Maðlup Kavimlerin Ýcadý: Koyunluk Dini

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur
    • Oct 2026

    #1

    Mağlup Kavimlerin İcadı: Koyunluk Dini


    - Eski zamanlarda bir mer'a da otlayan koyunlar, o kadar beslenmişler, o kadar çoğalmışlar ki düşman korkusundan kurtulmuşlar.

    Arslanlar çoğalan koyunları görünce doğaları gereği padişahlık davulunu çalmışlar ve ormandan fırlayıp koyunların otlağına baskın vermişler. O yemyeşil çayırlar kuzuların kanıyla kıpkırmızı olmuş.

    Akıllı, anlayışlı, yağmur görmüş, kurt gibi tecrübeli bir koyun, kavminin bu kaderinden muzdarip, aslanların zulümlerinden kalbi yaralı, kaderin bu cilvesinden şikayet ederek, bir tedbir düşünmüş ve kavminin işini sağlama almış:
    - Bir köle kendisine gelecek zararı savuşturmak için çok keskin tedbirler bulur. İntikam çılgınlığı kıvamına geldiği zaman köle aklı fitneler düşünür.-

    Yaşlı koyun der ki: Halledeceğimiz mesele önemli ve zordur, bizim sahip olduğumuz gam ve keder denizinin ise sahili yoktur.

    kuzu kuvvet kullanarak aslandan kurtulamaz, biz gümüş kolluyuz aslan ise çelik pençeli.

    Ne kadar iyi konuşursam konuşayım koyunun kurt tabiatlı olmasına imkan yoktur ancak, erkek aslanı kuzu yapmak, onu kendi kudretini bilmez, düşünmez hale getirmek mümkündür.
    Böylece yaşlı koyun kendine ilham geldiğini söyleyerek kan içen aslanlara vaiz olur.
    Yüksekce bir yere çıkarak: -"Ey çok yalancı ve şımarık kavim, Ey uğursuz ve uğursuzluğu devamlı olan kavim, bende ruhani kuvvet vardır.

    - Aslanlara tanrı tarafından gönderilmiş peygamberim, şeriat sahibiyim ve bunu öğretmeye geldim.

    - Kötü işlerden tövbe edin, ziyanı zararı düşünmeyin, faydayı düşünün, her kim sert olur ve kuvvetine güvenip her işde ona başvurursa o günahkardır.

    - Benlik ortadan kalkarsa hayat daha güzel olur. İyilerin ruhu samanla beslenir, et yemeyi terk eden Allah indinde makbuldür.

    - Dişinin keskinliği seni rezil eder, akıl gözünü kör eder. Cennet yanlız zayıflara mahsustur. Kuvvet insanı hüsrana uğratan sebeplerden biridir.

    - Kudret ve azamet peşinde koşmak kötüdür. Fakirlik beylikten daha iyidir. Akıllı olan zerre olur, sahra olmaz. Zerre olursan güneşin nurundan istifade edersin.

    - Ey koyun boğazlamakla övünen, kendini boğazla ki değer kazanasın.

    Zorbalık, iktidar, intikam, ebedi hayattan mahrum eder. Sebze ayak altında çiğnendiği için bol yetişir.

    - Eğer akıllı isen kendini unut, gözünü kapa, kulağını kapa, ağzını kapa -ki aklın arşa yükselsin."

    Bütün bunları dinleyen Aslan sürüsü zaten çok çalışmaktan yorrgun düştüklerinden bu uyutucu nasihati beğendiler, rahatlarına düşkün olduklarından olgunluk göstermeyip koyunun büyüsüne kapıldılar.

    "Koyunları avlayıp yiyen aslanlar koyunluk dinini kabul ettiler."

    Ot yemek Aslanların işine geldi, ot yiye yiye dişleri kesmez oldu.

    kıvılcımlar saçan gözlerinde ki heybet yok oldu.

    Göğüslerinde yavaş yavaş yürek denilen şey eridi gitti.

    O deli gibi çalışma, koşuşmadan eser kalmadı.

    Kudret, Azim, itibar, izzet gitti. Demir pençelerinde kuvvet kalmadı.

    Gönülleri öldü ve vücutları o ölüyü saklayan mezara döndü.

    Can korkusu arttı, can korkusu gayreti sildi süpürdü.
    Bu gayretsizlik yüzlerce sorun çıkardı ortaya. Orman başı boş, mekan ise koyunlara kaldı..


    Muhammed İkbal, -Esrar-ı Hodi, Benliğin sırları

    Çev. Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan (1958)
  • Yağmur

    #2
    Muhammed İkbal ( d. 9 Kasım 1877 - ö. 21 Nisan 1938), Pakistanlı İslam alimi, şair, filozof ve politikacı.
    Şiirleri çağdaş Urdu ve Fars edebiyatının en önemli yapıtlarındadır. Allâme İkbal olarak da bilinir. Hindistan'daki müslümanların bağımsızlık mücadelesine ilk defa dile getiren kişidir.
    1873'de Pakistan'ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğan Muhammed İkbal, mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitimini Kur'an üzerine aldı.
    Kur'an eğitimini medresede tamamladıktan sonra, Arapça ve Farsça hocasının yönlendirmesiyle İslam edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. Lahor'da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Doğu Dilleri Fakültesi'ne hoca olarak tayin edildi. Bu yıllarda Muhammed İkbal'in şiirleri de yayınlanmaya başlandı.
    1905'de Londra'daki Cambridge Üniversitesi'nin felsefe ve iktisat bölümünden mezun oldu. Londra'da üç sene kadar kalan İkbal, burada Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nde hocalık yaparken, bilhassa Londra'da ilgi görmesine sebep olacak çeşitli İslâmi konularda bir dizi konferans verdi. Yine Londra'da kaldığı müddet içinde hukuk üzerine okuyan İkbal, savcılık diplomasını aldıktan sonra Almanya'ya giderek Münih Üniversitesi'nde felsefe dalında doktora yaptı.
    1908'de Hindistan'a döndüğünde, yazı ve şiirlerine hayranlık duyanlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
    Şiirlerinde Mevlânâ'nın etkisi büyüktür.
    Muhammed İkbal ülkesinin siyasetine de katılmış ve halkını bu konularda yönlendirmişti. Onun bu konudaki düşüncesi ise, "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davet etmektir" şeklinde idi.
    Müslüman Hintli mücahitler adıyla yazdığı şiirleri Hindistan'daki müslümanların hareketlenerek İngiliz sömürüsüne başkaldırmalarında ve Pakistan'ın kuruluşunda büyük tesiri olmuştu. Bu yönüyle İkbal, Mehmet Akif Ersoy'a da benzetilmiştir.
    Kurtuluş Savaşı yıllarında, zor durumda Pakistan halkını, Türk halkının milli mücadelesine destek vermek için örgütlemiş, milli mücadelede kullanılmak üzere Pakistan halkından 1.5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollatmıştır. Bu paralarla daha sonra Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından şimdiki İş Bankası kurulmuş ve önemli bir bölümü Cumhuriyet Halk Partisine verilmiştir.
    Uzun süren bir hastalıktan sonra 21 Nisan 1938'de vefat etti.

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...