Din ve cinsellik

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Din ve cinsellik

    Din ve Cinsellik Ahmet Altan


    Ahmet Altan'ın bu makalesinde açtığı konu hayli önemli.. Öyle ki, adam olmamızın yolu da galiba buradan geçiyor. İşçinin hakkını yemek zaten, vahye göre bir "fahşa" yani fuhuş. Sözünde durmamak, yalan konuşmak vs. zaten "fahşa", yani müstehcenlik kadar kaçınılmayı hak ediyor. Karşılıksız para kazanmak, faize ya da rüşvete yatmak ve rıza göstermek yine bir "fahşa", yani açık ahlaksızlık. Gıybet etmek, laf taşımak, bir insanın onurunu incitmek, haysiyetini hiç saymak demektir ki açık bir namussuzluk. Komşusu açken tok yaşayacak denli duyarsız olmak, yetime öksüze, fakire fukaraya aldırışsız yaşamak, içki içip kafayı bulmak gibidir ve bana göre sarhoş olmak kadar açık bir günahtır. Belki birinden sabah olunca ayılırsınız ve vicdan azabı çekersiniz ama öbüründen ömür boyu ayıkmazsınız ve hiç vicdan azabı çekmeyebilirsiniz. Ne güzel tevafuk ki, bu konuda eş zamanlı olarak Ümran Dergisi'nin Şubat 2010 Sayısında, Hüseyin Altuntaş'ın Kur'ân ve Dindarlık adlı makalesini okudum. Konuyu genişçe bir de oradan okumalı. Ahmet Altan makalesi aşağıda. Makalenin her cümlesine katılmanız gerekmez ama açtığı düşünce damarına özellikle ve öncelikle dikkat:

    Dindar dostlarım var, onlarla konuşuruz arada bir, dinle ilgili çok şeyler öğrenirim, bu konuları öğrenmeyi de severim.
    Geçenlerde, hayatını tıp ve din üzerine düşünmekle geçiren çok başarılı bir doktor dostumun da olduğu bir sohbet sırasında, doktor ortaya bir soru attı.





    "Müslümanlıkta mutlak yasak var mıdır?"

    Ben bütün cehaletimle hemen cevap verdim.

    "Vardır tabii."

    "Mesela?" dedi.

    "Zina" dedim.

    "Peki" dedi, "ıssız bir adada bir kadınla bir erkek kalsalar ve kurtuluş ihtimalleri de olmasa. Ortada nikâhı kıyacak üçüncü bir kişi olmadığına göre, ne olacak?"

    Tek tek bütün "mutlak yasakları" ve onların "yasak olmaktan" çıkabileceği özel durumları gözden geçirirken, akıllı bir hanım araya girdi.

    "Hiçbir şartta bozulmayacak mutlak bir yasak vardır" dedi.

    "Nedir" dedik.

    "Kul hakkıdır" dedi, "kul hakkı yemek her şartta mutlak yasaktır ve bunun istisnası yoktur."

    Herkes, bu görüşe katıldı.

    En temel, en değişmez, en sarsılmaz yasağın "kul hakkı yemek" olduğu konusunda bir fikir birliği oluştu.

    Elbette böyle bir konuşmada benim dinleyici olmaktan öteye gidebilecek bir bilgim yok, din ya da dindarlık konusunda çok fazla söz söyleme hakkına ve haddine de sahip değilim ama benim için dinin temeli "dürüstlüktür" ve o dürüstlüğün asla vazgeçilemeyen çimentosu da "kul hakkı" yememek ve "hakkından fazlasına" göz dikmemektir.

    Biz, yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen bir ülkede yaşıyoruz.

    Peki, bu ülkede kul hakkı yenmiyor mu?

    İşlenen cinayetler, Kürtlere yapılan eziyetler ve haksızlıklar, Alevi inancının ve ibadetinin inkârı, yolsuzluklar, hırsızlıklar, "kul hakkı" yemek değil midir?

    Bir kulun diğeriyle aynı haklara sahip bulunmasına karşı çıkmak, "kul hakkı" yemek anlamına gelmez mi?

    Bir düşünün şimdi, Müslümanlığın "en temel, en mutlak" yasağı çiğnendiğinde buna kaç Müslüman karşı çıkıyor, tepki gösteriyor, canhıraş bir yayın yapıyor?

    Çok fazla değil, değil mi?

    Peki, "cinsellikle" ilgili bir konu olduğunda, bir televizyon dizisinde ateşli bir şekilde öpüşüldüğünde, bir tiyatro eserinde aykırı bir konu ele alındığında kaç Müslüman "din ve ahlak" adına ayağa kalkıyor?

    Neden "din ve ahlakın" en temel konusu cinsellikmiş gibi sunuluyor?

    Kul hakkı yenmesi karşısında sessiz kalanların, konu cinsellik olduğunda din adına kükremesini nasıl açıklayacağız?

    Niye dindarların çoğunun aklında, "din, günah ve cinsellik" arasında bu kadar kuvvetli bir bağ var da, "din, günah ve kul hakkı" arasında bu kadar kuvvetli bir bağ yok?

    Müslümanlar, "kul hakkını" bu kadar önemseseler, bu ülkede yıllardır bu kadar çok yolsuzluk olur muydu?

    "Cinsellik" konusunda böylesine şiddetli tepkiler gösterilirken, kul hakkı konusunda aynı duyarlığa rastlamazsanız, bu tepkilerin "samimiyeti" konusunda bir kuşkuya düşmez misiniz?

    O zaman, kendi günahının bedelini ödemeye razı olan, kendi "günah işleme özgürlüğüne" sahip çıkan, kendi hayat tarzını dindarların günahkârca bulduğu bir anlayış üzerine oturtanlar, "bu dindarlar bir gün hepimizin özel hayatına, yaşama biçimine, içkisine, cinselliğine karışmak isteyecek" diye endişelenmez mi?

    "Kul hakkı yenmesine" ses çıkartmayanların, din ve ahlak adına sadece cinsellikle uğraşması, bu davranışın arkasında "dinden" başka güdüler olduğunu düşündürmez mi?

    Böyle kuşkular belirdiğinde, dindar olmayanlar, dindar olanlara güvenirler mi?

    "İnançsızların dürüstlüğü" dindarları her zaman çok şaşırtır, İzzet Begoviç'in bu konuda yazılar yazdığını da biliyorum, bu "inançsız dürüstlerle" "dindarlar" arasında "kul hakkı" üzerinden kurulabilecek köprüler ve ittifaklar bu kuşku yüzünden yıkılmaz mı?

    "Laikliği" bir yaşam özgürlüğü olarak gören çok insan dindarlardan uzak durmaz mı?

    Halbuki, dindarlar, az inançlılar, dinsizler, "kul hakkını" korumak için biraraya gelebilir, bu ülkenin birçok sorununu çözebilir.

    Böyle bir birlikteliğin Türkiye'de çözemeyeceği sorun yok.

    Yeter ki ortak ölçü "kul hakkı" olsun.

    Herkesin, hepimizin, kendi gerçeğimizle yüzleşmek zorunda kaldığımız bir dönemden geçiyoruz, acaba dindarlar da "önemli günahlar" sıralamasında cinselliği neden kul hakkından öne koyduklarını kendilerine sorsalar, birçok sorunun çözümüne engel olan bir sırrı ortaya çıkartabilirler mi?

    Ben dinin ve dindarların önemine inanan bir dinsizim.

    Ama bazen, kişisel ve toplumsal takıntıların hayata yansımasında "dinin" bir "kalkan" gibi kullanıldığından, bazı gerçekleri saklamak için mazeret haline getirildiğinden endişe ediyorum.

    Benim cehaletimi ve cüretimi bağışlama yüceliğini gösterecek dindarlar, bu konuyu benden çok daha ehil biçimde kurcalasalar, belki de bu toplumun gizli kilitlerinden birini açarız diye ümitleniyorum.

    Gerçek dürüstleri biraraya toplayacak "kul hakkından" daha önemli bir ortaklık olamaz diye düşünüyorum çünkü.

    senai demirci

    alıntı.....................
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
  • Yağmur

    #2
    Cumhur abi paylaşımınız için teşekkürler.akşam biraz tartışma programlarını izledim,haberlere baktım içim karardı,doldu,insanların lakaytlığı tüylerimi ürpertti.
    Makalenin altında Senai Demirci ismini görünce şaşırdım, Ahmet Altan'a ait yazının başında belirtilmiş zaten Senai Demirci sadece aktarmış...herkes bir konuda haksızlığa uğramış olduğunu düşünür mutlaka şu anki iktidarın muhafazakar görünümlü olması, dindar insanların her türlü haklarına kavuşmuş olduğu hissini uyandırıyor nedense fakat yıllarca okadar hakları gaspedilmiş ki bir kaç özgürlük kırıntısı bile devasa görünüyor gözlerine...alevilerin içinde büyümüş senelerce Peygamberini Hz.Ali sanmış biri olarak söyleyeyim mahallemde alevi ibadethanesi vardı istedikleri yerlerde oturup istedikleri okula gidebiliyor ve sonucunda mesleklerinide yapmalarına kimse mani olmuyordu ki bu konuda benden şanslılar diye düşünüyorum.Ahmet Altan'ın hangi haksızlıktan bahsettiğini anlamadım zira dindar insanların baskı uyguladığını düşündüğü cinsellik konusu en rahat işlenen konulardan biri,dizilerde ya osmanlı düşmanlığı,ya cinsellik,yada komünizm sempatizanlığı var...gerçekten medyayı hayretle takip ediyorum neredeyse pkk'nın terörüne bile duygusal sebepler biçip haklı gösterecekler.Bu memlekette bu hafta gencecik bir asker işkence sonucu vefat etti,ailesi bir hafta hastane bahçesinde yattı çünkü annesi baş örtülü olduğu için askeri hastahanenin misafirhanesine alınmadı...sözde entellektüel gazetecilerin köşe yazılarına inanmıyorum ben artık, bence bu ülkede herzaman en fazla hakkı yenenler dindarlar ve fakirlerdir...Kul hakkı konusunda yazdıklarına kesinlikle katılıyorum,herşeye kul hakkı açısından bakmak aslında bütün sorunların çözümü...
    Bu arada eleştirilerim Ahmet Altan'a ,sizinle hiçbir ilgisinin olmadığını söylememe gerek yok herhalde Cumhur abi

    Yorum yap

    • CUMHUR
      Özel Üye
      • Jan 2008
      • 3965

      #3
      kardeşim yağmur yazdıklarına aynen katılıyorum.tamamen toplum dejenere oldu-olduk..ALLAH hepimizi ıslah etsin hidayete erdirsin..selamün aleyküm....
      Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
      Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

      Yorum yap

      • Yağmur

        #4
        Amin...Ve aleyküm Selam.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...