişim.
Asıldan nasibim var ama şimdilik suretmişim.
Öyleyse hepsine de amenna. Değil mi ki seçilmişim.
Mimoza Sürgünü-Nazan Bekiroğlu
Yorum yap