Zamanın birinde yaşayan sağlam karakterli maneviyatı kendisine göre yüksek
ve herkes tarafından belirli ölçüde saygı duyulan biri yaşıyormuş.
Bu kişi zamanının büyük bölümünü yaratanını ve inancını değerlendirerek
geçiriyormuş.Buda tabiki yaşadığı çevrede farklılıklar yaratıyor.
Onu seven ve sevmeyen kişilerde hayretler uyandırıyormuş.
Bu şekilde yaşamına devam eden adam hayatın zorluklarından yaşamın
bitmeyen dertlerinden ve hayatında kaybettiği şan şöhretten para puldan
kaybetmesini ve bu gibi değerleri kazanıp kaybetmekten üzüntü ve sarsıntı duymazmış.
Çevresinde yaşan kişilere duyduğu sevgi ve saygı hiçbir karşılık beklemeden
devam etmekte ve yaptığı yardımlardan zerre kadar menfaat beklemezmiş.
Günler böyle devam ediyor.Yaşayan bu adam gün geçtikçe maneviyatını
ve kazandığı güzellikleri sürdürmeye devam ediyormuş.
Fakat günlerden bir gün çevresindekilerden
çok sevdiği kişiler tarafından bir yere davet edilen bu kişiye
dikkat çekecek sözler ve isteklerle ilgili sözler
söylenmeye başlanmış.
İşte o sözlerden bazılarını sarfeden yakınlarından biri sözüne şöyle başlamış;
Sen bu kadar zamandır bizim bildiğimiz ama bizim anlayamadığımız şekilde dünyanda yaşıyorsun.
Ama bizim dünyamızla senin dünyan arasında oldukça farklılıklar var.
Gel bize katıl yaşadığımız bu farklı dünyalarda hepimiz senin dünyana dönelim.
YALNIZ İLK OLARAKTAN sen bizim dünyamızda yer al .
Bizler gibi sev bizler gibi
bağlan bakalım o eski dünyana dönebilecekmisin.
Eğer sen bu bizim yaşadığımız
bu dünyadan kendi dünyana dönebilirsen
bizlerde senin yolundan gitmeye söz veriyoruz dediler.
Bu sözlerden sonra iyi bir değerlenme yapan bu maneviyatı ve yaşantısı sağlam olan bu adam onların hayatlarında yer almaya karar verir.
Ama bir şartı vardır.Eğer gerçekten onların yaşantısından sıyrılıp tekrar
maneviyatını korumaya devam edebilirse bütün çevresindekilerini kendi anlayışında toplamaya ve gerçek bir inananlar grubu olmalarına zemin hazırlayacaktır.
BU adam onların dünyasına inmeye karar verir.
Ve ilk gün olarak onların yaşantılarına ayak uydurmaya başlar.
Günler günleri takip ettikçe adam
onların yaşantısına uymaya devam eder.
Ama yaşantısı hep ikilemler arasında
ve sorgulamalar arasında devam eder.
Bir gün karşısına biri çıkar.
Daha önceden hiç alışık olmadığı biri çıkar karşısına;
Öyle biri çıkarki karşısına güzelliği dillere destan ve sanki bu alemde yer almayan bir güzelliktir.
Güzelliği karşısında şaşkınlığa uğrayan bu adam hayretlere kapılır.
Bu adam karşısına çıkan bu bayanı izlemeye alır .
Ama adam gün geçtikçe bayanın yaptıkları ve onda bıraktığı izlenimlere
hayretler duymaya başlar.Bu bayan daha önceden hiç karşısına çıkmadığı
ve çok sağlam bir bilgi donanıma sahip bir kişiliğe dönüşür adamın karşısında
Adam bu bayanın bıraktığı izler ve etkiler karşısında bayana hayran olmaya
ve bayanın yaptıkları karşısında hayretlerle dona kalmaya başlar.
Günler ardı ardına geçmeye başladıkça adamın kalbindeki maneviyat düşmeye
başlar.
Artık adamın kalbini yavaş yavaş karşısındaki bayanın sevgisi kaplamaya başlar.
Bu adam artık manevi olşumlarını bir yana bırakıp her yönünü
bu vazgeçilmeyen bayana çevirir.
Artık adam tutku derecesinde bayana gönlünü kaptırır.Birgün bir rüya görür.
Rüyasında ona denilirki ne olduda bizleri bıraktında kalbini faniyata çevirdin.
Bu söz 3 kere tekrar edilir.Ve başka alemden gelen sözler devam eder.
2 tecih arasındasın bizi ananlar ve bize bağlananlar arasında kalpleri ikiye
bölünmüş kimseler yer almaz.Bizim sevgimizin bulunduğu kalpte 2 sevgi aynı anda yer almaz.
Kararını ver ya biz ya o tercihini yap.
Bu şahsiyetin sahibi güçlü adam kan ter içinde tercihini bayandan yana kullanır.
Günler geçtikçe adam türlü türlü sıkıntılar türlü dertler ve zorluklar karşısında
oldukça bunalır ama sevdiği bayandan bir türlü vazgeçmez.
Sevdiğine o kadar çok değer verirki kalbindeki bütün sevgisini ona verir.
Karşısındaki bu bayan adamın kendisini sevdiğinden habersiz yaşamına devam
eder.Şahsiyeti yüksek bu adam bayana verdiği değeri öylesine yükseklere çıkarırki nerdeyse artık ondan başkasını düşünmez.
Zaman zamanı kovlar .Adamın çevresindeki kişiler adamın aşık olduğunu iyiden iyiye anlarlar ve bu bayana karşı adamın pah biçilmez sevgisinin olduğunu söylemeye karar verirler.
Ama bu adam birtürlü o kişiye karşı sevdiğini söylenmesine razı olmaz.
Maneviyatı yüksek olan bu adam birgün karşılaştığı sevdiğinin karşısına çıkar.
Ama bir bakar ki sevdiğinin gönlünü kaptırdığının karşılığında herşeyden vazgeçtiğinin başkasına ait olduğunu görünce içindeki tufanlar fırtınlar kopar.
Anlar ki uğruna herşeyini feda ettiği kişi meğerse başkasının ufukarında yer alıyormuş.
Sevdiği kişi başkasının deryalarında yüzüyormuş.
Adam anlar ki bütün feda ettiklerinin hepsi boşmuş.
Ve çevresindekileri toplar derki ben sizlerin deryalarında sizlerin ufuklarında
yer almakla herşeyimi kaybettim.Gerçekten herkes kendi dünyasında yer alması gerekiyormuş siz kazandınız benim sizin dünyanızda yerim yokmuş dedikten sonra kendi dünyasına döner ve inancına ilk başladığı yerden mescitten her şeye tekrardan başlar.
Üzülerek yaratanından defalarca özür diler.
Defalarca tevbe eder.
Ve anlar ki ilahi sevginin gerçek olduğunu anlar.Gerçekten yaradanının kendisinin mevlası olduğunu ve gerçek aşkın yaratanın aşkı olduğunun farkına varır.
Uzun uzun ibadete çekildiği bir sırada;
Mescitte kendisine kısık bir ses seslenerek der ki; Sen bizden bizim yarattığımız bir fani uğruna bizden vazgeçtin ama biz senden hiçbir kimse için hiçbir zaman vazgeçmedik .
ARTIK DÖN YANIMIZA........
Sesi duyan adam hüngür hüngür alayarak rabbine şükreder ve yaratanın ne kadar büyük olduğunu anlar eski yaşantısına kaldığı yerden devam eder……….
YAZAN
KEMAL TÜRKER
ve herkes tarafından belirli ölçüde saygı duyulan biri yaşıyormuş.
Bu kişi zamanının büyük bölümünü yaratanını ve inancını değerlendirerek
geçiriyormuş.Buda tabiki yaşadığı çevrede farklılıklar yaratıyor.
Onu seven ve sevmeyen kişilerde hayretler uyandırıyormuş.
Bu şekilde yaşamına devam eden adam hayatın zorluklarından yaşamın
bitmeyen dertlerinden ve hayatında kaybettiği şan şöhretten para puldan
kaybetmesini ve bu gibi değerleri kazanıp kaybetmekten üzüntü ve sarsıntı duymazmış.
Çevresinde yaşan kişilere duyduğu sevgi ve saygı hiçbir karşılık beklemeden
devam etmekte ve yaptığı yardımlardan zerre kadar menfaat beklemezmiş.
Günler böyle devam ediyor.Yaşayan bu adam gün geçtikçe maneviyatını
ve kazandığı güzellikleri sürdürmeye devam ediyormuş.
Fakat günlerden bir gün çevresindekilerden
çok sevdiği kişiler tarafından bir yere davet edilen bu kişiye
dikkat çekecek sözler ve isteklerle ilgili sözler
söylenmeye başlanmış.
İşte o sözlerden bazılarını sarfeden yakınlarından biri sözüne şöyle başlamış;
Sen bu kadar zamandır bizim bildiğimiz ama bizim anlayamadığımız şekilde dünyanda yaşıyorsun.
Ama bizim dünyamızla senin dünyan arasında oldukça farklılıklar var.
Gel bize katıl yaşadığımız bu farklı dünyalarda hepimiz senin dünyana dönelim.
YALNIZ İLK OLARAKTAN sen bizim dünyamızda yer al .
Bizler gibi sev bizler gibi
bağlan bakalım o eski dünyana dönebilecekmisin.
Eğer sen bu bizim yaşadığımız
bu dünyadan kendi dünyana dönebilirsen
bizlerde senin yolundan gitmeye söz veriyoruz dediler.
Bu sözlerden sonra iyi bir değerlenme yapan bu maneviyatı ve yaşantısı sağlam olan bu adam onların hayatlarında yer almaya karar verir.
Ama bir şartı vardır.Eğer gerçekten onların yaşantısından sıyrılıp tekrar
maneviyatını korumaya devam edebilirse bütün çevresindekilerini kendi anlayışında toplamaya ve gerçek bir inananlar grubu olmalarına zemin hazırlayacaktır.
BU adam onların dünyasına inmeye karar verir.
Ve ilk gün olarak onların yaşantılarına ayak uydurmaya başlar.
Günler günleri takip ettikçe adam
onların yaşantısına uymaya devam eder.
Ama yaşantısı hep ikilemler arasında
ve sorgulamalar arasında devam eder.
Bir gün karşısına biri çıkar.
Daha önceden hiç alışık olmadığı biri çıkar karşısına;
Öyle biri çıkarki karşısına güzelliği dillere destan ve sanki bu alemde yer almayan bir güzelliktir.
Güzelliği karşısında şaşkınlığa uğrayan bu adam hayretlere kapılır.
Bu adam karşısına çıkan bu bayanı izlemeye alır .
Ama adam gün geçtikçe bayanın yaptıkları ve onda bıraktığı izlenimlere
hayretler duymaya başlar.Bu bayan daha önceden hiç karşısına çıkmadığı
ve çok sağlam bir bilgi donanıma sahip bir kişiliğe dönüşür adamın karşısında
Adam bu bayanın bıraktığı izler ve etkiler karşısında bayana hayran olmaya
ve bayanın yaptıkları karşısında hayretlerle dona kalmaya başlar.
Günler ardı ardına geçmeye başladıkça adamın kalbindeki maneviyat düşmeye
başlar.
Artık adamın kalbini yavaş yavaş karşısındaki bayanın sevgisi kaplamaya başlar.
Bu adam artık manevi olşumlarını bir yana bırakıp her yönünü
bu vazgeçilmeyen bayana çevirir.
Artık adam tutku derecesinde bayana gönlünü kaptırır.Birgün bir rüya görür.
Rüyasında ona denilirki ne olduda bizleri bıraktında kalbini faniyata çevirdin.
Bu söz 3 kere tekrar edilir.Ve başka alemden gelen sözler devam eder.
2 tecih arasındasın bizi ananlar ve bize bağlananlar arasında kalpleri ikiye
bölünmüş kimseler yer almaz.Bizim sevgimizin bulunduğu kalpte 2 sevgi aynı anda yer almaz.
Kararını ver ya biz ya o tercihini yap.
Bu şahsiyetin sahibi güçlü adam kan ter içinde tercihini bayandan yana kullanır.
Günler geçtikçe adam türlü türlü sıkıntılar türlü dertler ve zorluklar karşısında
oldukça bunalır ama sevdiği bayandan bir türlü vazgeçmez.
Sevdiğine o kadar çok değer verirki kalbindeki bütün sevgisini ona verir.
Karşısındaki bu bayan adamın kendisini sevdiğinden habersiz yaşamına devam
eder.Şahsiyeti yüksek bu adam bayana verdiği değeri öylesine yükseklere çıkarırki nerdeyse artık ondan başkasını düşünmez.
Zaman zamanı kovlar .Adamın çevresindeki kişiler adamın aşık olduğunu iyiden iyiye anlarlar ve bu bayana karşı adamın pah biçilmez sevgisinin olduğunu söylemeye karar verirler.
Ama bu adam birtürlü o kişiye karşı sevdiğini söylenmesine razı olmaz.
Maneviyatı yüksek olan bu adam birgün karşılaştığı sevdiğinin karşısına çıkar.
Ama bir bakar ki sevdiğinin gönlünü kaptırdığının karşılığında herşeyden vazgeçtiğinin başkasına ait olduğunu görünce içindeki tufanlar fırtınlar kopar.
Anlar ki uğruna herşeyini feda ettiği kişi meğerse başkasının ufukarında yer alıyormuş.
Sevdiği kişi başkasının deryalarında yüzüyormuş.
Adam anlar ki bütün feda ettiklerinin hepsi boşmuş.
Ve çevresindekileri toplar derki ben sizlerin deryalarında sizlerin ufuklarında
yer almakla herşeyimi kaybettim.Gerçekten herkes kendi dünyasında yer alması gerekiyormuş siz kazandınız benim sizin dünyanızda yerim yokmuş dedikten sonra kendi dünyasına döner ve inancına ilk başladığı yerden mescitten her şeye tekrardan başlar.
Üzülerek yaratanından defalarca özür diler.
Defalarca tevbe eder.
Ve anlar ki ilahi sevginin gerçek olduğunu anlar.Gerçekten yaradanının kendisinin mevlası olduğunu ve gerçek aşkın yaratanın aşkı olduğunun farkına varır.
Uzun uzun ibadete çekildiği bir sırada;
Mescitte kendisine kısık bir ses seslenerek der ki; Sen bizden bizim yarattığımız bir fani uğruna bizden vazgeçtin ama biz senden hiçbir kimse için hiçbir zaman vazgeçmedik .
ARTIK DÖN YANIMIZA........
Sesi duyan adam hüngür hüngür alayarak rabbine şükreder ve yaratanın ne kadar büyük olduğunu anlar eski yaşantısına kaldığı yerden devam eder……….
YAZAN
KEMAL TÜRKER
Yorum yap