Gündüz YasiyorGece ÖlüyorSabah Diriliyoruz

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Gündüz YasiyorGece ÖlüyorSabah Diriliyoruz

    "Niçin varsın?" şeklindeki soruya "yok olmak için" şeklinde cevap vermek, var olan ve yaşanılan her şeyi bir anda anlamsız kılmak demektir Öyle ya, siz bir şey icad eder, bir şey var edersiniz; ardından size sorarlar: "Bunu niçin var ettin?" Cevap verirsiniz: "Var etmiş olmak için var ettim!" Neticede her iki cevap da oldukça anlamsız olup, kişinin kendisini, hayatı ve varlığı tanımadığını, olup bitenlerden gaflet içinde yaşadığını gösterir "Onlar, ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın (derler) Sen yücesin, bizi ateş azabından koru" (3/Âl-i İmran; 191)

    Her şeyin bir anlamı vardır Hayatın, ölümün, ağaçların, dağların, insanların, hayvanların Ölümü anlamlandırdığımız zaman, her şey bir anlam kazanacaktır Ölüm, bir yok olma değil; yeni bir hayatın başlangıcıdır Ölümlü, fani sıkıntılarla dolu bir diyardan, ölümün olmadığı, ebedî, mükâfatlarla dolu zahmet ve sıkıntının bulunmadığı, sevdiğimiz her şeyin bulunduğu bir diyara yolculuktur Onun için müslüman ölümden korkmaz; sadece ona hazır olur Hatta, yeri geldiğinde seve seve canını verir, âhiret karşılığında dünyayı satar "Ölüm yok olmak değil; bir diriliştir, yeni bir hayata geçiştir" cümlesinden hareketle, yaşadığımız hayatı ve varlıkları seyredelim:

    Her gece bir ölüm, her sabah bir diriliştir Gece olur uyuruz Uyku, ölümün kardeşidir, ölmenin provasıdır Bir müddet sonra uyanırız Yani ölümden dirilişe geçeriz Bunu her gün tekrarlarız Gündüz yaşar, gece ölür, sabah diriliriz


    Doğum da bir diriliştir Doğum, ölü gibi olan bebeklerin ana rahminde dirilişe geçip dünyaya adım atmasıdır Bakmasını ve görmesini bilenler için bir damla suyun (atılan pis suyun milyonlarca parçasından birinin) dirilişe geçmesidir "Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, siz ölüler idiniz; O sizi diriltti Yine öldürecek, yine diriltecek, sonra O'na döndürüleceksiniz" (2/Bakara, 28) "İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: 'şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?' diyor De ki: 'Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek Çünkü O, her türlü yaratmayı gâyet iyi bilir" (36/Yâsin, 77- 79)

    İçinde yaşadığımız hayatın kuruluş düzeni de ölümden sonra dirilişin ve hesaba çekilmenin gerçekleşeceğine başlı başına bir delildir Çünkü yaşadığımız hayatta güçlü ve zalim insanlar var Çoğu kez bunlar, "ben istediğimi yaparım ve kimseye hesap vermem!" havası içinde yaşıyorlar Diğer taraftan zavallı, güçsüz, her türlü haksızlığa maruz kalıp hakkını alamayanlar var Günün birinde, zalim cezasını, mazlum da hakkını alamadan ölüp gidebiliyor Hayat, bu kadar dengesiz ve anlamsız, zalimlerin yaptıklarının yanına kâr kalacağı adaletsiz olamaz Hemen insanın aklına şu geliyor: "Ölümden önce haklıya hakkı, suçluya cezası tümüyle verilmediğine göre, demek ki ölümden sonraya bırakılıyor" İşte ancak bu değerlendirmeden sonra hayat anlam kazanıyor İnsan, dirilişin sancılarını çekmektedir Vicdan azabının da temelinde "öldükten sonra bir gün dirilme ve yaşanılan hayatın hesabını vermenin getirdiği endişeler" vardır

    Sadece bu dünyada yaşayacağınızı düşünerek yaşarsanız ölü yaşarsınız Ama öleceğinizi düşünerek yaşarsanız diri yaşarsınız Çevremizdeki insanlar hep dirilişin etkisiyle, âhiret şuuruyla yaşasalar! Seyredin o zaman hayatın güzelliğini İkinci asr-ı saadet olur çağımız İnanın, iman ettiğimiz cenneti daha burada iken yaşamaya başlarız Fakat biz, tüm yatırımlarımızı bu dünyaya yönlendirerek yaşadığımız hayatı ve yeri sahte cennet haline getirmeye koyulunca cenneti de unuttuk Özlemez olduk Nasıl özleyebiliriz ki; lüks, israf demeden yaşadığımız hayatı, materyalistlerin uydurma cenneti gibi yapmak için bir ömür boyu gece gündüz koşturunca Sahabe, cenneti öyle bir özlüyordu ki! Enes bin Nadr, Uhud savaşında "cennetin kokusunu Uhud'un arkasından duyar gibi oluyorum" diyordu Bilirsiniz, insan çok acıkınca yemeğin kokusunu çok uzaktan duyar Sahabe de cennete öyle acıkıyordu ki, daha dünyada iken kokuları geliyordu cennetin

    Alıntı
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...