Omuzunda Su Tulumu Olan, Susamýþ Adam

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • mehtap
    Çalışkan Üye
    • Oct 2009
    • 1371

    #1

    Omuzunda Su Tulumu Olan, Susamış Adam

    Yaz sonlarıydı. Havanın sıcaklığı artmıştı. Kuraklık ve sıcaklık Medinelileri bezdirmişti. Hurma toplama zamanıydı. Halk yeni bir rahat nefes almak istiyordu ki Resul-i Ekrem (s.a.a) kuzeydoğudan Bizanslılardan gelen tehlikenin tehdit edici olduğunu gösteren korkunç bir haber üzerine müslümanlara umumi seferberlik emri verdi. Meyvalar yeni olgunlaşmıştı ve havanın sıcaklığı öldürücüdür.

    Halk yeni bir kuraklık senesi geçirmiş şimdi taze meyvalardan istifade etmek istiyordu. O kuraklık senesinden sonra meyvaları ve gölgeleri bırakmak ve o öldürücü sıcağın altında Medine’den Şam’a kadar uzun yolu önüne alıp gitmek kolay bir iş değildi. Şimdi ortam münafıkların bozgunculukları için hazırlanmıştı fakat ne o sıcaklık ne kuraklık ne de münafıkların bozgunculukları hiç biri otuz bin kişilik bir ordunun Bizanslardan gelmesi muhtemel olan saldıryı karşışamak için hareket etmesine engel olamadı.

    Çöl yolunu tuttular. Güneş başlarına ateş yağdırıyordu. Binek hayvanı ve erzak kafi değildi. Yiyecek azlığı ve şiddetli sıcak düşmandan daha tehlikeli değildi. Bazı zayıf inançlılar yolun yarısında pişman oldular.

    Kab ibni Malik adında biri ansızın döndü ve Medine yolunu tuttu. Ashab Resul-i Ekrem (s.a.v)’e “Ya Resulullah! Kab ibni Malik döndü.” dediler. “bırakın gitsin onu bir iyiliği dokunacaksa eğer Allah onu hemen geri gönderecektir. Yoksa Allah onun şerrinden sizi rahat bıraksın.” buyurdu.

    Çok geçmedi ashab; “Ya Resulullah! Meraretebni Rebi de döndü.” dediler.
    Resul-i Ekrem (s.a.v) “Onu da bırakın bir iyiliği dokunacaksa Allah hemen onu geri gönderecektir. Yoksa Allah onun kötülüğünden sizi rahat bıraksın.” buyurdu.

    Yine çok geçmedi ashab tekrar “Ya Resulullah' Hilal ibni Ümeyye de döndü.” dediler. Resul-i Ekrem (s.a.v) iki kişi hakkında söylediği aynı cümleyi tekrarladı.

    Bu arada kafileyle birlikte gelen Ebuzer’in devesi geride kaldı. Ebuzer kafileye ulaşmak için ne kadar çalışıp çabaladıysa da muvaffak olamadı.

    Ashab bir an geri dönünce Ebuzer’i geride gördüler “Ya Resulallah! Ebuzer de döndü..” dediler.
    Resul-i Ekrem (s.a.v) yine soğukkanlılıkla "Bırakın dönsün onda bir hayır varsa Allah onu size ilhak eder yoksa eğer sizi şerrinden rahat bırakması daha iyidir" dedi.

    Ebuzer ne kadar çalıştıysa da kafileye ulaşması mümkün olmadı. Deveden indi yükleri omuzuna aldı ve yaya olarak yola koyuldu.

    Güneş şiddetle Ebuzer’in başında parlıyordu. Susuzluktan soluyordu. Kendinden geçmişti peygambere ulaşıp dostlarına kavuşmaktan başka hedefi yoktu. Giderken gökyüzünün bir köşesinde bir bulut gördü Ebuzer de o bölgeye taraf yönünü çevirdi. Yağmur suyunun toplandığı bir taştan bir miktar su aldı. Sudan biraz tattı fakat hepsini içmekten çekindi. Çünkü hatırına bu suyu yanında götürüp peygambere ulaştırması geldi. Zira hazretin susamış olması ve içecek suyunun olamaması ihtimali aklına geldi. Suyu yanında getirdiği bir kırbaya döktü. Diğer yükleri de omuzuna yüklendi. Yanık ciğeriyle yerdeki iniş çıkışları altına alıp geçti. Gözüne uzaktan müslüman ordusunun karaltısı ilişti. Kalbi sevinçten çarptı ve süratini daha da arttırdı.

    Karşı taraftan da müslüman askerlerinden biri; kendilerine doğru gelen bir karaltı gördü. Resul-i Ekrem (s.a.v)’e “Ya Resulullah! uzaktan bize doğru bir adam geliyor.” dedi.

    Resul-i Ekrem (s.a.v) - "Ne güzel Ebuzer ola."

    Karaltı daha da yaklaştı. Biri “yemin ederim ki Ebuzer ta yaklaştı” diye bağlardı.

    Resul-i Ekrem (s.a.v) - "Allah Ebuzer’i bağışlasın yalnız yaşayacak yalnız ölecek ve yalnız haşr olacak."

    Resul-i Ekrem (s.a.v) Ebuzer’i karşıladı. Eşyasını sırtından aldı ve yere bıraktı. Ebuzer susuzluktan ve yorgunluktan halsiz yere hığıldı.

    Resul-i Ekrem (s.a.v) - "Su getirin ve Ebuzer’e verin çünkü çok susamış."

    Ebuzer: "Yanımda su var Ya Resulallah."

    - "Yanında su vardı da içmedin mi?"

    - "Evet anam babam sana kurban olsun bir taşa rasladım. Bir taş aldım gördüm ki üzerinde tatlı ve soğuk bir su var. Biraz tattım kendi kendime "Habibim Resul-i Ekrem (s.a.v) ondan tatmadıkça içmeyeceğim" dedim." dedi ve bayıldı. [1]

    [1] - Ebuzer Gaffarı Telif Abdülhamid Cevdet al-Sıhar tercüme Ali Şeriatı.
    Alıntı...
Hazırlanıyor...