Herþeyin Gerçek Deðerini Bilmek

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • kemal864
    Kıdemli Üye
    • Jan 2008
    • 877

    #1

    Herşeyin Gerçek Değerini Bilmek

    Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında
    yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta
    verip: “Oğlum” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para
    verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan
    sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

    Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır
    mısınız?” diye sorar . Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri
    alır; elinde evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim
    çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar.


    Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak
    bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider: Buna ne
    verirsiniz?” diye sorar Semerci şöyle bir bakar, “Bu der “benim
    semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna
    bir on lira veririm.”

    Mürit en son olarak kuyumcuya gider.
    Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. “Bu kadar büyük pırlantıya
    nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç
    lira istiyorsun?” Mürit sorar: Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan
    veririm.” Mürit, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu
    yalvarmaya başlar:

    Ne olur bunu bana sat.

    Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Mürit emanet olduğunu,
    satmaya yetkili
    olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir
    hayli dil döker.
    Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.

    Şeyh sorar: “Bundan ne anladın?”

    Müridin verdiği cevap çok doğrudur: “Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.”


Hazırlanıyor...