Sevgili Dost,
Yere çakılmadan önce paraşütünün açılabileceğini düşünerek, heyecanı daha fazla yaşamak isteyenlerden bazıları artık yaşamıyor.
Ama yaşayanlar, bu anı yaşamayanlara neler yaşadıklarını gururla anlatıyorlar.
Arkadaşları onlara "çılgın" diyor. Bu bir övgü. Aynı "cömert" gibi, resim altlarındaki.
Sevgili Dost,
Şimdi marifet dört ikiyle kapı almak değil, açık taş verse de kırmak.
Maça yüklenmek değil, son dakika golü atmak.
Sadece piyonları değil, atları, filleri, kaleleri ve veziri de hesaba katmadan, şaha kul köle olmak.
Şimdi küs yaşıyorlar; marifet ve iltifat.
Hüner ayakları üstünde durmak değil, çekiçle duvara çakılmak.
Sevgili Dost,
Sence nedir "âb"ı "su"dan ayıran, bilmeceden başka.
İster yukarıdan aşağı, ister soldan sağa, nedir ucuza almak için ilgisizmiş gibi görünenle,
kıymet bileni görüp, kıymetinden fazlasını isteyen arasındaki fark?
" Her kim ki, sevmeyerek bakarsa Yusuf'u çirkin görür" diyorsa Sâdi, sözlüklere bakmalı.
Yusuf, çirkinlik ve aşk...
Sevgili Dost,
Aşkolsun sana, herkes artırıyor diye, artırıyorsan sen de.
Ve Valery'nin: "Yalnız değer verilen insanlardan çekinmeli" sözü var diye, caiz mi müzayedede susmak.
Sevgili Dost,
Ne mi anlatıyorum?
Hayır sözü bir başkasına bırakıyorum. Myra B. Welch'e. Biraz da o anlatsın.
"Üstü çizilmiş ve hasar görmüştü ve bu yüzden müzayedeci;
Pek değmediğini düşündü,Zaman tüketmenin bu eski keman için.
Ama yine de gülümseyerek başladı.
'Evet, artırmaya başlıyoruz, baylar bayanlar' diye bağırdı.
'Kim artırmaya başlamak ister?'
'Bir dolar, bir dolar' İki! Sadece iki dolar mı?
'İki dolar, kim üç yapıyor?'
'Üç dolar, üç dolar, üç dolara gidiyor...'
Ama o anda arka sıralardan gri saçlı bir adam
Öne doğru ilerlemeye başladı ve yayı eline aldı
Sonra kemanın tozunu silkeledi.
Hoş ve basit bir melodi tıngırdattı.
Aynen meleklerin 'Carol' ilahileri gibi
Müzik yavaş yavaş azalınca müzayedeci
Sakin ve alçak bir ses tonuyla
'Eski kemana en son ne vermiştik?' dedi.
Kemanı ve yayı eline aldı ve yukarı kaldırdı.
'Bin dolar. Kim iki yapıyor?'
'İki bin. Kim üç yapıyor?'
'Üç bin, üç bin, üç bin'
Ve 'artıyor, artıyor' diye bağırdı.
İnsanlar gülmeye başladılar, bazılarıysa çığlık atıyorlardı.
'Pek anlayamadık'
'Bu kemanın değeri nasıl birden bire artıverdi?'
Anında cevap geldi:
'USTANIN ELLERİ DEĞDİ'
Sevgili Dost,
Ellerini uzat.
Yere çakılmadan önce paraşütünün açılabileceğini düşünerek, heyecanı daha fazla yaşamak isteyenlerden bazıları artık yaşamıyor.
Ama yaşayanlar, bu anı yaşamayanlara neler yaşadıklarını gururla anlatıyorlar.
Arkadaşları onlara "çılgın" diyor. Bu bir övgü. Aynı "cömert" gibi, resim altlarındaki.
Sevgili Dost,
Şimdi marifet dört ikiyle kapı almak değil, açık taş verse de kırmak.
Maça yüklenmek değil, son dakika golü atmak.
Sadece piyonları değil, atları, filleri, kaleleri ve veziri de hesaba katmadan, şaha kul köle olmak.
Şimdi küs yaşıyorlar; marifet ve iltifat.
Hüner ayakları üstünde durmak değil, çekiçle duvara çakılmak.
Sevgili Dost,
Sence nedir "âb"ı "su"dan ayıran, bilmeceden başka.
İster yukarıdan aşağı, ister soldan sağa, nedir ucuza almak için ilgisizmiş gibi görünenle,
kıymet bileni görüp, kıymetinden fazlasını isteyen arasındaki fark?
" Her kim ki, sevmeyerek bakarsa Yusuf'u çirkin görür" diyorsa Sâdi, sözlüklere bakmalı.
Yusuf, çirkinlik ve aşk...
Sevgili Dost,
Aşkolsun sana, herkes artırıyor diye, artırıyorsan sen de.
Ve Valery'nin: "Yalnız değer verilen insanlardan çekinmeli" sözü var diye, caiz mi müzayedede susmak.
Sevgili Dost,
Ne mi anlatıyorum?
Hayır sözü bir başkasına bırakıyorum. Myra B. Welch'e. Biraz da o anlatsın.
"Üstü çizilmiş ve hasar görmüştü ve bu yüzden müzayedeci;
Pek değmediğini düşündü,Zaman tüketmenin bu eski keman için.
Ama yine de gülümseyerek başladı.
'Evet, artırmaya başlıyoruz, baylar bayanlar' diye bağırdı.
'Kim artırmaya başlamak ister?'
'Bir dolar, bir dolar' İki! Sadece iki dolar mı?
'İki dolar, kim üç yapıyor?'
'Üç dolar, üç dolar, üç dolara gidiyor...'
Ama o anda arka sıralardan gri saçlı bir adam
Öne doğru ilerlemeye başladı ve yayı eline aldı
Sonra kemanın tozunu silkeledi.
Hoş ve basit bir melodi tıngırdattı.
Aynen meleklerin 'Carol' ilahileri gibi
Müzik yavaş yavaş azalınca müzayedeci
Sakin ve alçak bir ses tonuyla
'Eski kemana en son ne vermiştik?' dedi.
Kemanı ve yayı eline aldı ve yukarı kaldırdı.
'Bin dolar. Kim iki yapıyor?'
'İki bin. Kim üç yapıyor?'
'Üç bin, üç bin, üç bin'
Ve 'artıyor, artıyor' diye bağırdı.
İnsanlar gülmeye başladılar, bazılarıysa çığlık atıyorlardı.
'Pek anlayamadık'
'Bu kemanın değeri nasıl birden bire artıverdi?'
Anında cevap geldi:
'USTANIN ELLERİ DEĞDİ'
Sevgili Dost,
Ellerini uzat.
Yorum yap