Bir insan bilinç düzeyine erdikten sonra sorumluluk sahibidir. Bu, bir insanda aldığı eğitim, edindiği bilgi, içinde bulunduğu düşünce ve kültür ortamına göre şekillenir. Zaman içinde yolunu ve yönünü tayin eder. Yolculuk boyunca edindiği yeniliklerle kendisine zenginlik katar. Yolculukta bir aymazlık içindeyse kişi, yol boyunca sıradan bir yolculuk yapmaktan başka bir iş yapmamış olur. Sorumluluk duygusu içinde olanlar ise her adıma kendisine bir şeyler katar.
İnsanın hayat yolculuğunda insanı başarısızlığa götüren birçok olumsuz neden var. İnsan bir bilinç ile bunlardan uzak durmalı.
Hayat belli bir plan üzere yürür. Bu, belli bir disiplin gerektirir. İnsanın ibadet sorumluluğu insanın reşit olmasıyla başlıyor, bunlar da bir düzen ile yerine getirilir. Bu demektir ki, kişi o yaştan itibaren belli bir bilinç düzeyine ermiş, akıl seçme yetisine sahip olmuştur. Planlı yolculuk, belli şeylerden kaçınma, belli şeyleri edinme sürecidir.
Planlı çalışma insanı başarıya, plansız çalışma ise insanı başarısızlığa götürür.
İnsanın doğasında kıskançlık vardır. Kıskançlık, bir başkasını çekememe, başarısına razı olamama, yolculuktaki sadakatini benimsememe, sevdiği bir şeye, bir kimseyi hem koruma iç güdüsüyle hem de düşmanlık duygusuyla istememe gibi sorunlar baş gösterir. Kişi, yolculukta bu gibi durumları göz ardı etmeli, yolculuğuna inandığı ve olduğu gibi devam etmeli. Olumsuz durumlarda insanın zihni meşgul olur, düşünce üretemez, sağlıklı karar vermesini engeller. Kıskanç insanlar içlerinde düşmanlık beslerler. Bununla yetinmez dedikodu üretirler.
Bir insanı olumsuz etkileyen sorunlardan biri de dedi kodudur. Kişi, bir işte, bir eylemde bulunduğu ve başarılı olduğu sürece birileri tarafından çekilmez. Onu olumsuzlamak için yersiz yere dedikodu üretirler. Bizim düşünce geleneğimizde dedikodu yapmak, bir insanı çekiştirmek büyük günahlardan. Bir insanın etini çiğ yemekle eş değer tutulmuştur. Eylem ve yolculuk hâlinde bulunan kişi dedikodulara kulak verirse başkalarının etkisi alanına girmiş olur. Edingenlik bir insan için büyük kusurlardan biri. Lider ve sorumlu olan kişi bir şeyin aslını kendi gözleriyle görmedikçe, kulaklarıyla duymadıkça itibar etmemeli. Dedikodu yapana kulak vermemeli, yolculuğunu sürdürmeli. Böyle bir durumda etki alanına girerse, gerçek olmayan kimi durumları benimsemek durumunda kalır, sağlıklı karar veremez. Zaman içinde dedikoduların yanlışlığı ortaya çıkarsa bu sefer etrafına olan güvensizliği artar, kuşkucu olur. Güvensizlik etrafında bulunan sağlıklı kimselerin de uzaklaşmasına neden olur, yalnız kalır.
Yalnızlık insan için apayrı bir işkencedir.
Olumsuzlukları ruhlarında barındıranlar bir araya gelirler, başarılı ve istikamet üzere olana karşı gizli bir birliktelik içine girerler. Onu başarısız kılmak için ellerinden geleni yaparlar. Böyle bir durumda nefret ve düşmanlık giderek büyür. Birliktelik içinde olanlar bir fırsat ve boşluk bulduklarında saldırıya geçerler.
Yöneten kişi ya da yolculuk sorumluluğunda bulunan kimse bu gibi durumlara karşı uyanık olmalı. Başarı onu daha güçlü kılar. Başarılı oldukça olumsuzluklarda birliktelik içinde olanların zamanla umutları tükenir, birbirlerinden koparlar. Hatta birbirine düşman bile olurlar.
Kişi sorumluluk aldığı işi, yolculuğu aşk ile sürdürmeli. Yoksa yolculuk ona bir işkenceye dönüşür. Yaptığı işlerden haz almaz. Başarısı bile kendisini mutlu etmez.
Kişi, bir olay ve durumu kendi gözleriyle görür, bir şeyi kulaklarıyla işitirse ona göre kendine yön verir.
Yolculuk ya da yöneticilik yapan kimse yanında güvenilir kimseleri bulundurmak zorunda. Deneyimli olan bilge kimselerin söylediklerine, nasihatlerine kulak vermeli. Güvenilir bilge kimselerin hâl ve davranışları, sözleri her insana bir yol işaretidir.
Kendisine rakip olan kimsenin eksik yanları, zaaflarını, kusurlarını iyi bilmeli. Kendisine zarar gelebilecekse, gerektiğinde onu hileyle bertaraf etmelidir. İnsan hayatı zorluklarla, kötü niyetli kişilerle bir savaş hâlidir de. Savaş ise genellikle hile ve tuzak gerektirir. Karşı tarafı alt edebilmek için temkin bir insan için zorunluluktur.
Bir kindar, bir hasetçi ile birlikte yol yürüme zorunluluğu olsa bile onun nasıl biri olduğunun farkında ve tetikte olmalı. Onun tuzağına düşmemeli.
Bu, insan tekinde bile geçerlidir. İnsan sevgi hayatında birine tutkunsa onu korumaya almalı, tehlikeli kimselerden korumalı. Bu ister evleneceği kişi olsun, ister yönetiminde sorumlu olduğu kişi olsun. Güven duygusu apayrı bir şey. Söylediklerimiz güvenden çok karşı tarafın tutumundan kaynaklanıyor. Kişiler birbirlerine kanat germezlerse saldırganlara fırsat vermiş olurlar. Onlar rakiplerini alt etmek için zayıf yönleri kollarlar. Fırsat buldukları anda en öldürücü darbeyi vururlar.
Günümüz olumsuzlukları çok yönlüdür.
Bir yenilgi sadece kişinin kendisine zarar vermez, etrafındakileri de etkiler. Bu dalgalar hâlinde yayılır, önü alınamaz bir tufana dönüşür.
Her insan bir yöneticidir, bir yolcudur. Sorumluluğuna aldığı durumu hakkıyla yürütmek zorundadır. Çünkü bunlar kendisine yükümlenilmiştir. Yükümlülüğü hakkıyla yerine getirenler karşılığını elbette alacaklardır. Sorumluluk taşımayan kimselere hiçbir şey sunulmaz.
alıntı......
İnsanın hayat yolculuğunda insanı başarısızlığa götüren birçok olumsuz neden var. İnsan bir bilinç ile bunlardan uzak durmalı.
Hayat belli bir plan üzere yürür. Bu, belli bir disiplin gerektirir. İnsanın ibadet sorumluluğu insanın reşit olmasıyla başlıyor, bunlar da bir düzen ile yerine getirilir. Bu demektir ki, kişi o yaştan itibaren belli bir bilinç düzeyine ermiş, akıl seçme yetisine sahip olmuştur. Planlı yolculuk, belli şeylerden kaçınma, belli şeyleri edinme sürecidir.
Planlı çalışma insanı başarıya, plansız çalışma ise insanı başarısızlığa götürür.
İnsanın doğasında kıskançlık vardır. Kıskançlık, bir başkasını çekememe, başarısına razı olamama, yolculuktaki sadakatini benimsememe, sevdiği bir şeye, bir kimseyi hem koruma iç güdüsüyle hem de düşmanlık duygusuyla istememe gibi sorunlar baş gösterir. Kişi, yolculukta bu gibi durumları göz ardı etmeli, yolculuğuna inandığı ve olduğu gibi devam etmeli. Olumsuz durumlarda insanın zihni meşgul olur, düşünce üretemez, sağlıklı karar vermesini engeller. Kıskanç insanlar içlerinde düşmanlık beslerler. Bununla yetinmez dedikodu üretirler.
Bir insanı olumsuz etkileyen sorunlardan biri de dedi kodudur. Kişi, bir işte, bir eylemde bulunduğu ve başarılı olduğu sürece birileri tarafından çekilmez. Onu olumsuzlamak için yersiz yere dedikodu üretirler. Bizim düşünce geleneğimizde dedikodu yapmak, bir insanı çekiştirmek büyük günahlardan. Bir insanın etini çiğ yemekle eş değer tutulmuştur. Eylem ve yolculuk hâlinde bulunan kişi dedikodulara kulak verirse başkalarının etkisi alanına girmiş olur. Edingenlik bir insan için büyük kusurlardan biri. Lider ve sorumlu olan kişi bir şeyin aslını kendi gözleriyle görmedikçe, kulaklarıyla duymadıkça itibar etmemeli. Dedikodu yapana kulak vermemeli, yolculuğunu sürdürmeli. Böyle bir durumda etki alanına girerse, gerçek olmayan kimi durumları benimsemek durumunda kalır, sağlıklı karar veremez. Zaman içinde dedikoduların yanlışlığı ortaya çıkarsa bu sefer etrafına olan güvensizliği artar, kuşkucu olur. Güvensizlik etrafında bulunan sağlıklı kimselerin de uzaklaşmasına neden olur, yalnız kalır.
Yalnızlık insan için apayrı bir işkencedir.
Olumsuzlukları ruhlarında barındıranlar bir araya gelirler, başarılı ve istikamet üzere olana karşı gizli bir birliktelik içine girerler. Onu başarısız kılmak için ellerinden geleni yaparlar. Böyle bir durumda nefret ve düşmanlık giderek büyür. Birliktelik içinde olanlar bir fırsat ve boşluk bulduklarında saldırıya geçerler.
Yöneten kişi ya da yolculuk sorumluluğunda bulunan kimse bu gibi durumlara karşı uyanık olmalı. Başarı onu daha güçlü kılar. Başarılı oldukça olumsuzluklarda birliktelik içinde olanların zamanla umutları tükenir, birbirlerinden koparlar. Hatta birbirine düşman bile olurlar.
Kişi sorumluluk aldığı işi, yolculuğu aşk ile sürdürmeli. Yoksa yolculuk ona bir işkenceye dönüşür. Yaptığı işlerden haz almaz. Başarısı bile kendisini mutlu etmez.
Kişi, bir olay ve durumu kendi gözleriyle görür, bir şeyi kulaklarıyla işitirse ona göre kendine yön verir.
Yolculuk ya da yöneticilik yapan kimse yanında güvenilir kimseleri bulundurmak zorunda. Deneyimli olan bilge kimselerin söylediklerine, nasihatlerine kulak vermeli. Güvenilir bilge kimselerin hâl ve davranışları, sözleri her insana bir yol işaretidir.
Kendisine rakip olan kimsenin eksik yanları, zaaflarını, kusurlarını iyi bilmeli. Kendisine zarar gelebilecekse, gerektiğinde onu hileyle bertaraf etmelidir. İnsan hayatı zorluklarla, kötü niyetli kişilerle bir savaş hâlidir de. Savaş ise genellikle hile ve tuzak gerektirir. Karşı tarafı alt edebilmek için temkin bir insan için zorunluluktur.
Bir kindar, bir hasetçi ile birlikte yol yürüme zorunluluğu olsa bile onun nasıl biri olduğunun farkında ve tetikte olmalı. Onun tuzağına düşmemeli.
Bu, insan tekinde bile geçerlidir. İnsan sevgi hayatında birine tutkunsa onu korumaya almalı, tehlikeli kimselerden korumalı. Bu ister evleneceği kişi olsun, ister yönetiminde sorumlu olduğu kişi olsun. Güven duygusu apayrı bir şey. Söylediklerimiz güvenden çok karşı tarafın tutumundan kaynaklanıyor. Kişiler birbirlerine kanat germezlerse saldırganlara fırsat vermiş olurlar. Onlar rakiplerini alt etmek için zayıf yönleri kollarlar. Fırsat buldukları anda en öldürücü darbeyi vururlar.
Günümüz olumsuzlukları çok yönlüdür.
Bir yenilgi sadece kişinin kendisine zarar vermez, etrafındakileri de etkiler. Bu dalgalar hâlinde yayılır, önü alınamaz bir tufana dönüşür.
Her insan bir yöneticidir, bir yolcudur. Sorumluluğuna aldığı durumu hakkıyla yürütmek zorundadır. Çünkü bunlar kendisine yükümlenilmiştir. Yükümlülüğü hakkıyla yerine getirenler karşılığını elbette alacaklardır. Sorumluluk taşımayan kimselere hiçbir şey sunulmaz.
alıntı......