irade

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • kursat
    Yeni Üye
    • May 2008
    • 1

    #1

    irade

    Günahlar Allah’ın irade etmesi (dilemesi) sonucunda mı yoksa iradesi dışında mı meydana geldi?
    - Allah yapmayacağını bildiği bir şeyi yapmaya ve yapacağını bildiği bir şeyi yapmamaya kadir midir?
    - şer kimdendir?
    - zulmü yaratan kim?
    -Bir kimse Allah’ın kendisine rızık olarak vermediği bir şeyi yiyebilir mi? “Hayır” derseniz, haram yiyenlere bunu rızık olarak Allah’ın verdiğini mi söylüyorsunuz. ? Son peygamber hür irademiz yok dedi inanmazsan kader hadislerine bak Allah zorla günah işletiyo gördün mü, Bilgi için ara: googleden: kursatotcu
    -İmandan dolayı kim övgüyü hak ediyor? Allah mı yoksa mümin kul mu? “Allah” derseniz, diğerlerine iman vermedi öyle mi?
    -1- Rızık Allah’tan mı? İçki içmek rızık mı? İçki içmek Allah’tan mı? (Haramda rızıktır Maturidilere göre)
    2- Herşey Allah’ın dilemesiyle mi olur? Zina yapanlar var, Allah’a sövenler var. Bunlarda mı Allah’ın dilemesiyle oldu?
    3- Allah günahların işlenmesini diler mi? Günahlar işleniyor mu? O halde dünyada Allah’ın dilemesinin, iradesinin dışında bir şey mi oluyor?
    4- Kadere hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanıyor musunuz? Zina yapmak şer midir? Zina yapmak Allah’tan mıdır? Hani, hayır ve şer Allah’tandı ya...
    5- "Allah’ım bizi kötü yola düşürme, yolumuzu saptırma" diye dua ediyor musunuz? Demek ki bizi kötü yola düşüren ve yolumuzu saptıran kimmiş?
    6- Allah şerri irade eder mi? İster mi, diler mi? “Hayır” dersen, Allah’ın dilemesi dışında mı oluyor bu şerler?
    7- İnsan kadere mi bağlıdır, yoksa hür müdür?
    8- Şimdi, senin bu yazıları okuman kader mi?
    9- Allah dilemeseydi sen bu yazıları okuyabilecek miydin?
    10- Önünde iki meyve var, elma ve çilek; seç birini. Senin bu seçimin Allah’ın iradesiyle mi oldu yoksa iradesi dışında mı oldu?
    11- İnsan Allah’ın murad ettiği (istediği, dilediği) şeye muhalif bir şey yapabilir mi?
    12- Bir insan çalıntı yiyeceklerle yaşarsa, bunlar ona Allah’ın verdiği rızık mıdır?
    13- Allah mahlukatının (yaratıklarının) kendisine itaat etmeden önce, itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? Bu soruya “hayır” derseniz, Allah’ın iradesinin ezeli olduğunu reddetttiniz demektir.
    -14- Siz bu yazıları okumadan önce Allah bu yazıyı okuyacağınızı biliyor muydu, bilmiyor muydu? “Biliyordu” derseniz, soruyorum: Bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin aksine olmasını mı diledi? "Bildiği gibi olmasını diledi" derseniz, sizin bu yazıyı okumanızı Allah’ın irade etmiş olduğunu kabul ettiniz demektir ve siz Allah’ın irade ettiği bir fiili, hareketi engelleyebilir misiniz? "Hayır engelleyemem" derseniz, demek ki siz bu yazıları Allah’ın zorlamasıyla, mecburen, tıpış tıpış okudunuz. Ne dersiniz bu işe?
    Bu soruları ne kadar bilgili olursa olsun “insanın hür iradesi” olduğunu savunan kişilere sorarsanız, yüzü kıpkırmızı kesileceğini tahmin etmekteyim. Gece uyuyamaz tahminime göre; sorun görün. Defalarca söylediğim gibi peygamberin kader hadislerinde, insanın özgür iradesi olmadığı anlatılır. Bu hadisleri de onlara sorarsanız yine kıpkırmızı olurlar. Hadi sorun artık! Cüzi irade vardır, bizim tercihlerimiz vardır, ama bunlar sonuçta düşüncedir ve düşüncelerimiz de Allah’ın yaratmasıyla oluşur; dolayısıyla aslında biz de Allah hangi düşünceyi yaratırsa, biz o düşünceyi düşünebiliriz
    -Allah hırsızlara, yemelerini yasakladığı çalıntı malları rızık yapıp, bu adamların kendilerine rızık olarak verdiği şeylerden yemelerini yasaklamış mıydı?
    -Allah cisim mi yani şekli var mı? yok derseniz deliliniz nedir? kimseye benzemeyen bir cisimdir denemezmi
    -Kötülük Allah’ın kaza ve kaderiyle midir
    -Bütün olaylar kader midir
    -şer (kötülük) allahtansa zinadamı Allahtan
    -olaylar önceden belli olduğuna göre neden dua edilsin ki
    -allah insanın ne dua edeceğini de ezeli olarak mı irade etmişti?
    -dua etmek kaderden midir?evet dersen dua etmek yanlış olmuyor mu
    -kader ile dua bağdaşır mı?
    -“Allahım beni saptırma” diye dua ediyon mu, demek ki kim saptırıyo seni? “şeytan” dersen, neden öyle dua ettin? “Allah şeytandan korusun” diye dersen, allahın şeytandan korumadıkları da mı var o halde? Bu da ayrımcılık olmuyo mu acaba
    -Zamanın her zaman var olduğundan kuşku duyulabilir mi? Kuşku duyulursa zamanın olmadığı bir zamana inanmak gerekirdi,
    -Allaha sövenlerin bu yaptıkları kader mi, değil mi? Kaderse mecbur sövdüler ya, kader değilse bak inanmıyon kadere sen
    -Çocukları depremde öldüren kim? Demek ki kötülükte ondan geliyo öyle mi?
    -"Allaha sövme" düşüncesini Allah bende yarattığı için mi ben bunu düşündüm? ya da bu düşünceyi ben mi yoksa şeytan mı yarattı? yoksa kendi kendine mi meydana geldi bu düşünce
    -sen diyormusun: “insanların yaptığı kötülüklerde Allahın dilemesiyle olur
    -yüzde kaç etkili Allahın iradesi senin yaptıklarında
    -Allah ne yapacağını sen yapmadan önce mi dilemişti
    -Herşey Allah’ın dilemesiyle mi olur? Zina yapanlar var, Allah’a sövenler var. Bunlarda mı Allah’ın dilemesiyle oldu? Hani herşey Allahın dilemesiyle oluyodu ya
    -Kafirlik kader mi?
    -allah bizim hareketlerimizi ezeldemi takdir etti?
    -Allah günah işlememizi ezelde mi takdir etti
    -Allah neyi tercih edeceğimizi de ezelde mi (ezeli olarak) irade etmişti
    -Şerri (kötülük) allahmı yaptırıyo? Yani zinayıda hemi? Hani hayır şer allahtandı?
    -son peygamber dedi ki: yapacaklarımız , cennetlik cehennemlik olduğumuz önceden ana karnında yazıldı dedi,
    -81/29 Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.( Kuranda tekvir suresi 29 uncu ayet bu) bak işte Allah zorla günah işlettiriyo gördün mü
    -16 / 93 allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir, yaptığınız işlerden sorumlu tutulacaksınız. ( kuranda nahl suresi 93 üncü ayet bu, bak hem saptırıyo hem de sorumlu tutuyo
    -7/179 And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık…. ( kuranda araf suresi 179 uncu ayet bu,
    -2/7 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azap onlar içindir. ( kuranda bakara suresi 7 inci ayet bu, bak onları hem mühürlüyo hem de onlara iman etmeyi emrediyo
    -17/46 (Kuran'ı) anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. (kuranda isra suresi 46 ıncı ayet bu, kuranı anlamasınlar diye kalplerinin mühürlendiği söyleniyo ya, hem de onlara kurana inanmaları emrediliyo değil mi
    -Resulullah dedi ki: “Hayrı (iyilik) ve şerri (kötülük) ile kadere iman etmeyen kimseyi Allah ateşte yakar. (Ahmed bin hanbel
    -Peygamberimiz dedi ki: Biriniz kaderin hayrına da, şerrine de iman etmedikçe iman etmiş olmaz. Başına gelecek olanın mutlaka geleceğini, başına gelmemesi mukadder olanın da mutlaka gelmeyeceğini bilmedikçe (iman etmiş sayılmaz). (Tirmizi
    -Peygamberimiz dedi ki: “Allah gökleri ve yeri yaratmadan ellibin yıl önce, Arşı su üzerindeyken yaratıkların kaderlerini yazmıştır. (Tirmizi, Müslim
    -Peygamberimiz dedi ki: ”Kul yetmiş sene cennetliğin ameli gibi amel eder. Hatta herkes onun cennetlik olduğunu söyler. Öyle ki aralarında manen bir karış mesafe kalmaz. Sonra mukadderatı galebe çalar da cehennem ehlinin işini yapar ve cehenneme girer. (Buhari, Müslim
    -Peygamberimiz dedi ki: “Said ( cennetlik) annesinin karnında said olandır, bedbaht (cehennemlik)da annesinin karnında bedbaht ve şaki olandır” (Müslim
    -Ömer “Ya Resulullah buna göre şimdi biz olmuş bitmiş, hükmü verilmiş bir şeye göre mi amel ediyoruz (çabalıyoruz), yoksa henüz hükmü verilmemiş bir şeye göre mi amel ediyoruz? Bunun üzerine Hz. Peygamber de “(Yazılıp) bitirilmiş bir şeye göre ey Ömer. Kalemler (onu yazıp) kurumuş, kaderler onunla cereyan etmiş (ona göre meydana gelmiş). Fakat her insana yaratıldığı şey kolaylaştırılır. (Müslim
    -Peygamberimiz dedi ki: : “(Kader) kalemi, kıyamete kadar olacak şeyleri yazıp kurumuştur (bitirmiştir)“ (Buhari
    -Peygamberimiz dedi ki: : “Allah var iken hiçbir şey yoktu. Daha sonra O, Levhi yarattı ve kıyamete kadar gelecek olan bütün mahlukatın hallerini ona kaydetti” (Buhari
    -“Müzeyne veya Cüheyne kabilesinden bir adam sordu: “Ey Allah’ın Resulü, hangi işi yapıyoruz, olup bitmiş (levh-i mahfuza kaydı geçmiş) bir işi mi yoksa (henüz levh-i mahfuza geçmemiş) şu anda yeni başlanacak olan bir işi mi? Resulullah: “Olup biten işi” dedi. Adam - veya cemaatten biri - yine sordu: “Öyleyse niye çalışılsın ki?” Hz. Peygamber şu açıklamada bulundu: ”Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli müyesser (kolaylaştırmak) kılınır, ateş ehli olanlara da cehennemliklerin ameli müyesser kılınır” (Ebu Davud
    -İman, küfür, saptırma, mühürleme: Bakara 6,7, 21 , Araf 100, 158, 178,179, 186, En’am 107,109,110,111,148, Tevbe 55, 85, Yunus 100, Yusuf 101, İbrahim 35, Kehf 29, Taha 79, 85, Mülk 2, Zariyat 56, Nahl 93, Kasas 56, 64,68, Zümer 36,37, 41, Hacc 16, Tin 7, Muhammed 24 ; Son peygamber hür irademiz yok dedi inanmazsan kader hadislerine bak
    - Resulullah dedi ki: “Allah’ın dilediği oldu, dilemediği olmadı.” (Ebu Davud
    -Peygamberimiz dedi ki: "Kul, hayrıyla (iyilik), şerriyle(kötülük) kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz."
    (Tirmizi)
    -Aişe anlatıyor: "Bir çocuk ölmüştü. Ben: "Ne mutlu ona! Cennet kuşlarından bir kuş oldu!" dedim. Peygamber "Sen Allah'ın cenneti de cehennemi de yarattığını, beriki için de öteki için de ahali yarattığını bilmiyor musun?" dedi. (Müslim)
    -Allah bizim ne yapacağımızı önceden biliyosa hiç böyle imtihan olur mu
    -Sonucu önceden belli olan şey için “sınav yapılıyor” denebilir mi? Denemezse; Allah bizim yapacaklarımızı önceden biliyor ya, (yani ne olacağı belli) o halde böyle sınav olur mu? (mülk 2’ inci ayeti de biliyom ha!
    -Düşüncemizi allahmı yaratıyor? Evet diyorsan Allaha sövme düşüncesinide mi Allah yaratıyor
    -Allah kullarını haram ile rızıklandır mı? Allah ezelde müminleri ve kafirleri bilir mi? Allah kötülük yapan mıdır?
    said nursinin kaderi inkarını içeren yazı.tıkla, açılmıyosa kopyala ve yukarı yapıştır entere bas:


    bunlarda uzun tartışmalarım:


    başka:

    Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi
    Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diyenlerin: "ilim maluma tabidir" lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır. etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir.
    insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan "Allah bildiği için yazdı" ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: "ilim maluma(bilinen) tabidir" yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunurlar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? "Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir" . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların "ilim maluma tabidir" lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi ezeli dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki "kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden" ayeti de inkar etmiş olur. yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
    evet bu başlıkta bunu konuşalım yani Allahın ilmi ve bu ezeli ilim sonuçta kulun özgür iradesi kalmaz. bunu konuşalım ne diyeceksiniz bakalım.. mesela benim son zamanlarda okuduğum metin özdemir diye üniversite hocasının Allahın ilmi ile ilgili kitabı var. orada ezeli ilim kabul edilirse ve Allah hadiseleri önceden bilir denirse kulun özgürlüğü kalmadığını yazar anlıyor ve kendince çözüm arıyor halden hale geçiyor. yani basit değil bu işler. hadi bakalım........
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #2
    s.a kardeş öncelikle bu paylasım için tşk ederım gelelim yazdıklarına yazdıklarından anlasıldığına göre yaradanın varlığını kabul edıyorsun kabul etmesen neden kabul etmediğin bir seyı sorguluyasın ki bu sacmalık olur yaradanın varlığı konusunda senınle hem fıkırız fakat diğer yazdıklarında düşüncelerımız örtüşmüyor bu gayet normal bir durum .bak kardeş bizler dünya hayatında yaptıklarımız ve yapacaklarımız hakkında tamamen özgürüz irade bizim elimizde rabbimiz bizlere iki secenek sunmuş ya onun emırlerını yerıne getırecez yada getırmıyecez elbette bunların bir karsılığı ve bedeli olacak yaparsak cennet yapmazsak cehennem hayır ve serden bahsedıyorsun elbette bunlar ALLAHIN kudretınde olan ve ınanmamız gereken seyler sen hayrı ve serri ayetlerı çok farklı ve yanlış yorumluyorsun hadislerıde RABBİM yarattığı kulunun asla ve asla kötülüğünü istemez insanların hatalarından dolayı ALLAHI mesul tutamazsın bundan ALLAH kefil değildir. sen bır hata yap sonra deki ALLAH kötülüğü yaratmasaydı RABBİM senın ne yaptığını ve ne yapacağını bilir ve bızler ımtıhan dunyasındayız bunun farkına varmak lazım diyorsun ki ALLAH sonucu belli olan bır sınav yapılırmı? seen veya biz sonumuzun ne olacağını biliyormuyuz bılmıyoruz bılmediğimiz için sınava tabii tutuluyoruzz yaa bir öğretmen ve öğrenciyi düşünelim bu öğretmen gece gunduz 24 saat öğrencısıyle bırlıkte ve öğrencısıne onu sınav yapacağını söyluyor ve ondan calışmasını istıyorr fakat öğrencı hiç calışmıyor ama hiç devamlı bırlıkte olduklarından dolayı öğretmen öğrencısının sınavdan ne not alacağını elbette bılır işte ALLAH böyle yasamımızın her anı bizimle beraber bizi kontrol edıyor ve göndermiş olduğu kıtap ve peygamberler aracılığıylada bızlere yol gösterıyorr diyorsun ki düşüncelerımızıde mi ALLAH yarattı RABBİM sana bır beyın vedı ve onun içine akıl koydu o aklı kullanmak tamamen senın elınde olan birşey ınsan ne düşünmek isterse onu düşünür yani ALLAHA küfretme de senın iradende senın elınde olan bi şey öyle olmasaydı RABBİM neden kendıne kufur ettırsın ki RABBİM senın aklına müdahale etmez çünkü o akıldan ve o akıl sayesınde yapmış olduğun amellerınden sorumlu tutulacaksın nuh tufanına ve yahudılere dıkkat et KUraNI KERIMDE bır suru ayet var RABBİM onları çok uyardı fakat onlar sapıklıklarından dönmedi olmadı düzelirler dıye NUH peygamberle nuh tufanını MUSA peygamberle denızı ortadan ıkıye yardı fakat onlar yınede kabul etmedı ve RABBİM onları lanetledi çünkü onların asla ve asla KENDİSİNİ kabul etmıyeceklerını bılıyordu .DÜNYA hayatı bir sınav ve bu sınav çok geniş boyutlu bır karıncadan bıle sınava tabii tutulabılırsın yani kardeş sunu ıyı bılmek lazım irademız nefsimiz hersey bızım kontrolumuz altında bunları kullanma konusunda RABBİM bize özgürlük vermiş Cebrail (a.s.) Peygamberimiz'e:

    - "İman nedir?" diye sormuş, o da:

    - "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır" cevabını vermiştir (bk. Müslim, "İman", l; Ebu Davud, "Sünnet", 15; İbn Mace, "Mukaddime", 9).

    Kaderin bir ilahî sır oluşunu ve insanlar tarafından gerçek anlamda çözülmesinin imkansızlığını göz önünde bulunduran Hz. Peygamber kader konusunu tartışan ashabını uyararak şöyle buyurmuştur: "Siz bununla mı emrolundunuz? Veya ben bunun için mi peygamber olarak gönderildim? Şunu biliniz ki sizden önceki ümmetler bu tür tartışmalara başladıkları zaman helak olmuşlardır. Böyle tartışmalara girmemelisiniz" (Tirmizî, "Kader", l).

    ayrıca kader konusunda da sunları ıyıbılmek lazım..Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah'ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur. Her şeyin bir kaderi vardır. Bunun anlamı ise şudur: Yüce Allah, insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezelî yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler, yine Allah bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı gelince kulun seçimi doğrultusunda yaratır. Bu durumda Allah'ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah'ın ezelî manada bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında insanlar, Allah'ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar. Bir başka ifadeyle söylersek biz, yüce Allah bildiği için belli işleri yapmıyoruz. Bizim bu işleri yapacağımız, O'nun tarafından ezelî ve mutlak anlamda bilinmektedir. Allah, kulu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış, onu emir ve yasaklarla sorumlu ve yükümlü tutmuştur. Ayrıca Allah Teala, kulun seçimine göre fiilin yaratılacağı noktasında bir ilahî kanun da belirlemiştir.

    Kader konusunda bilinmesi gereken bir başka husus da şudur: Kader iç yüzünü ancak Allah'ın bilebileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlenmesi mümkün olmayan bir ilahî sırdır. Zaman ve mekan kavramlarıyla yoğrulmuş bulunan insan aklı, zaman ve mekan boyutlarının söz konusu olmadığı bir ilahî ilmi, irade ve kudreti kavrayabilecek güç ve yeteneğinde değildir. Kader konusunu kesin biçimde çözmeye girişmek, insanın kapasitesini zorlaması ve imkansıza talip olması demektir.

    Kader ve kazaya inanmak iman esaslarındandır. Ancak insanlar kaderi bahane ederek, kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan "Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir etmiş, ben ne yapayım?" diyerek günah işleyemeyeceği gibi, günah işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için, bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Ayrıca sır olan kaderin iç yüzü Allah'tan başkası tarafından bilinemez. O halde kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslam'ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir ilahî kanundur ve bir kaderdir.
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a

    Yorum yap

    • HİCRET
      Gelişmiş Üye
      • Jan 2008
      • 462

      #3
      Hayır ve şer Allahtandır. Hayrı da, şerri de yaratan ancak Odur. Lâkin hayra rızası var, şerre ise yok. Kaldı ki hayır ve şer dediğimiz, yapılan işin, işlenen fiilin Allahın emir ve rızasına uygun olup olmamasıyla ilgili. Yâni, fiilin kendisiyle değil, sıfatıyla alâkalı.

      Şöyle ki, konuşma, görme, işitme, yürüme... Hepsi birer fiil. Hayır olsun şer olsun bütün bu fiilleri yaratan Allahtır. İşlenen fiil, İslâma uygun ise hayır, aksi halde şer olur. Zaten Allahın birliğine iman eden bir insan, Onu bütün bu işlerin bu fiillerin tek yaratıcısı olarak bilmiş olmuyor mu?”

      İnsan bir işi yapmayı sadece arzu eder ve cüzî iradesini o işi yapmaya sarf eder. Neticeyi yaratan ise Allahtır. Hakikat böylece bilinmezse ortaya şöyle bir tezat çıkar: Aynı fiil hayır olunca Allah tarafından yaratılır, aksi halde... Evet aksi halde... Cümlenin sonunu nasıl getireceğiz?”

      Bir tek misâl verelim: Görme fiilinin yaratıcısı Allahtır. Göz fabrikası Onun. Işık Onun.. Görülen bütün eşya da Onun. O halde bir insan neye bakarsa baksın görmeyi yaratan Allahtır. Baktığı helâl ise bu bakış “hayır”, haramsa “şer olur.”

      Hayrı da O yaratır, şerri de...
      Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

      Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a

      Yorum yap

      • erer
        Yeni Üye
        • Jul 2008
        • 2

        #4
        işte size gazalinin özgür iradeyi inkar ettiği yazısı
        alıntı yaptığım kitap : kelam felsefeleri yazar: H. Austryn Wolfson sayfa: 538 burada Gazali'nin ihya ulum al din adlı kitabından alıntı var. arapça baskı kitabut-tevbe bölümü. türkçe baskılarda bu bölüme bakın





        "Eğerdersen ki: insanın fiilde ve fiilden kaçınmada ihtiyarı yok mudur? Vardır derim, fakat bu bizim herşeyin Allah'ın yaratmasıyla olduğu iddiamızla çelişmez, çünkü ihtiyarın kendisi de Allah'ın yaratmasıyladır ve insan yaptığı seçime mecburdur."

        yorumum şu: Gazali, itikadda Eşari mezhebindendir. Eşarilik de ise insan iradesi kabul edilir, ama kulun bu iradesi ( düşünce, seçim ) Allah tarafından yaratıldığı için hür iradeden yoksundur.


        bu da gazalinin özgür irademizin olmadığını anlattığı yazısı:


        açılmıyorsa adresini verdiğim forumda din felsefesi bölümünde bu konu var



        Allah ezelden bugüne sonsuz zamanı aşıp nasıl gelebildi
        Konu TÜRKER; Tarafından 07-26-2008, 13:15 değiştirilmiştir...

        Yorum yap

        • erer
          Yeni Üye
          • Jul 2008
          • 2

          #5
          allah düşüncelerimizi yarattığı içinmi öle düşünürüz

          iman etmeyeceği Allah tarafından önceden bilinen bir insanın mümin olma kudreti varmıdır
          öldürülen biri eceliyle öldüyse öldüren onu mecburen öldürmüş olmadımı


          allah alemi yaratmak için bekledimi, beklemediyse aleminde allah gibi ezeli olması gerekmezmi
          gerekmezmi

          alemin yokluğu zaman aldımı

          allah alemi yaratmak için bekledimi
          alemin yokluğunun öncesinde zaman geçtimi

          allah alemin varlığının zaman olarak öncesinde miydi

          Yorum yap

          • Yağmur

            #6
            Öncelikle aramıza hoş geldin Erer.

            Yorum yap

            • CUMHUR
              Özel Üye
              • Jan 2008
              • 3964

              #7
              kaza ve kadere iman nedir?

              Kaza ve Kadere İman Nedir?
              Kader, Cenâb-ı Hakk'ın ezelden ebede kadar olmuş ve olacak, iyi-kötü her şey'in oluş zamanını, yerini ve her türlü özelliklerini ezelden bilmesi, öylece takdir ve tesbit etmesidir.
              Kazâ ise, zamanı gelince ezelî ilmine ve takdîrine uygun olarak eşya ve olayları yaratmasıdır.
              Bu tariften anlaşıldığına göre, kader yüce ALLAH'ın ilim ve irâde sıfatının bir tecellisi, kaza da tekvîn sıfatının eseridir.
              ALLAH bütün kâinatı ve kâinat içinde bulunan canlı - cansız bütün varlıkları bir programa göre yaratmıştır. ALLAH kainatta meydana gelecek bütün hâdiseleri bildiği gibi, en ufak bir zerrenin ne gibi hareketler yapacağını dahi, en ince teferruatına kadar bilir. İlmi her şey'i kaplamıştır.
              Kâinatta görünen eşsiz nizam ve hârika düzen, onu, ALLAH'ın bilerek plânladığını, programladığını ve her şey'i o plân ve programa göre, zamanı gelince yaratmakta olduğunu gösterir.
              İşte ALLAH'ın kâinatı yaratmadan evvel ezelde çizdiği bu programa kader denir. Zamanı gelince bu programı tatbika koyması da kazâ'dır.
              Şu halde kazâ ve kadere îman; ALLAH'ın her şey'i bildiğine, ezelde programladığına, sonra da zamanı gelince eşya ve olayları o bilgi ve programa göre yaratmakta olduğuna tereddütsüz olarak îman etmektir.



              Âlemde Hayrın Yanında Şerler de Yaratılmaktadır. ALLAH'ın Şerleri Yaratması Nasıl Olur? Hayrı da, şerri de yaratan ALLAH'tır. Bu inanış, Kadere îmanın bir cüz'üdür.
              Ancak âlemde yaratılan hayırlar asıl, şerler ise fer'îdir. Hayırlar küllî, şerler cüz'îdir.
              Şerrin yaratılması, "her şey zıddıyla bilinir" kaidesiyle, hayrın hakikatı ve güzelliği ortaya çıkması içindir. Meselâ hastalık olmasa, sıhhatın nasıl kıymetli bir nimet, büyük bir ganimet olduğu bilinemezdi. Karanlık olmasa, ışığın değeri anlaşılamazdı. Kötülük olmasa, iyiliğin fazîlet ve üstünlüğü idrâk edilemezdi.
              ålemde hayrın yanında cüz'î kalan şerler hiç yaratılmasa idi, hayrın mâhiyeti ve güzelliği tam görülemediği gibi; hayrın nevîleri, dereceleri, çeşitleri de anlaşılamazdı. Böylelikle cüz'î bir şerrin yaratılmaması neticesinde pek çok hayırlar vücuda gelemezdi, dolayısıyla büyük bir şer ve zarar ortaya çıkardı.
              Ayrıca şer ve hayır telâkkisi, çoğu zaman insanın anlayışına ve bakış açısına göre de değişmektedir. İnsan bâzı şeyleri kendisi için şer ve çirkin bulurken, aslında o şey onun hakkında tamamiyle hayırdır. Fakat insan hodgâm (bencil) ve zâhir-perest olduğu için, ilk bakışta kendi menfaatine aykırı bulduğu her hâdiseye şer hükmünü verebilmektedir. Bunu bir misalle açıklayalım: Mühim bir iş için uçağa binecek bir adam, bineceği uçağı kaçırsa, bu ona büyük bir şer olarak gözükür. Çünkü menfaati zedelenmiş, dünyevî bir işi aksamıştır. Ancak daha sonra havada uçağın kaza yapıp düştüğünü farz edelim. Bu durum karşısında da, aynı insan, daha önce şer telâkki ettiği şey'in, aslında kendisi için ne kadar hayırlı olduğunu düşünmeye başlıyacaktır.
              Demek ki ilk bakışta insana şer gibi görünen pek çok hâdise, netice itibariyle iyi ve hayırlı olabilmektedir... Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri bu hakikatı ne güzel dile getirmiştir:
              "Hak şerleri hayreyler
              Zannetme ki gayreyler
              Ârif anı seyreyler
              Mevlâ görelim neyler
              Neylerse güzel eyler..."
              Şerrin ALLAH'ın ilmi ve iradesi dışında meydana geldiğini ve ALLAH'ın şerleri yaratmadığını söylemek; ALLAH'ın İlim, İrâde ve Kudret sıfatlarının bir hududu ve sınırı olduğunu iddia etmek demektir. Bu ise, ulûhiyetin şânına bir noksanlık isnâdı olduğu gibi, kâinatın bir plân ve programa göre yaratıldığı gerçeğine de zıddır.
              Bunun içindir ki Hayır ve şerrin de ALLAH'tan olduğu, ALLAH tarafından yaratıldığı hususu, Kaza ve Kadere îmanın içinde yer almış ve bu inanç üzerinde ayrıca durulup te'yid edilmek lüzumu duyulmuştur.
              İnsanın İşlediği Hayrı da, Şerri de ALLAH Yarattığına Göre, İnsan Nasıl Yaptığı Şerden Mes'ûl Tutulabilir?
              ALLAH Teâlâ bizim yapacağımız iyi-kötü bütün hareketlerimizi, hayır ve şer bütün davranışlarımızı bilir ve zamanı gelince de yaratır. O'nun bu bilmesi ve yaratması, bizim mes'ûliyetten kurtulmamızı gerektirmez. Zira ALLAH, biz insanlara, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri birbirinden ayırdedip bunlardan birini tercih etme irâde ve ihtiyarını, kabiliyet ve hürriyetini de vermiştir. İnsandaki bu ihtiyar ve irâdeye, "cüz'-i ihtiyar" veya "cüz'-i irâde" denir. İnsan bu kabiliyetini kullanarak iyiyi veya kötüyü, hayrı veya şerri seçebilir. ALLAH da onun bu tercihine göre, fi'lini yaratır. Demek ki, ALLAH kulun iyi veya kötü fiillerini, onu iyilik ve kötülük yapmaya zorlayarak değil, bil'akis irâde ve ihtiyarını kullanması sonucu yaptığı tercihe göre yaratmaktadır. Kul iyiyi tercih ettiyse iyiyi yaratır, kötüyü tercih ettiğinde de kötüyü... Bu durumda mes'ûliyet de, seçim ve tercihi yapan insana ait olur.
              Özet olarak denebilir ki, kulun fiillerinde şerri ve kötüyü yaratan ALLAH'tır; fakat onu isteyen, kazanan, kesbeden insandır. Bu sebeble mes'uliyet de insana aittir.



              ALLAH Ezelde, Olacak Her Şey'i Bilmekle Bizi O Şey'i Yapmaya Zorlamış Olmaz mı? Hayır. Çünkü kulun bir şey'i yapacağını ALLAH'ın bilmesinin, kulun fi'li üzerinde zorlayıcı bir te'siri yoktur. Bunu bir misalle izah edelim:
              Astronomik incelemeler neticesi 1 sene sonra ay'ın tutulacağını bildiğimizi farzedelim. Günü gelince ay tutulsa, bu, ay'ın biz bildiğimiz için tutulduğu mânasına gelebilir mi? Hayır. Çünkü ay, biz bildiğimiz için değil, tutulma sebeblerinin varlığından dolayı tutulmuştur. Biz o sebebleri daha bir sene önceden ilmî incelemelerle keşfederek ay'ın tutulacağı hususunda bilgi sahibi olduk. Hiçbir zaman biz ay'ın tutulacağını söylediğimiz için ay tutulmadı.
              Aynen bu misal gibi, ALLAH da kulun irâdesini hayır veya şerden hangi istikamette kullanarak nasıl bir davranış yapmak istediğini önceden bilir, onu tesbit ve takdîr eder. Zamanı gelince de kulun istediği istikamette yaratır. ALLAH'ın bu bilmesi, kulun o fi'li işlemeyi istiyeceği içindir. Yoksa, ALLAH bildiği için kulun o işi yapmayı istemesi ve işlemesi söz konusu değildir.
              Şu halde, kulun irâdesini kullanarak işlediği fiillerini ALLAH'ın ezelde bilip takdîr etmesi, kulu mes'uliyetten kurtarmaz. Çünkü, bu bilişte kulu bir zorlama, irâde ve ihtiyarını ortadan kaldırma durumu kesinlikle yoktur.




              Kaza ve Kader İnancının, âmentü İçinde Yer Almasının Hikmeti Nedir? Kaza ve Kadere îman, aslında imanın son hududunu gösteren, hal ve vicdanla ilgili çok ince bir mes'eledir. Mü'min kadere, hayır ve şerrin ALLAH'tan olduğuna îman ile, her şey'i, hatta nefsini ve fiillerini bile Cenâb-ı Hakk'a verir. Bu durumda, mes'uliyetten kaçmaması için karşısına cüz'-i ihtiyârî çıkar. "İstek ve iradenle yapıyorsun, o halde mes'ulsün" der. İnsan cüz'-i ihtiyârîsine dayanıp yaptığı iyilik ve kemâlâtı nefsine mâl edip mağrur olacakken, bu sefer de karşısına kadere iman çıkar. "Haddini bil, yapan sen değilsin. Yapan ve yaratan, takdîr ve irâde eden ALLAH'tır" der.
              Görüldüğü gibi, kader nefsi gururdan, kibirden kurtarmak; cüz'-i ihtiyarî de mes'uliyet ve mükellefiyetten kaçmasına fırsat vermemek için îmanın esasları arasına dahil olmuşlardır.
              Bunun aksi, yani, insanın mes'uliyetten kurtulmak için kadere yapışması; yaptığı iyilik ve hasenelerle gururlanması için de cüz'-i ihtiyarîye sarılması, kadere îmanın sır ve hikmetine aykırıdır.



              Kaza ve Kadere İnancın İnsan Hayatı Üzerindeki Te'sirleri Nelerdir? Kaza ve Kader inancı, insanda ye'sin ve ümidsizliğin ve kederin en büyük ilâcıdır. İnsan, başına gelen felâket ve musîbetlere, kadere olan inancı sebebiyle, ALLAH'ın takdîri gözüyle bakıp kendini teselli eder. Onun takdîrine rıza gösterir. Kudreti sonsuz bir Rabbın murâkabesi altında olduğunu hisseder. O belâ ve musibetin ALLAH'tan geldiğini bildiğinden, kurtulmak için yalnızca O'na iltica eder, O'na yalvarır. Gelen musibetin kendisi için keffâret ve afv sebebi olduğunu düşünür, sabır ve metanet gösterir.
              Bu sırdandır ki; "Kadere îman eden, kederden emîn olur" denilmiştir.
              Kadere îman, insan rûhunu dünya kadar ağır yüklerden de kurtarır. Çünkü insan, bütün kâinatla alâkadardır. Maksadları ve arzuları, ideal ve hedefleri sonsuzdur. Kudret, irâde ve hürriyeti ise, sınırlı ve mahduddur. Arzu ve maksadlarının, düşünce ve fikirlerinin bâzan binde birini bile gerçekleştirmeye gücü yetmez. Bu durumda insanın gerçekleşmeyen arzu, ideal ve düşünceleri, onu mânen baskı altında tutar, ruhunu ezer, kalb ve vicdanını sızlatır. Ümidsizliğe düşürür. İşte kadere îman, bu durumdaki bir insanın en büyük teselli kaynağı, şevk ve gayret menba'ı, ümid ışığı, üzerindeki ağırlıkları yükleyebileceği metin bir istinad noktasıdır.
              Daha önce de belirttiğimiz gibi, kader, insanı gurur ve kibirden kurtarır. Nefsin ve benliğin insanı havalandırarak yoldan çıkarmasına, bir nevi fir'avunlaştırmasına mâni olur. Tevazu' ve mahviyet sâhibi kılar
              alıntı............
              Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
              Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

              Yorum yap

              • TÜRKER
                Forum Yönetim
                • Dec 2007
                • 1090

                #8
                Düşünmek

                Sevgili Erer

                İlk olarak şunu ekliyim bizler böyle soruların en üst makamları ile karşılaşıyoruz ve şunu görüyoruzki bilinmeyen konullarda insan oğlu rabbini sorgulamaya kalkıyor..Rabbini kendisi ile bir tutuyor..

                Gözlerin görmediği heryerde hakim ve hazır olan yüce rabbimizi tanımayı tavsiye ederim tüm dostlarımıza..


                PHP- Kodu:
                allah düşüncelerimizi yarattığı içinmi öle düşünürüz. 
                
                ALLAH tek düşüncemizi değil tüm varlığı var etmiştir..Yüce rabbimiz herşeye hakimdir..

                Nasıl düşündüğümüz konusunda ise ALLAH her düşünceyi sabit düşünmemizi istemiş olsaydı ve senin iraden olmasaydı şuan sen iradeni kullanarak burda olmazdın.Düşünceleri ALLAH bilir evet ama düşünen sensindir.Yönelende.

                Evvel : Varlığının başı olmayan
                Cenab-ı Hak yaratmayı başlatan ve sürdürendir. Bütün mükevvenatı var eden, bütün nesne ve olayları icad edip ortaya çıkarandır. Her şeyden evveldir. Bir evveli, bir öncesi yoktur.


                PHP- Kodu:
                iman etmeyeceği Allah tarafından önceden bilinen bir insanın mümin olma kudreti varmıdır 
                
                Burda kader konusuna girmişsiniz..
                Evet ALLAH sizin iman edip etmeyeceğiniz bilir çünkü ALLAH sizinde bizimde özümüzü yaratmıştır.
                Kendi iradeniz ile hayatınızı nasıl sonlandıracağınızı bilmektedir.
                Hicret kardeşimiz zaten kader konusunda açıklamayı yapmış o konuyuda okursanız sevinirim.


                PHP- Kodu:
                öldürülen biri eceliyle öldüyse öldüren onu mecburen öldürmüş olmadımı 
                
                Dünya hayatında kimse kalıcı değildir..
                Aslında bu cümlenin altında rabbini sorgulamak var..Mecburen ölmek..
                İnsanlar mecburen ölüyorlar ise mecburende dünyaya mı geliyorlar diyeceğiz..
                Bu kelimeler ve cümleler aslında çok anlamsızdır..
                Dünya hayatındaki sınavda ölüm vardır.Ve her nefis ALLAH ın izni ile ölümü tadacaktır. Böyle demek daha makbuldür bence.
                (Kasas,88), "Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak ." (Rahmân, 26,27)



                PHP- Kodu:
                allah alemi yaratmak için bekledimi, beklemediyse aleminde allah gibi ezeli olması gerekmezmi
                gerekmezmi 
                
                Yüce rabbimiz için zaman kavramı geçerli değildir.Gücü ve kudreti ile heryeri kuşatmış olan rabbimiz için beklemek sözcüğü ve düşünce sözcüğü pek uyumlu değildir.
                Anladığım kadarı ile burda evre sözcüğünden bahsetmek istiyorsunuz.
                Yüce rabbimizin gücü kuvveti sonsundur..
                Dünyanın oluşum evresini anlatmak yada vurgulamak istiyorsanız şayet bunu şöyle düşünün gece ve gündüz evresi gibi..Size ve bize göre bu evrenin zaman dilimine dönüşmesi gibi algılayın.


                PHP- Kodu:
                alemin yokluğu zaman aldımı
                
                allah alemi yaratmak için bekledimi
                alemin yokluğunun öncesinde zaman geçtimi
                
                allah alemin varlığının zaman olarak öncesinde miydi 
                
                İlk cümlelerimdede dediğim gibi zaman kavramını rabbimiz için kullanamazsınız.
                Kullanıyor iseniz siz yüce rabbimizi tanımıyorsunuz..

                Size şöyle bir örnek veriyim aklımızın alması için dünya uzay aleminde iğne tanesinin ucu kadar yer işgal etmektedir..Ve siz bunun içindesiniz.
                Öyleki tüm uzay alemi o zaman ne kadar geniştir ve büyüktür.Burdan şunu demek istiyorum heryere hakim ve sahip olan rabbimiz için zaman kavramını değerlendirmek çokta doğru değildir.

                Son olarak size şunları demek isterim yüce rabbimizin 99 ismini öğrenelim okuyalım anlamlarını bilelim rabbimizi tanıyalım..
                Sevgiler.

                Yorum yap

                • CUMHUR
                  Özel Üye
                  • Jan 2008
                  • 3964

                  #9
                  Ben derim ki; ey değerli kardeşim gittiğin taat yolunda cenabı Allah seni ve beni başarılı kılsın. Kulağını aç beni iyi dinle hakla batılı ayırıncaya kadar Allah'ın ilimlerini araştır ve öğren ve öğrendiklerini de hak edenlere öğret gittiğin yolu örneklemek istersen tıpkı bıçağın ağzına benzer yani her iki tarafı keskin kılıç gibidir üzerinde yürümek ise sana düşer eğer konsantren bozulursa kılıç ayaklarını parçalar umarım ne söylemek istediğimi anlamışsındır.
                  Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
                  Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

                  Yorum yap

                  • CUMHUR
                    Özel Üye
                    • Jan 2008
                    • 3964

                    #10
                    İLİM NEDİR?
                    Peki, ilim nedir? Kur’an’ın ilim anlayışı nasıldır? Şimdi bu sorulara cevap bulmaya çalışalım. İslam âlimlerinin tanımına göre ilim: Bir şeyin hakikatini idrak etmek ve ma’lum olanın, olduğu hal üzere bilinmesidir. Bu anlayışa göre, yanlış ma’lûmâta ilim (bilgi) denilemez. Ebu Cehil’e, cahillerin atası anlamındaki bu ismin verilmesine sebep, bilinmesi gerekenleri hiç bilmemesi değil; yanlış bilmesidir. Dünya ve ahirette faydası dokunmayacak bilgi kırıntıları, mâlûmât yığınlarına sahip olmasına rağmen, esas bilinmesi gerekenleri bilmemesidir. Ve Ebu Cehil, tarihî bir kişilik olmaktan öte; her zaman görülen prototiptir.

                    "Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır." (6/ En’am, 80) "İlim ancak Allah katındadır." (46/ Ahkaf, 28) Kur’an-ı Kerim’de ilim, en sık kullanılan anlamıyla, ilahî vahiyden kaynaklanan, yani bizzat Allah’ın verdiği bilgidir. İlim, Allah’tan olduğuna göre, İslam’ın tamamı ilimdir. Âlim de gerçek anlamıyla müslümandır. İmanla birleşmeyen bilgiye ilim denilemeyeceği gibi, Allah’a kalpten gelen saygı ve ihtiram duygularıyla O’nun emrine boyun eğmeyen kimseler de âlim sayılmazlar: "Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan (gereğince) korkar." (35/ Fâtır, 28) Gerçek âlim, takvayı ve cihadı da ihmal etmeyen kimsedir. İlim, imanı gerektirir. Salih amel sahibi ve tabii cihad etmeyene âlim denilmez. Dolayısıyla âlim, ilimle mücehhez, Allah’tan haşyet duyan takva sahibi mücahid kimsedir.

                    Yine Kur’an bütünlüğünde değerlendirildiğinde âlim, insanlara Allah’ın emirlerini duyurur ve O’ndan başka kimseden korkmaz (Ahzab, 39). Bildiği doğruları ve hidayet yolunu ketm etmez/gizlemez (Bakara, 159). İlmini az bir paha karşılığında satmaz (Bakara, 174). Bilir ki dünyadaki refah, ahiret nimetleri yanında az bir paha, çok az bir menfaattir (Al-i İmran, 197). İlmini önce kendi hayatına geçirir, yaşar; bildiğiyle amel eder, kafalarındaki ilimle amel etmeyenlerin durumunun kitap taşıyan merkebin durumu gibi olduğunu (Cuma, 5) unutmaz. Zalim yöneticilere hak kelimeyi (tevhidi, adaleti) söylemenin en büyük cihad olduğunu (İbn Mace, Fiten 20) bilerek ona uygun yürekli tavır takınır. Kâfirlerin tağut yolunun savaşçısı olduğunu; iman edenlerin de Allah yolunda savaşçı olma seçeneğinden başka tercihi olamayacağını (Nisa, 76) bilen diliyle ve kalemiyle savaşçı kimliktir âlimlik.

                    Peygamberlerin mirasçısı, ilmin sorumluluğunu taşıyan ve ümmete hak yolu gösteren, öncülük ve önderlik yapandır âlim. Cahillikten ve cahiliyyeden arınmış, onu tanıyan ama fikirde ve tavırda ondan uzak olan, tağutlara boyun eğmeyen, Bel’am tipine benzemeyen kişidir âlim. Âlim kelimesinin, burada Kur’an terminolojisindeki özel anlamıyla kullanıldığı akıldan çıkarılmamalıdır. Yine burada ilim, Allah’a, tam manasıyla tek gerçek olan hakka, hakikate ayandığı için mutlak ve objektif bir geçerliliğe sahiptir. Vahiyle özdeşleşen anlamıyla ilim, kesin bilgi demektir. Onun için; ilmi, yani hakka, hakikate dayanan ilahî nur olan Allah’ın verdiği bilgiyi (vahyi) kabullenmeyen insana, profesör bile olsa cahil; bu cahillerin en meşhurlarına Ebu Cehil; böyle kişilerin oluşturduğu toplum düzenine de cahiliyye denir.

                    alıntı.............
                    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
                    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

                    Yorum yap

                    • Yağmur

                      #11
                      Niyet hayırsa akibette hayır olur inşallah.Şimdi sana ne cevap verilse ,kalpte halis niyet yoksa sen bir soru bulursun.Amacın gerçekten doğruyu bulmaksa arkadaşların anlattıkları ve kainat kitabı önünde duruyor.

                      Anlamak yok çocuğum,anlar gibi olmak var.
                      Akıl için son çare,saçlarını yolmak var.

                      Yorum yap

                      • CUMHUR
                        Özel Üye
                        • Jan 2008
                        • 3964

                        #12
                        sevgili kardeşim YAĞMUR

                        Mükemmel Bir Cevap Yazmişsin Seni Kutlarim.allaha Emanet Ol.
                        Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
                        Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

                        Yorum yap

                        • HİCRET
                          Gelişmiş Üye
                          • Jan 2008
                          • 462

                          #13
                          öncelikle hoş geldin erer kardeş sorduğun soruların cevabını cumhur abimizle türker kardeşimiz yeteri kadar vermiş onların yazdıklarının üzerine fazla yazılacak bır sey yok sana diyeceğim sınırlı olan aklında sınırsızlığı kavramaya calışma bır su bardağına bır surahı suyu sığdıramazsın su taşar sen sınırlı olan aklınla sınırsız bır varlık olan RABBİMİZİ sorgulamaya kalkıyorsun bu senın aklını çok karıştırır cumhur abimizin dedıklerını dıkkate almanı temenni ederım islamı araştır iyicene öğren aklına takılan bır problem olursa bizlerle paylaş elimizden geldiğince sana yardımcı oluruz
                          Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

                          Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a

                          Yorum yap

                          • HİCRET
                            Gelişmiş Üye
                            • Jan 2008
                            • 462

                            #14
                            çok güzel bir cevap yağmur kardeş tesekkurler
                            Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

                            Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a

                            Yorum yap

                            Hazırlanıyor...