
Sen benimle gökyüzünde koşmayı,
Sen benimle ölürken buluşmayı,
Paylaşabilir misin?
Güneşi koklayınca çatlayan bir tohumu,
Irmağın yüreğinde çiçeklenen yangını,
Her akşam yanlızlığı uyandıran toprağı,
Her sabah bir gölgeyi sevindiren yaprağı,
Paylaşabilir misin ?
Sen benimle gökleri paylaşabilir misin ?
Hani salkım saçaktır bulutlarda sevgiler..
Hani bir turna gibi üryan olunca yürek,
Bahçesinde umuda kanatlanır serviler.
Sen benimle yağmurun nefesini,
Sen benimle tomurcuğun sesini,
Bir hülyanın dalgın avuçlarında,
Gölgesini arayan bir kuşun kafesini,
Paylaşabilir misin?
...
Sen benimle karanlık gecelerde
Alabilir misin avuçlarına,
Denizin dibindeki bir ateş çiçeğini.
Sen benimle kumlara gömülmeyi,
Sen benimle ölürken de gülmeyi,
Paylaşabilir misin ?
Yosunlarda ağlayan yitik bir defineyi,
Dalgalara tırmanan kalbin çizgilerini
Yıldızlara gül kokusu taşıyan,
Kaptanları ağlatan aşkın ezgilerini ,
Paylaşabilir misin ?
...
Benim ruhum kuşların öldüğü anda biter.
Senin ruhun kuşları öldürürken dirilir.
Benim ufuklara baktığım yerde,
Yorgun savaşçılar seferden döner.
Senin her umudu yıktığın yerde ,
İçimizde yanan kandiller söner.
Şimşekler susunca tükenir sesin .
Bulutlar tutunmuyor kanlı kirpiklerine,
Sen bir yanardağı sevecek kadar, Mavi değilsin.
Martılardan,mürekkep balığından,
Suları sevmeyi öğrenmelisin.
Adımların öylesine karanlık,
Bana doğru yürüdüğün her sabah, Ansızın akşam olur.
Senin o kızıl dudaklarında, Unuturum çiçeklerin adını..
...
Sen benimle bir yılan derisini,
Bir akrebin gözlerinde ölümü,
Bir zakkum türküsünü,
Bir kaktüsün süsünü ,
Paylaşabilir misin ?
Samerra’da hû çeken dervişin sızısını ,
Hakan sarayında bir alınyazısını,
İstanbul'da uyuyan devlerin rüyasını ,
Erzurum'da hüma kuşunun yuvasını ,
Tanrı dağlarında çiğdemin sevdasını ,
Paylaşabilir misin ?
Sen benimle gökyüzünde koşmayı
Sen benimle ölürken buluşmayı....
Nurullah GENÇ