Filistin Sorunu Ve Siyonizm

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #1

    Filistin Sorunu Ve Siyonizm

    Kuran ahlakı hakkıyla yaşandığında ve birlik ruhuyla hareket
    edildiğinde Müslümanların arasındaki dayanışma artacak ve zulme karşı
    hep birlikte fikri mücadele etme gücüne kavuşacaklardır.

    Siyonizm dünya siyaset sahnesine ırkçı ve Yahudilerin diğer
    milletlerle birarada yaşayamayacağı yanılgısını savunan bir ideoloji
    olarak çıktı. Bu çarpık bakış açısı önce diasporada yaşayan Yahudiler
    için büyük sorunlara neden oldu. Daha sonra da Ortadoğu'da yaşayan
    Müslümanlara -İsrail'in işgalci ve baskıcı politikaları nedeniyle-
    kan, ölüm, terör ve yokluğu getirdi.

    Kısaca, Siyonizm aslında dini değerlerden değil seküler felsefelerden
    kaynak bulan bir ideolojidir. Ne var ki diğer bazı aşırı milliyetçi
    hareketlerde görüldüğü gibi, Siyonizm de bazı dini değerleri kendi
    menfaatleri doğrultusunda kullanmaya kalkışmıştır.


    Sosyal Darwınizmr17;in Siyonizme Etkisi

    Siyonizmin barbar ve acımasız bir ideoloji olmasının ikinci bir nedeni
    ise, 19. yüzyıl Avrupası'na hakim 'sömürgecilik' ideolojisine bağlı
    olmasıdır. Sömürgecilik, sadece siyasi ve ekonomik bir sistem değil,
    aynı zamanda bir ideolojidir. Batı'nın sanayileşmiş milletlerinin, bu
    alanda geride kalmış olan milletleri sömürme, onların topraklarını
    işgal etme hakkını taşıdıklarına, bunun sözde 'milletler arası yaşam
    mücadelesi'nin doğal bir sonucu olduğuna inanan söz konusu ideoloji,
    Sosyal Darwinizm'in bir ürünüdür. Bu ideoloji çerçevesinde, İngiltere,
    Hindistan, Güney Afrika ve Mısır'ı sömürgeleştirmiş; Fransa,
    Hindiçini'ni, Kuzey Afrika'yı ve Guayana'yı kolonileştirmiştir.
    Siyonistler ise bu örneklerden esinlenerek Filistin'i Yahudiler adına
    sömürgeleştirmeye karar vermişlerdir.

    Ancak Siyonist sömürgecilik, İngiliz veya Fransız sömürgeciliğinden
    daha kötüdür. Çünkü İngiliz ve Fransızlar, kolonileştirdikleri
    ülkelerin halklarına (kendilerine boyun eğmek şartıyla) yaşam hakkı
    tanımışlar, hatta bu ülkelere eğitim, adli yönetim, alt yapı
    alanlarında bazı katkılarda dahi bulunmuşlardır. Ama Siyonizm,
    Filistin halkına yaşam hakkı tanımamış, onlara karşı "etnik temizlik"
    uygulamış, kendi idaresi altında yaşattığı Filistinlilere en ufak bir
    katkı sağlamamıştır.


    Filistinr17;de Yaşam Zorluğu

    Günümüzde Filistinliler, en temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi
    zorlanmakta, elektriği ve suyu İsrail izin verdiği müddetçe
    kullanabilmekte, geçimlerini sağlayabilmek için kilometrelerce yol
    gidip oldukça düşük maaşla çalışmaktadırlar. İşlerine gitmek veya
    yakın bir mülteci kampında yaşayan akrabalarını ziyaret etmek için
    yola çıkan Müslüman halk için on-onbeş dakikadan uzun sürmeyecek
    yolculuklar tam bir kabusa dönüşmektedir. Çünkü sık aralıklarla
    kurulmuş olan kontrol noktalarında Filistinliler sürekli kimlik
    kontrolünden geçmekte ve her kontrolde sözlü ve fiili tacize
    uğramakta, hor görülüp, aşağılanmaktadırlar. Müslüman halk için
    pasaportları olmadan bir noktadan bir noktaya ulaşmak mümkün değildir.
    Üstelik İsrail askerleri zaman zaman 'güvenlik' gerekçesiyle yolları
    kapadığı için çoğu zaman işlerine, gitmek istedikleri yerlere ve hatta
    hasta olmalarına rağmen hastaneye bile gidememektedirler. Tüm bunların
    yanı sıra halk her gün bombalanma, öldürülme, yaralanma veya
    tutuklanma korkusu içinde hayatına devam etmektedir. Çünkü sadece
    yukarıda saydığımız koşular değil, fanatik Yahudilerin bulunduğu
    yerleşim birimleri de Müslüman halk için ciddi bir tehdit unsurudur.
    Müslüman halk sık sık bu birimlerde yaşayan fanatik Yahudilerin
    silahlı saldırılarına veya tacizlerine maruz kalmaktadır.


    Çözüm

    Er ya da geç tüm Filistin halkının huzur, güvenlik, barış ve kardeşlik
    içinde yaşayacağı günler Allahr17;ın izniyle gelecektir. Ancak bu, Kuran
    ahlakının insanlar arasında yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. Çünkü
    Kuran'da insanların hayır yapmak için birbiriyle yarıştığı, barışı
    savunduğu, affedici ve hoşgörülü olduğu, sevgiyi, saygıyı ve merhameti
    ön planda tuttuğu bir ahlak tarif edilmektedir. Kuran ahlakının
    yaşandığı bir ortamda şiddetin, kavganın, çatışmanın barınması mümkün
    değildir. Dahası, Kuran ahlakı hakkıyla yaşandığında ve birlik ruhuyla
    hareket edildiğinde Müslümanların arasındaki dayanışma artacak ve
    zulme karşı hep birlikte fikri mücadele etme gücüne kavuşacaklardır.
    Bu nedenle Kuran ahlakının yaşanması, yalnızca Filistin'de değil,
    dünyanın dört bir köşesinde yaşanan zulümlerin de sona ermesinin
    yolunu açacaktır. Burada tüm Müslümanlara düşen sorumluluk ise bu
    ahlakın yaygınlaşması için gösterilecek çabadır
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a
Hazırlanıyor...