''Dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir''
Şu cümle ruhumun geçmişte açılan yaralarını kapatmaya yetiyor, çünkü hatalarımı yüzüme vuruyor.
Vaktinde göremediğimiz gibi şimdide hislerimizi aklımızın ve kalbimizin önüne geçtiğinden çoğu zaman huylarımızı sadece dünyaya harcıyoruz ve sadece dünya için verildiğini zannediyoruz.
Halbuki yerinde kullanabilsek bu bataklıktan çıkmamız daha kolay olacak. Ama bunu anlamak için insan önce bataklıkta olduğunu kabul etmeli. Şahsım adına söylüyorum ben Risale endeksli bir hayatı tanımadan önce en kaliteli hayat benim sanıyordum, ta ki elmas değeri verdiğim dünyalık keyiflerim ve işlerim kırılıncaya kadar. Şükür ön yüzünde fani mührünü göremesekte Rabbim madalyonun arka yüzünde baki sandığım fakat yanıldığım gerçek yüzünü gösterdi.
Aşk şiddetli bir muhabbettir deniliyor Risale-i Nur’da.
Fani(geçici) mahbuplara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimi bir azab ve elemde bırakır veyahut o mecazi mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için baki(sonsuz) bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazi, aşk-ı hakikiye inkılap eder.
Her şey de öyle değil mi bizler işin mecazi kısmına takılmışız, hakiki yüzüne geçememişiz. En azından benim durumum böyle. Bile bile zarara koşmak akıl karı değil ki arkadaş.
Acaba dünyada ebedi kalacak gibi yaşadığımızdan olmasın. Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz yaşadığımızdan ya da HAYAT denilen kıymettar bir hazinenin farkına varamadığımızdan mı?
Ben kendime soruyorum gafilane bir bakış diyorum, unutmayalım zarara kendi rızamızla girersek merhamet eli bizden uzak kalabilir. Zaten adımız gibi ezberlediğimiz bir kaidemiz var’’ kendi düşen ağlamaz’’ napalım ağlamayalım mı?
Ağlayalım ama bu zararın farkına varıp Rabbimize ağlayalım ki, itiraf edelim ki merhamete ihsana layık olalım.
Bir de son olarak şunu unutmayalım, bu konuştuklarımız yazıda ya da konuşma da kalmasın. Uygulamaya dökmek gerek.
Bunu yapmak içinde vazifelerimizi yerine getirmeliyiz. Rabbim benden nasıl davranmamı istiyor, gibi soruları kendimize sormalıyız
İbadetlerimizi yerine getirmek ve kullanma kılavuzumuz olan Kuran-ı Kerim eczanesinden süzülen bir ilaç olan Risale-i Nur'ları bir zahmet okursak işini basite indirgenir
Ağlamak demiştik ya hani, işte gece seni bekler.
Benden demesi…
Kaynak : Risale Ajans
alıntı..
Şu cümle ruhumun geçmişte açılan yaralarını kapatmaya yetiyor, çünkü hatalarımı yüzüme vuruyor.
Vaktinde göremediğimiz gibi şimdide hislerimizi aklımızın ve kalbimizin önüne geçtiğinden çoğu zaman huylarımızı sadece dünyaya harcıyoruz ve sadece dünya için verildiğini zannediyoruz.
Halbuki yerinde kullanabilsek bu bataklıktan çıkmamız daha kolay olacak. Ama bunu anlamak için insan önce bataklıkta olduğunu kabul etmeli. Şahsım adına söylüyorum ben Risale endeksli bir hayatı tanımadan önce en kaliteli hayat benim sanıyordum, ta ki elmas değeri verdiğim dünyalık keyiflerim ve işlerim kırılıncaya kadar. Şükür ön yüzünde fani mührünü göremesekte Rabbim madalyonun arka yüzünde baki sandığım fakat yanıldığım gerçek yüzünü gösterdi.
Aşk şiddetli bir muhabbettir deniliyor Risale-i Nur’da.
Fani(geçici) mahbuplara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimi bir azab ve elemde bırakır veyahut o mecazi mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için baki(sonsuz) bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazi, aşk-ı hakikiye inkılap eder.
Her şey de öyle değil mi bizler işin mecazi kısmına takılmışız, hakiki yüzüne geçememişiz. En azından benim durumum böyle. Bile bile zarara koşmak akıl karı değil ki arkadaş.
Acaba dünyada ebedi kalacak gibi yaşadığımızdan olmasın. Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz yaşadığımızdan ya da HAYAT denilen kıymettar bir hazinenin farkına varamadığımızdan mı?
Ben kendime soruyorum gafilane bir bakış diyorum, unutmayalım zarara kendi rızamızla girersek merhamet eli bizden uzak kalabilir. Zaten adımız gibi ezberlediğimiz bir kaidemiz var’’ kendi düşen ağlamaz’’ napalım ağlamayalım mı?
Ağlayalım ama bu zararın farkına varıp Rabbimize ağlayalım ki, itiraf edelim ki merhamete ihsana layık olalım.
Bir de son olarak şunu unutmayalım, bu konuştuklarımız yazıda ya da konuşma da kalmasın. Uygulamaya dökmek gerek.
Bunu yapmak içinde vazifelerimizi yerine getirmeliyiz. Rabbim benden nasıl davranmamı istiyor, gibi soruları kendimize sormalıyız
İbadetlerimizi yerine getirmek ve kullanma kılavuzumuz olan Kuran-ı Kerim eczanesinden süzülen bir ilaç olan Risale-i Nur'ları bir zahmet okursak işini basite indirgenir
Ağlamak demiştik ya hani, işte gece seni bekler.
Benden demesi…
Kaynak : Risale Ajans
alıntı..