Hayatın genel yapısı içinde yaşayan insanın
özel görünümü çok değişiklikler gösterir.
Nereden bakarsak bakalım insan tipinin temel ihtiyaçları bellidir.
Maddi ihtiyaçları bellidir.
Sıfırdan zirveye,dereden tepeye de çıksa ihtiyaçları bellidir.
Bir dağın tepesinde,derme çatma bir konduda teneke sobada
çalı çırpı yakarak ve un çorbasıyla hayatı devam ettiren
bir aile ile koskaca bir ormanlığın ortasındaki malikanesinin
sayısını bilmediği odalarda refah içinde
ısınan,yiyen,içen,bir anda dünyanın her yerine gitme imkanına sahip olan
insan aşağı yukarı aynı şeyleri yaparlar.Yani yaşamış olurlar.
Bütün bu gözle görülen ve insana dehşet veren
geçim ve görkem farkına rağmen ikiside aynı akıbetlere hazırlanıyorlar.
Yani ölüme,yani hesap vermeye hazırlanıyorlar.
Dinimiz islam maddi imkan ve görüntülere hiçbir zaman değer vermemiştir.
Bunlar geçici dünya oyun ve oyalanmalarıdır.
Bunlar birer imtihandır.
Allah fakiri sabrıyla imtihan eder,zengini de malıyla imtihan eder.
Günde 5 km yayan yürüyen fakiri sabrıyla,sabaha kalkınca
garajındaki sayısız arabadan hangisine bineceğini şaşıran
zengini de onların hakkını verip veremeyeceği konusunda denemektedir.
Allah bütün bunları insanları denemek için yaratmıştır.
İşte bu deneme sürecinde kişi sürekli hamd ve şükür içerisinde olmalıdır.
Dünyadaki hiçbir şey Allahın rızasını kazanmaktan
daha önemli ve güzel değildir.
Ve dahası kalıcı ve daimi olan da ahiret saadetidir.
Bu da dinin emirleriyle sağlanır.
Müslüman çalışmalı,kazanmalı ama bütün malı mülkü,
Allah rızasını kazanmak için sarf etmelidir.
Nefsi heva ve hevesinin tatmini için değil.
Ve insanlar şunuda bilmelidirler ki
şeytanın nefsin ve dünya hayatının refahından sıyrılmanın
kolay olmadığı ama bunlarla mücadelenin sonucunda
kişiyi kurtuluşa götüreceğini unutmamalıdır.
özel görünümü çok değişiklikler gösterir.
Nereden bakarsak bakalım insan tipinin temel ihtiyaçları bellidir.
Maddi ihtiyaçları bellidir.
Sıfırdan zirveye,dereden tepeye de çıksa ihtiyaçları bellidir.
Bir dağın tepesinde,derme çatma bir konduda teneke sobada
çalı çırpı yakarak ve un çorbasıyla hayatı devam ettiren
bir aile ile koskaca bir ormanlığın ortasındaki malikanesinin
sayısını bilmediği odalarda refah içinde
ısınan,yiyen,içen,bir anda dünyanın her yerine gitme imkanına sahip olan
insan aşağı yukarı aynı şeyleri yaparlar.Yani yaşamış olurlar.
Bütün bu gözle görülen ve insana dehşet veren
geçim ve görkem farkına rağmen ikiside aynı akıbetlere hazırlanıyorlar.
Yani ölüme,yani hesap vermeye hazırlanıyorlar.
Dinimiz islam maddi imkan ve görüntülere hiçbir zaman değer vermemiştir.
Bunlar geçici dünya oyun ve oyalanmalarıdır.
Bunlar birer imtihandır.
Allah fakiri sabrıyla imtihan eder,zengini de malıyla imtihan eder.
Günde 5 km yayan yürüyen fakiri sabrıyla,sabaha kalkınca
garajındaki sayısız arabadan hangisine bineceğini şaşıran
zengini de onların hakkını verip veremeyeceği konusunda denemektedir.
Allah bütün bunları insanları denemek için yaratmıştır.
İşte bu deneme sürecinde kişi sürekli hamd ve şükür içerisinde olmalıdır.
Dünyadaki hiçbir şey Allahın rızasını kazanmaktan
daha önemli ve güzel değildir.
Ve dahası kalıcı ve daimi olan da ahiret saadetidir.
Bu da dinin emirleriyle sağlanır.
Müslüman çalışmalı,kazanmalı ama bütün malı mülkü,
Allah rızasını kazanmak için sarf etmelidir.
Nefsi heva ve hevesinin tatmini için değil.
Ve insanlar şunuda bilmelidirler ki
şeytanın nefsin ve dünya hayatının refahından sıyrılmanın
kolay olmadığı ama bunlarla mücadelenin sonucunda
kişiyi kurtuluşa götüreceğini unutmamalıdır.
Yorum yap