Çocuk Deyince
Memlekete sabah indim. Canım oğlumla hal hatırdan sonra Elli yıllık hayatımda kazandığım tek dostumu aradım. Hacı Duran...
---"Hacı abicim. Şuan K.....`deyim ve senin eve doğru çıkıyorum. Gelirken bir şeyler getireyimmi."
---"Yok gardaşım. Sen gel yeter." diyordu. Ama Hacı abi ile çoktandır o geniş bahçede mangal yakmamıştık. Mangallık bir şeyler aldım. Mangal kömürü aldım, ufak tefek bir şeylerle birlikte Hacı abinin eve doğru yola koyuldum.
Eve geldiğimde bir misafirinin daha olduğunu gördüm. Daha önce ben Memlekette iken bir vakfın il sekreterliği görevini üstlenmiştim. İşte o vakıftan tanıdığım kıymetli bir kardeşimdi. Kendisi Samsun`da bir bankada Makina mühendisi olarak görev yapıyordu. Birbirimizle sarıldık, hasret giderdik.
Uzun uzun sohbetin öncesinde getirdiğim mangallık malzemeyi göstererek:
---"Hacı abi. Mangalı yakalımmı, senin bu bahçede mangal keyfi bir başka oluyor." dedim.
Hacı abide benim istirahat etmemi, Oğlunun güzel mangal yaptığını söyledi. Bende itiraz etmedim. Oğlu mustafa Mangalı yaktı, mangallıklar pişti, sofra kuruldu. Hacı abi harem selam olayında müthiş radikaldi. Mangallıklar ortaya geldi. Ama Hacı abi pek yemek istemiyordu.
---"Hadi Hacı abi başla bakalım."
---"Gardaş ben mangallığı pek sevmiyorum." dedi. Oysa Hacı abi mangallığa bayılırdı. Bir yanlışmı yaptım diye düşünürken Mustafa da ha bire pişenleri sofraya taşıyordu. Mustafaya belki on kez söyledim:
---"Mustafa annenlere çocuklarada ayır ve onlarda yesinler." Mustafa:
---"Tamam abi sen devam et." diyordu. Ama yediklerimde boğazıma düğümlenmeye başlamıştı.
Daha sonra fabrikada beraber görev yaptığımış bir başka arkadaşta geldi. Onunlada selamlaşıp, hal hatır sorduk. Sonrada gelen Halil isimli arkadaşa dönerek:
---"Halil abi kayınvaalden seni çok seviyor, çünkü bizi sofrada yakaladın." dedim. ve devam ettim.
---"Ne yazıkki Hacı abi mangalda pişen şeyleri pek sevmediğini söyledi."
Halil abi hacı abiye dönerek:
---"Yahu geçen gün sen demedinmi - Bir mangal yaksakta afiyetle yesek - diye. Şimdide mangalda pişeni sevmediğinimi söylüyorsun?"
Hacı abi yutkundu, Bir bana bir Halil abiye baktı ve sonra da yere baktı. Ben dahada endişelenmiştim ki.
---"Ya benim sevip sevmediğim değilde, benim yerime çocuklar yesinler diye düşündüm." dedi.
BENİM YERİME ÇOCUKLAR YESİNLER. İşte can dostumun büyüklüğüde buradaydı. Memlekette olmayan küçük oğlundan torunları, büyük oğlundan torunları, kardeşinin çocukları derken belki bahçede 13-14 çocuk vardı. Hemem hemen hepsiylede Hacı abi ilgileniyor ve cüzü olan emkli maaşıylada evinin ihtiyaçlrını görmek için çabalıyordu. Onları sevindirmek içinde elinden geleni yapıyordui
"Çünkü iki cihan güneşi, "Çocukları sevindirmek için elinizde imkânınız yoksa, hiç olmaz ise onların başını okşayın" buyuruyodu.
Benim gibi bir insanın zaten "Çocuk" dendiğinde içi yanıyordu. Hacı abinin bu sözüyle adeta bende bir anda doyuverdim.
Zaten çocuklarda sofradaydı ve bende onların mangallık yiyişlerini seyre koyuldum...
Onlar bizim canımız...
Onlar bizim geleceğimiz...
Onlar yaratanın bizlere emaneti...
Sağ olasın Hacı abi. Bana unutulmaz nasihatları dolaylıda olsa hatırlatmaktan asla vaz geçmedin. Vaz geçmede. Doslukta zaten bu değilmi...
çocuk deyince içim acıyor...
ALINTI....
Memlekete sabah indim. Canım oğlumla hal hatırdan sonra Elli yıllık hayatımda kazandığım tek dostumu aradım. Hacı Duran...
---"Hacı abicim. Şuan K.....`deyim ve senin eve doğru çıkıyorum. Gelirken bir şeyler getireyimmi."
---"Yok gardaşım. Sen gel yeter." diyordu. Ama Hacı abi ile çoktandır o geniş bahçede mangal yakmamıştık. Mangallık bir şeyler aldım. Mangal kömürü aldım, ufak tefek bir şeylerle birlikte Hacı abinin eve doğru yola koyuldum.
Eve geldiğimde bir misafirinin daha olduğunu gördüm. Daha önce ben Memlekette iken bir vakfın il sekreterliği görevini üstlenmiştim. İşte o vakıftan tanıdığım kıymetli bir kardeşimdi. Kendisi Samsun`da bir bankada Makina mühendisi olarak görev yapıyordu. Birbirimizle sarıldık, hasret giderdik.
Uzun uzun sohbetin öncesinde getirdiğim mangallık malzemeyi göstererek:
---"Hacı abi. Mangalı yakalımmı, senin bu bahçede mangal keyfi bir başka oluyor." dedim.
Hacı abide benim istirahat etmemi, Oğlunun güzel mangal yaptığını söyledi. Bende itiraz etmedim. Oğlu mustafa Mangalı yaktı, mangallıklar pişti, sofra kuruldu. Hacı abi harem selam olayında müthiş radikaldi. Mangallıklar ortaya geldi. Ama Hacı abi pek yemek istemiyordu.
---"Hadi Hacı abi başla bakalım."
---"Gardaş ben mangallığı pek sevmiyorum." dedi. Oysa Hacı abi mangallığa bayılırdı. Bir yanlışmı yaptım diye düşünürken Mustafa da ha bire pişenleri sofraya taşıyordu. Mustafaya belki on kez söyledim:
---"Mustafa annenlere çocuklarada ayır ve onlarda yesinler." Mustafa:
---"Tamam abi sen devam et." diyordu. Ama yediklerimde boğazıma düğümlenmeye başlamıştı.
Daha sonra fabrikada beraber görev yaptığımış bir başka arkadaşta geldi. Onunlada selamlaşıp, hal hatır sorduk. Sonrada gelen Halil isimli arkadaşa dönerek:
---"Halil abi kayınvaalden seni çok seviyor, çünkü bizi sofrada yakaladın." dedim. ve devam ettim.
---"Ne yazıkki Hacı abi mangalda pişen şeyleri pek sevmediğini söyledi."
Halil abi hacı abiye dönerek:
---"Yahu geçen gün sen demedinmi - Bir mangal yaksakta afiyetle yesek - diye. Şimdide mangalda pişeni sevmediğinimi söylüyorsun?"
Hacı abi yutkundu, Bir bana bir Halil abiye baktı ve sonra da yere baktı. Ben dahada endişelenmiştim ki.
---"Ya benim sevip sevmediğim değilde, benim yerime çocuklar yesinler diye düşündüm." dedi.
BENİM YERİME ÇOCUKLAR YESİNLER. İşte can dostumun büyüklüğüde buradaydı. Memlekette olmayan küçük oğlundan torunları, büyük oğlundan torunları, kardeşinin çocukları derken belki bahçede 13-14 çocuk vardı. Hemem hemen hepsiylede Hacı abi ilgileniyor ve cüzü olan emkli maaşıylada evinin ihtiyaçlrını görmek için çabalıyordu. Onları sevindirmek içinde elinden geleni yapıyordui
"Çünkü iki cihan güneşi, "Çocukları sevindirmek için elinizde imkânınız yoksa, hiç olmaz ise onların başını okşayın" buyuruyodu.
Benim gibi bir insanın zaten "Çocuk" dendiğinde içi yanıyordu. Hacı abinin bu sözüyle adeta bende bir anda doyuverdim.
Zaten çocuklarda sofradaydı ve bende onların mangallık yiyişlerini seyre koyuldum...
Onlar bizim canımız...
Onlar bizim geleceğimiz...
Onlar yaratanın bizlere emaneti...
Sağ olasın Hacı abi. Bana unutulmaz nasihatları dolaylıda olsa hatırlatmaktan asla vaz geçmedin. Vaz geçmede. Doslukta zaten bu değilmi...
çocuk deyince içim acıyor...
ALINTI....