Sen uçan her güne koştun.
Tüketmek istedin saatleri.
Daha sonralar vardı nasılsa.
Yumuşacık yastığında unuttuğun başını yeni sabahlara taşımak istedin.
Sancılı günler, sınavlı aylar, hesap sorulan yıllar hemen geçip gitmeliydi sana göre.
Mutluluk sonralarda saklıydı.
Ertesi günlerde bekliyordu tamamlanmışlık hissi.
“Büyük adam” dediğin kişi, ancak yılları yutarak büyüyebilirdi.
Acemilikler, tereddütler, eksiklikler, aksaklıklar yaşadığın güne aitti.
Huzur uzaklardaydı,
Ertesi günlere pusu kurmuştu huzurun nefesi,
Sonra, belki daha sonra, belki daha daha sonra
kusursuz bir kelebek çıkacaktı çocukluğunun kozasından.
Nereden bilirdin kanatlarını yırtacağını zaman rüzgarının,
Hiç açmasaydın Keşke kanatlarını .
Sarılıp bekleseydin İbra’m dedenin boynuna.
Hayat, içinden bir de sen geçtin diye mutlu mu oldu dersin?
Üzerinden bir sen daha olunca başı göğe mi erdi dünyanın dersin.
Bu beden, bu toprak beden seni içinde ağırladı diye topraktan uzak mı kalacak dersin?
Sonraya sonraya, hep sonraya koştun.
Şimdinin billur sularına kanmadın.
Anın serin yamaçlarına yaslanmadın sen!
Emeller besledin ecelinden habersiz,
Hırslar büyüttün kalbinde.
Amansız, boyunun ölçüsünü toprağa bıraktın.
Sen donup kalmadın sana ait olan an’da.
Hep acele ettin.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadın,
Hiç yaşamamış gibi öldün.
HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLDÜN!
Senai Demirci
Tüketmek istedin saatleri.
Daha sonralar vardı nasılsa.
Yumuşacık yastığında unuttuğun başını yeni sabahlara taşımak istedin.
Sancılı günler, sınavlı aylar, hesap sorulan yıllar hemen geçip gitmeliydi sana göre.
Mutluluk sonralarda saklıydı.
Ertesi günlerde bekliyordu tamamlanmışlık hissi.
“Büyük adam” dediğin kişi, ancak yılları yutarak büyüyebilirdi.
Acemilikler, tereddütler, eksiklikler, aksaklıklar yaşadığın güne aitti.
Huzur uzaklardaydı,
Ertesi günlere pusu kurmuştu huzurun nefesi,
Sonra, belki daha sonra, belki daha daha sonra
kusursuz bir kelebek çıkacaktı çocukluğunun kozasından.
Nereden bilirdin kanatlarını yırtacağını zaman rüzgarının,
Hiç açmasaydın Keşke kanatlarını .
Sarılıp bekleseydin İbra’m dedenin boynuna.
Hayat, içinden bir de sen geçtin diye mutlu mu oldu dersin?
Üzerinden bir sen daha olunca başı göğe mi erdi dünyanın dersin.
Bu beden, bu toprak beden seni içinde ağırladı diye topraktan uzak mı kalacak dersin?
Sonraya sonraya, hep sonraya koştun.
Şimdinin billur sularına kanmadın.
Anın serin yamaçlarına yaslanmadın sen!
Emeller besledin ecelinden habersiz,
Hırslar büyüttün kalbinde.
Amansız, boyunun ölçüsünü toprağa bıraktın.
Sen donup kalmadın sana ait olan an’da.
Hep acele ettin.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadın,
Hiç yaşamamış gibi öldün.
HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLDÜN!
Senai Demirci