Tevazu-Kuþeyrî Risâlesi’nden

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur
    • Oct 2026

    #1

    Tevazu-Kuşeyrî Risâlesi’nden

    İbn Abbas r.a., Hz. Peygamber s.a.v.’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” (Müslim, İman, 148,149; Ebu Davud, Libas, 26; Tirmizî, Birr, 61)

    Ebu Said-i Hudrî r.a. şöyle rivayet etmiştir: “Allah Rasulü s.a.v. hayvanının yiyeceğini kendisi verirdi. Bazen evinin temizliğini yapardı. Yırtılan ayakkabısını tamir ederdi. Elbisesini diker ve yamardı. Koyun sağardı. Hizmetçisiyle birlikte yemek yerdi. Bazen hizmetçi yorulduğu zaman onunla birlikte buğday öğütürdü. Çarşıdan aldığı bir şeyi ailesine götürürken bizzat kendisi taşımaktan çekinmezdi. Zengin fakir herkesle el sıkışırdı. İlk önce kendisi selam verirdi. Kuru hurmadan hazırlanmış olsa dahi çağırıldığı hiçbir daveti küçük görmezdi. Geçimi çok kolaydı. Yumuşak huylu idi. Cömert tabiatlıydı. Güzel geçimliydi. Güler yüzlüydü. Sesli olarak gülmeden yüzü tebessüm ederdi. Yüzü asık olmadan hüzünlüydü. Kendisini alçaltmadan tevazu gösterirdi. İsraf etmeden cömertlik yapardı. Kalbi çok yufka idi. Bütün müslümanlara karşı çok merhametliydi... Hiçbir şeye tamahla el uzatmamıştır.”

    (Hz. Peygamber s.a.v.’in tevazu ile ilgili sıfatları için bk. Ahmed, Müsned, 6/49; İbn Sa’d, Tabakat, 1/91; Tirmizî, Şemâil, 24)

    Fudayl b. İyaz k.s.’ya tevazunun ne olduğu sorulunca şu cevabı vermiştir: “Hakk’a boyun eğersin, O’na teslim olursun ve doğru kimden gelirse onu kabul edersin. İşte tevazu budur.” Cüneyd-i Bağdadî k.s.’ya tevazunun ne olduğu sorulunca, “Halka karşı alçak gönüllü olmak ve onlara yumuşak davranmaktır.” demiştir.

    Abdullah b. Mübarek rh.a. şöyle demiştir: “Zenginlere karşı onurlu davranmak, fakirlere karşı alçak gönüllü olmak tevazudandır.”

    Bayezid-i Bistamî k.s.’ya, “İnsan ne zaman mütevazi olur?” diye sorduklarında, “Kendi nefsi için hiçbir makam ve hal düşünmediğinde ve halkın içinde kendisinden daha kötü bir kimse görmediğinde gerçek bir mütevazi olur.” demiştir. Yahya b. Muaz k.s. demiştir ki: “Sana malı ile kibirlenen kimseye karşı kibirli (onurlu) davranman bir tevazu şeklidir.”

    Tevazu, kendisine haset edilmeyen bir nimettir. Kibir ise kendisine acınmayan bir beladır. İzzet ve şeref tevazudadır. Kim onu kibirde ararsa bulamaz.
    Süfyan-ı Sevrî k.s. demiştir ki: “Halkın en şereflileri şu beş sınıftır: Zühd sahibi (gönlünü dünyadan çekmiş) âlim, sufî fakih, mütevazi zengin, haline şükreden fakir, Sünnet’e bağlı şerif (Hz. Peygamber’in nesli).”

    Ashabtan Zeyd b. Sabit r.a. bir cenazeden sonra bineğine biniyordu. Abdullah b. Abbas r.a. hemen yanaşarak binmesi için bineğinin üzengisini tuttu. Zeyd r.a., “Ey Rasulullah’ın amcaoğlu, lütfen bırak, böyle yapma!” dedi. İbn Abbas r.a., “Biz âlimlerimize böyle davranmakla emrolunduk.” dedi.
    Zeyd b. Sabit r.a. da hemen İbn Abbas r.a.’ın elinden tutup öptü ve “Biz de Rasulullah s.a.v.’in Ehl-i Beyt’ine karşı böyle davranmakla emrolunduk.” dedi.

    Urve b. Zübeyr r.a. anlatıyor: “Ömer b. Hattab’ı omzunda bir su kırbası taşırken gördüm. Kendisine, ‘Ey müminlerin emiri, bu size uygun değil!’ dedim. Bana, ‘Yanıma dışarıdan elçiler gelip sözlerimizi dinleyip itaat ettiklerini söylediler. O esnada nefsime biraz kendini beğenme ve büyüklenme duygusu geldi, onu bu şekilde kırmak istedim..’ dedi ve kırbayı götürüp ensardan ihtiyar bir kadının kabına boşalttı.”

    Ömer b. Abdülaziz r.a.’a, oğlunun bin dirhem (gümüş para) vererek bir kaşlı yüzük satın aldığı haberi geldi. Hemen oğluna bir mektup yazarak şunları söyledi: “Duyduğuma göre sen bin dirhem vererek kaşlı bir yüzük almışsın. Bu mektup sana ulaşınca derhal o yüzüğü sat, parasıyla bin aç kimseyi doyur ve kendine iki dirheme bir yüzük al. Onun kaşını da Çin işi demirden yaptır ve üzerine şunu yaz: Nefsinin gerçek kıymetini bilen kimseye Allah rahmet etsin!”
    Hz. Hasan r.a. yolda bir grup çocuğa rastladı. Çocukların önünde ekmek parçaları vardı. Yemek için hazırlamışlardı. Hz. Hasan’ı görünce davet ettiler. O da bineğinden inip onlarla birlikte ekmeklerden yedi. Sonra onları evine götürdü, yiyecek ikram etti, elbise giydirdi ve onlara şöyle dedi: “Asıl cömertlik ve iyilik sizin yaptığınızdır. Siz elinizde ne varsa bana yedirdiniz, biz ise bu verdiklerimizden daha fazlasına sahibiz.”

    Semerkand Dergisi
    Konu Misafir; Tarafından 11-20-2015, 00:06 değiştirilmiştir...
Hazırlanıyor...