ben hayatýn bahanesi için doðdum

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #1

    ben hayatın bahanesi için doğdum

    -başı örtülü kalblerimize-


    yaşamak savruk bir yaprağın elindeyken
    ben hayatın bahanesi olmak için
    doğdum
    ya sen beyaz güvercin
    neden kırgın uçuşun
    dalları çiçek açmış tebessüm çiğnenirken


    kayıp ve unutulmuş bir şarkı mıdır
    kaldırıma bıraktığın suskun söz
    annelerin duasında büyümüş bir gelinsin
    her yeni gün efsane kanatların
    alıp götürsün bizi
    bir yağmur duasında saklanan umudumuz


    yalnızlığın ortasında oturmuş ağlıyorum
    kırılası parmaklar
    oynasın dursun saçlarımla diyemem
    acının sevincini bulmalıyım ben


    dudaklarda arzın kanayan sancıları
    vuruyor yüzümüze
    / yaramıza bakmadan
    kirpikler kara bulutlar gibi
    yakamızda kavganın fotoğrafları
    uçurtması bedduaya takılmış her yalanın


    bir güvercin olmayı ne çok istedim
    yoktunuz
    nokta koymuyorum
    / koyamıyorum sabra
    damlıyor baş ucumdan kırgın ayet sesleri


    ya’kûb’un elinde hüznü dağlayan
    bir kanlı gömlek gibi
    eyyûb’un sabrı
    sümeyye’nin ruhunda çizilen nefes gibi
    ibrahim’in ateşi
    bir peygamber daveti gibi
    yüreğim bir duanın gözyaşına emanet


    hayatı kucaklayan ellerim vardı benim
    kırdınız
    sokaklar da yetmiyor vicdanı köreltmeye
    iplik iplik sökülen günahın örtüsüyken
    üşüyen karanfilim buruşuk kağıtlarda
    “nasıl” diye sorma bana
    bir kalem nasıl ağlarsa öyle


    gölgeler sokağına bir nurla giriyorum
    içi boş zihinler kaldırımının
    haydi gel
    omuzlarında kalabalıkların bestelediği şiir
    gün gelir adın unutulur
    / elin tutulur
    / dilin tutulur
    dağılır taneleri nefes tesbihlerinin
    zehir kusan acil şifa değilsen
    patenti koltuk olan ihanetin resmisin
    hevesti
    / geçti deme


    bak
    bir iç daha çekiyor Kitap
    sayfalar
    / satırlar eğiyor başlarını
    sükut ve sitem
    inceden inceye yakıyorken sineni
    “nasıl” diye sorma bana
    bir bebek nasıl ölürse öyle


    gözlerim kapanmayacak artık
    başım devrilmeyecek
    düş yorgunu değilim
    avucumda doğacak bütün yıldızlar


    çığlığı olmayanın uykusuna yas düşmez
    düşlerim ağlamasın
    / kardeşim ağlamasın
    bu dehlize yaktığım mum
    bana esaret değil
    yüzüme kapattığın kapılar
    sana cesaret değil


    alkış istemiyorum
    haykıran bir kalp yeter
    sevdaya kor düştüm bir yasağın içinden
    garipler diyarında bir soluk arıyorum


    yarım kalmış cümlesiyim kalbimdeki sözlerin
    bana dua getirin gönül bahçelerinden
    melekler şahit olsun
    bırakın
    bırakın da öpeyim
    başörtünün ucundan
    alıntı.....
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...