Doðan Cüceloðlu

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Doğan Cüceloğlu

    Doğan Cüceloğlu' nun eğitiminden alıntı

    --------------------------------------------------------------------------------

    Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki
    >>konuşma:
    >>
    >>Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
    >>Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile
    >>yok.
    >>
    >>B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı
    >>milyar
    >>insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap
    >>neredeyse otomatik olarak çıkar:
    >>K: Ölüm.
    >>
    >>B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan
    >>tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir,
    >>ama
    >>bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri
    >>insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz
    >>garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?
    >>Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar.
    >>Öleceğim
    >>belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu
    >>şekilde
    >>devam ederim:
    >>
    >>Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
    >>
    >>K:Hayır
    >>
    >>B:Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?
    >>K:Var.
    >>
    >>B:Yarın?
    >>K:Evet.
    >>
    >>B: 30 yıl sonra?
    >>K: Olabilir.
    >>
    >>B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor
    >>musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden
    >>biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle
    >>yaşama böyle hiç bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm:
    >>B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu
    >>sabah
    >>evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz
    >>nedir?
    >>Var mıdır böyle bir garanti?
    >>K: Yoktur hocam.
    >>
    >>B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve
    >>evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?
    >>Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar.
    >>K: Hocam konuyu değiştirsek?
    >>
    >>B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha
    >>devam
    >>edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde
    >>akşam
    >>birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu
    >>bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz?
    >>Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
    >>K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
    >>
    >>B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın,
    >>gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde
    >>bıraktıklarınızdan
    >>birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl
    >>geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı
    >>konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır
    >>mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu
    >>son
    >>görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder
    >>miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona
    >>"yüreğinizin taa derininden gelen bir "seni gerçekten çok
    >>seviyorum"
    >>demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin
    >>ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı
    >>katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir
    >>kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.
    >>
    >>B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar
    >>gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda
    >>karşımızdakinin
    >>varlığından daha önemli, hangilerinde "şimdi kalbini kırdım, ama
    >>zaman
    >>içinde ben ondan özür dilemesini bilirim?" diye kendi kabuğumuza
    >>çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir
    >>etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
    __________________
    KOLU KANADI KIRIK KUŞLAR GİBİYİZ AYRI DİYARLARDA,BİZE SAADET NASİP ŞİMDİ UÇUK RÜYALARDA.... ALINTI...........
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...