Mehmed Selahaddin amca, hemen her gün tekrarlanan sabah alışverişi için bakkala kadar gider. Alacağı birkaç çeşit kahvaltılık nevaledir.
Bu arada Mehmed Selahaddin amcanın hanımı Hatice Sâtıa teyze kahvaltı sofrasını hazırlamakla meşguldür.
Dakikalar dakikaları kovalamış, süt fincanda soğumaya yüz tutmuş, ama Mehmed amca bakkaldan henüz dönmemiştir. Sâtıa teyze meraklanmıştır. Çünkü kadim bakkalları evlerinin hemen az ilerisindeki köşe başındadır.
“Sohbete mi daldılar acaba?” diye düşünüp dururken, Mehmed amca nihayet elindeki nevalelerle kapıda görünür.
Kapı açılır açılmaz, Hatice Sâtıa teyze sorar:
- Nerede kaldın bey, meraklandım!
Mehmed amca biraz soluklandıktan sonra der ki:
- Hanım, duydum ki mahallenin ta uç tarafında yeni bir bakkal daha açılmış. Alışverişi oradan yapayım dedim; haliyle biraz geciktim.
Hatice Sâtıa teyze merakını yenemez ve sorar:
- Niye? Bizim bakkal efendiyle aranızda bir tatsızlık mı oldu? Yoksa yeni bakkal daha ucuza mı mal satıyormuş?
- Hayır hanım, zannettiğin gibi değil, diyen Mehmed amca, yeni bakkaldan alışverişinin sebebini şöyle izah eder:
- Bir Allah'ın kulu kimseden vaad almadan, kimseye güvenmeden ‘Tevekkeltü Alellah' demiş, Mevlâ'sına güvenerek gelmiş bizim mahallemize bir bakkal dükkanı açmış. Biz mahalle halkı olarak eğer ‘yeri uzaktır, kimin nesidir, tanımıyoruz' diye ona alışverişe gitmezsek, bu kulun belki tevekkülü zayıflayabilir. Bundan da Allah katında bizler mesul oluruz.
İbrahim Refik'in “Edeb Yâ Hû” kitabından kısaltılarak alınmıştır.
Bu arada Mehmed Selahaddin amcanın hanımı Hatice Sâtıa teyze kahvaltı sofrasını hazırlamakla meşguldür.
Dakikalar dakikaları kovalamış, süt fincanda soğumaya yüz tutmuş, ama Mehmed amca bakkaldan henüz dönmemiştir. Sâtıa teyze meraklanmıştır. Çünkü kadim bakkalları evlerinin hemen az ilerisindeki köşe başındadır.
“Sohbete mi daldılar acaba?” diye düşünüp dururken, Mehmed amca nihayet elindeki nevalelerle kapıda görünür.
Kapı açılır açılmaz, Hatice Sâtıa teyze sorar:
- Nerede kaldın bey, meraklandım!
Mehmed amca biraz soluklandıktan sonra der ki:
- Hanım, duydum ki mahallenin ta uç tarafında yeni bir bakkal daha açılmış. Alışverişi oradan yapayım dedim; haliyle biraz geciktim.
Hatice Sâtıa teyze merakını yenemez ve sorar:
- Niye? Bizim bakkal efendiyle aranızda bir tatsızlık mı oldu? Yoksa yeni bakkal daha ucuza mı mal satıyormuş?
- Hayır hanım, zannettiğin gibi değil, diyen Mehmed amca, yeni bakkaldan alışverişinin sebebini şöyle izah eder:
- Bir Allah'ın kulu kimseden vaad almadan, kimseye güvenmeden ‘Tevekkeltü Alellah' demiş, Mevlâ'sına güvenerek gelmiş bizim mahallemize bir bakkal dükkanı açmış. Biz mahalle halkı olarak eğer ‘yeri uzaktır, kimin nesidir, tanımıyoruz' diye ona alışverişe gitmezsek, bu kulun belki tevekkülü zayıflayabilir. Bundan da Allah katında bizler mesul oluruz.
İbrahim Refik'in “Edeb Yâ Hû” kitabından kısaltılarak alınmıştır.
Yorum yap