Uzaklardan Hayatý Yaþamak

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • kemal864
    Kıdemli Üye
    • Jan 2008
    • 877

    #1

    Uzaklardan Hayatı Yaşamak



    Kırık bir kuşkanadı Acıtır Acıtır insanı!!
    Duvardan düşen her taşla yaralar insanı
    Kalbini deler sevgilinin bakışları.

    Terk edilmiş sevgililerin hepsi kucağına döker gözyaşlarını.

    Duvardan düşen her taşla yaralanır insan...
    Uzak yoktur insana Hep yakındır acılar.
    Çok yakındır hüzünler “İnsan“dır çünkü
    Dağların taşıyamadığını taşır omuzlarında
    Gökleri çatlatacak o ağır sorumluluğu
    kalbinin odacıklarında taşır.

    “Ben” olma sancısını büyütür göğsünde
    “Ben” olmak, fark etmektir.
    Fark etmek, herkesi “ben” bilmektir
    Varlığına “ben” diyebildiği için insan,
    her acıya kaçınılmaz bir özne olur.
    Kaçamaz başkalarına dokunan acılar ona dokunur
    Kaçılmaz olur. Başkalarının sevinçleri de sevinci olur.
    En uzak köşelerdeki en küçük mutluluklar bulaşır ellerine.
    Kuştüyünden yastıkları olur kanadı kırık kuşların yeniden cıvıldamasıyla Yuvaya dönen her ceylan yavrusu haberi, evine taşır insanı

    Hiç gitmeyeceği şehirlerde, hiç tanımadığı
    sokakların pürneşe adımlanması insanın süsüdür.

    Hiç bilmediği pencere önlerinde açılan rengârenk çiçekler insanın sevincidir. Saksılara dökülen sular önce onun yüreğini serinletir.

    Hiç uğrayamayacağı odalarda, hiç tanıyamayacağı,
    tanısa bile belki hiç sevemeyeceği,
    sevse bile belki ilgilenemeyeceği insanların huzuru,
    insanın kalbinde göllenir.

    Yüreğinin loş sokakları başkalarının mutluluklarıyla daralır ve genişler.
    Kendini “Kendi” olarak var oldukça,
    her yerine çizikler atar yeryüzünün kıpırtıları
    Eksilmeler çoğalmalar, ölümler kalımlar,
    kurtulmalar yitmeler nabzına yürür, damarlarını doldurur

    “Bana ne!“lerin soğuk duvarlarına hapsetmeye kalksa bile kendini,
    her aynaya baktığında gözlerinden utanır.

    Bahanelerin siperine girip
    sorumluluğunu unutmak istese de, yakalanır acılara.

    Sobelenir utancına Evet, utanır insan gözlerinden
    Aynada kendine bakan adam tutar yakasından sessizce…
    Bağırıp çağırmaz ama hesap sorar gizlice.
    Ya saklar yüzünü aynadaki adamdan
    ya gel-geç hazların makyajıyla avutur bir süreliğine
    Ama bir süreliğine Sonra yine utanır Ki utanabiliyor olması bile iyi haberdir.
    Ya hiç utanamasaydı? Ya vicdanıyla sıcak temasını hepten kaybetseydi? Vicdanının itirazını susturacak denli sağırlaşanların
    düştüğü yalnızlık kuyusuna kimse el uzatamaz.
    Uzatsa bile uzanan bir el bulamaz.

    Yazık değil mi bencilliğini bile fark etmeyecek denli bencilleşmişlere?
    Kibrini kibrinin çuvalında unutup da elini kolunu bağlayanlara ne demeli? Başkalarını rahatsız etmesi bile kendisini
    rahatsız edemeyecek kadar
    zulmün karanlığında yitmişler ne kadar da çaresiz.

    Başkalarını görmeyen insan insansızlaşır.
    Komşusunu dert edinemeyenin kalbi sokaksızlaşır.
    Şefkatini dışarı taşırmayan insan kalpsizleşir.
    Ötekilerin varlığını hesaba katmayan insan kendine yabancılaşır.
    Kendinden öte uzanamayan insanın varlığı azalır.
    Başkasına hayrı dokunmayınca, kendine de tükenir.

    VE İNSAN HİÇ UNUTMAMALIDIR Kİ,

    VAR OLDUĞU SÜRECE İMTİHANDADIR.

    -----------------------------------ALINTI-------------------------------


Hazırlanıyor...