Ölünün odasi

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #1

    Ölünün odasi

    Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;

    Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.

    Sütbeyaz duvarlarda, çivilerin gölgesi;

    Artık ne bir çıtırtı, ne de bir ayak sesi...

    Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;

    Üstü, boynuna kadar bir çarsafla örtülü.

    Bezin üstünde, ayak parmaklarının izi;

    Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.

    Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;

    Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahşap tavana.

    Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;

    Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir ân kadar.

    Sarkık dudaklarında asılı titrek bir ân;

    Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.

    Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;

    Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm…
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #2
    çok etkileyici paylaşım biraz geç okudum ama heyacanlandımda....eline sağlık ..selamün aleyküm..
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...