sýkýntýnýz mý var?dertlimisiniz?5 dak.ayetlere ayýrýnýz

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #1

    sıkıntınız mı var?dertlimisiniz?5 dak.ayetlere ayırınız

    diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi.
    Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız.


    Herkes benden uzak, herkes bana kırgın
    düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz.
    Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:


    'Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı'(Duha-3)


    Kim
    kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.
    Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya,
    ne gam! ...Bu ne büyük ferahlık değil
    mi?...



    Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç
    bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu
    sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor
    imdada:


    'Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir
    kolaylık muhakkak var! '(İnşirah-5/6)



    Garantiyi veren !... Hem de ne
    garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği
    'mutlaka' ifadesi ile
    pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.
    Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu,
    çözümün sorunda gizli
    olduğunu da
    fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:


    'Derman aradım derdime, derdim bana derman
    imiş'




    Maddi sıkıntınız hat
    safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz. İflas
    ettiniz...
    Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde
    boğulurken
    ayet size yeni bir ümit
    veriyor:


    'Eğer yoksulluktan korkarsanız,
    dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz
    hakkıyla bilendir, hüküm ve
    hikmet sahibidir.' (Tevbe-28 )




    Bir yakınınız ölümcül
    hastalıkla yatağa düştü. Doktorlar fazlaca ümit
    vermiyorlar.
    Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek
    ortada
    iken moral vermeye çalışmak
    sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi
    bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak
    moral verebilesiniz. Eyyub
    Nebi var
    Kurr17;anda...
    Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate
    kavuşmuş. Onun
    hali size dayanak
    oluyor: Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida
    etmişti:


    'Bak bana, meşekkat ve acı ile şeytan dokundu! Ve ona, bütün
    ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet
    olarak bahşettik ki, temiz akıllılar
    için bir ibret olsun.' (Sad-41/43)




    Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir
    tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor
    size:


    'Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda
    hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi
    seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. bilir, siz bilmezsiniz.' (Bakara-216)




    Rabbimiz , Rasülümüz Muhammed(s.a.v) ,
    Kitabımız Kuran , Yolumuz Sırat-ı Müstakim!... Bizden bahtiyarı yok dünyada! ...



    Her ne olursa
    olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve
    başarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kuran konuşuyor:


    Vel Akıbetü lil Muttakin (Kasas-83):

    Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler (takvayı kuşananlar,
    korunanlar, inanca sarılanlar)
    içindir!..

    alıntı......
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...