Ya iyilik güzellik fidanlığı; ya kötülük bozgunculuk bataklığı.
İnsan nasıl işletirse dil madenini öyle süsler donatır ömür ağacını.
Ve nasıl besleyip donatırsa öyle ürünlerle donatır kalp toprağını.
Dil ve kalp ya kötülükler yuvası kumkuması ya iyilikler-güzellikler ovası.
Hani Lokman Hekim bir çırağıyla ava çıkmıştı uzun yoldan evine döneceği sırada bir kabile reisi bu meşhur hekimi misafir etmek istedi.
Lokman Hekim nasıl beden dilinden anlıyorsa öyle de gönül ve ruh dilinden anlıyordu...
Kırmadı kabile reisini. O gece misafir kaldılar. En semiz koyunlardan biri kesildi...
Yemek için harekete geçildi. O sırada Lokman Hekim çırağını imtihan etmek istedi:
- Getir bakayım bana koyunun en temiz iki organını.
Çırak gitti koyunun kalbini ve dilini getirdi.
Lokman: “Aferin!” dedi tam isabet. Bir canlının en temiz iki organı kalbi ve dilidir.”
Gerçekten de kalp ve dil bir canlının hem en temiz hem de en pis organlarıdır.”
Dil ve kalp dedikodu fitne kaynağı haline gelmişse hem sahibini yer bitirir hem de çevresinde tahribatlara yol açar.
Kısacası şer için işlese kötülükler tahribatlar kaynağı olur. Ama aynı organlar hayır için işlese güzellikler iyilikler merkezi olur.
Dilini bir binek bil.
Seni gül bahçelerine de götürebilir.
Balçık deryalarına da sürükleyebilir.
Kalbini kirli paslı ya da parlak bir ayna bil.
Bütün güzelliklere karşı kör de kalabilir
Güneşle parlayan güneşi yansıtan bir talihe sahip de olabilir...
Alıntı..
Yorum yap