þehadet sevdasý

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    şehadet sevdası

    ŞEHADET SEVDASI
    Asırlar önce, Mekke'nin tozlu-topraklı sokaklarında Habeşli Bilal'in "Ahad"
    sesinde gizliydi şehadet sevdası. Derken Sümeyye'nin şehit edilmesiyle
    vuruluyordu yeryüzünün göbeğine şehadetin damgası. Ardından aynı yollara
    Yasir'ler, Hamza'lar, Mus'ab ibnu Umeyr'ler düştüler şehadet aşkıyla birer
    birer. Cemuh'un oğlu Amr'ın sesi yükseliyordu Uhud eteklerinde: "Ben
    şehadeti istiyorum, ben şehadeti istiyorum" diyor ve en yüce sevgiliye böyle
    kavuşmak istiyordu. Durduramamıştı kimse onları. Ne Hamza'yı ne de
    Sümeyye'yi. Nice şehidler düştü cennetin ta ortasına. Durur muydu bu kervan,
    durur muydu yeryüzünün çağdaş Ebu Cehil'lerine, Ebu Leheb'lerine karşı
    açılan direnişin dalgası. Bilmiyor muydu kara toprak Ebu Cehil'ler var
    oldukça Sümeyye'ler de olacak. Dar gelmişti bize İsmailiye, İskenderiye ve
    Kahire sokakları. Davamızı ötelere daha ötelere götürmek istiyorduk. Arkadaş
    olmuştu bizlere Kahire'nin sokakları, mahalleleri. Beraber giderdik
    sohbetlere, konferanslara. Tanıyordu Kahire Hasan el-Benna'yı, Seyyid
    Kutub'u ve Abdülkadir Udeh'i; hem de çok iyi tanıyordu, bizleri Kahire'nin
    çocukları... Yakalamaz mıydı kutsal şehadet bizi, Şubat'ın soğuğunda,
    Kahire'nin soğuk betonlarında, 1949 senesinde. Selam sizlere ey Hamza, ey
    Cemuh'un oğlu Amr. Yanınızdadır şimdi şehid el-Benna. Durur muydu zalim
    krallar ve durur muydu o kutlu şehadet kervanı. Şehid lazımdı davaya, can
    lazımdı. İpe giderken Prof. Dr. Şehid Seyyid Kutub, zalimlerin kara yüzüne
    imanın ve şehadetin darbesini vuruyordu. Mesaj bırakıyordu geride kalan
    profesörlere, mütefekkirlere. İmanı yüceltiyordu, 'ın adını
    yüceltiyordu ipe giderken. Münafıklara karşı imanın ne olduğunu gösteriyordu
    sehpalarda. Dava durmadı, durmayacak ey arkadaşım. Gitmemiş miydi, düşmemiş
    miydi bu yola Nakşibendi Şeyhi, Şeyh Said. O: "Gam yemem ve asla gam
    yemeyeceğim" diyordu. Çünkü diyordu: "Ölümüm ve din adına olduktan
    sonra." Altmışında yetmişinde Sallandı sehpalarda şehadet sevdalıları. Ey
    Şeyh, düşmedi düşmeyecek bu sancak, çünkü geride nice Zeyd ibnu Harise'ler,
    Abdullah ibnu Revaha'lar, Cafer ibnu Ebu Talib'ler var. Ve gerçekten düşmedi
    şehadetin kutlu sancağı. Ey Abdullah Azzam, senin Hindukuş'ların eteğinde
    yağmur ve şimşek sesleri arasında çadırda verdiğin cihad ve şehadet
    derslerini hatırlıyorum hem de çok iyi hatırlıyorum. Biz yapacaklarımızı
    söylemeliydik. Yaptıklarımızı söylemiştik, anlatmıştık nice coğrafyalara.
    Şehadeti önce ders olarak işlemiştik ey Abdullah Azzam ey cihad öğretmeni.
    Ve ardından Hindukuşların eteklerinde şehadet müderrisi şehadete
    kavuşuyordu. Yazdıkların ders olacak, kitap olacak ey şehid. Ve okunacak bu
    kitaplar, bu dersler ömrünün baharındaki yiğitlerin önünde. Fatih sokakları,
    Fatih caddeleri seni arıyor ey Metin. Ey şehid Metin Yüksel. Fatih Camii'nin
    avlusu ne kadar da alışmıştı bizlere. Kol kola gezerdik cami avlusunda, omuz
    omuza verirdik o kocaman beyaz taşların üzerinde. Koşardık seninle Fatih
    sokaklarında, sohbetlerimiz olurdu gençlerle, kararlar alırdık dava adına,
    şehadet adına. Biliyor musun ey şehid! Ne kadar da özledi seni Fatih
    Camii'nin avlusundaki o kırmızı taşlar. Biliyorum sen dirilip tekrar şehid
    olmak istiyorsun. Tekrar dirilip tekrar şehid olmak istiyorsun. Demiyor
    muydu aynısını şehadet öğretmeni Hz. Muhammed (s.a.s.)! Ve ardından niceleri
    gitti. Şehid Metin'in yanına. Bilal'ler, Fuad'lar, Selami'ler, İbrahim
    Hocalar. Selam sizlere ey şehidler. Selam sizlere... Büyüdü ilgilendiğiniz
    yiğitler, öğrenciler, şehadet ezgileri söylüyorlar ardınızdan. Ne mutlu sana
    ey Orhan Hoca, ey şehid! Durmadı durmayacak bu berrak akan su. Yüceltmezler
    miydi 'ın adını, Şikaki'ler, Yahya Ayyaş'lar, İvadullah kardeşler! Can
    vermez miydi el-Halil kentinde, secdede secde yerinde; topluca koşmak
    istemezler miydi 'ın nimetine erdirdiği şehidlerin yanına. Demiyor
    muydu şehid Ali Şeriati, "Şehid, tarihinin kalbidir" diye. Ey Ali, Savak
    ajanları bizi arıyordu, nicelerini de aradı senden sonra. Yıkıldı senden
    sonra ey şehid putları devirdik başkentin ortasında, şehadetinden hemen
    sonra. Kâh Filistin çağlar, kâh Çeçenistan, kâh Keşmir galeyana gelir
    şehadet arzusuyla. İzzettin el-Kassam'ları sorar Filistin ve Filistinliler.
    Cehar Dudayev'leri arar Çeçenistanlı çocuklar. Fatih sokakları şehid Metin'i
    özler. Cihad ve şehadetin tarihi yazılır İslam coğrafyasında, şehadet
    kervanları düşer yollara. Ey Rabbimiz bizi de erdir nimetine erdirdiğin
    şehidlerin yoluna.



    Madem Ölüm Tek Bir Defa Gelecek...
    Oda Neden Allah İçin olmasın!...

    alıntı.............
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...