Okumanýn Iþýðýnda!!!

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • kemal864
    Kıdemli Üye
    • Jan 2008
    • 877

    #1

    Okumanın Işığında!!!

    Değerli Arkadaşlar Okumuş olduğum

    kitaplardan bir bölümü sizlerle paylaşacağım.

    Buradaki yer alan bilgiler okuduğum kitaplardan özetlenerek yazılmıştır.



    Kuran Algısındaki Tarihi Kırılma

    Vahyin inşa edici özne olmaktan çıkarılıp

    kutsal nesne haline getirilmesi

    Üç aşamada gerçekleşti;

    BİRİNCİ AŞAMA : Lafız,mana ve maksattan
    oluşan vahyin makro ayağı olan maksat ihmal edilerek
    vahiy lafız ve manaya indirgendi.
    Oysa lafız ve mananın hakemi maksat idi.
    Hakem dışlanınca ilahi
    Vahyin muradını anlamak güçleşti.
    Maksadı göz ardı edilen vahyin inşa edici
    bir özne olmaktan çıkarılması doğaldı.
    Çünkü inşa edicilik doğrudan vahyin maksadıyla alakalıydı.

    İKİNİCİ AŞAMA: Lafız ve manaya indirgenen vahyi
    anlama işi bu kez ikinci ayağından da
    mahrum kalarak sadece lafza indirgendi.
    Bu şekilde başlayan sürecin doğal sonucuydu.
    Bu sonuç ise anlamın kendi kendini üretmesine engel oldu.
    Vahyin muhatapları vahiyle diyalog kurmak yerine hatmetmeye
    başladılar.Aslında bu anlamanın yokluğundan doğan açığı lafzı
    abartarak kapatmak demekti.

    ÜÇÜNCÜ AŞAMA: Vahiy sadece lafza indirgenince Kur'an sadece
    Mushafa indigendi.O artık inşa eden bir özne değildi.
    Çünkü o muhataplarını değil muhatapları onu yüceltiyorlardı.
    Oysa ki vahiy kendiliğinden yüceydi ve onun insan tarafından
    Yüceltilmeye değil, anlaşılmaya ve yaşanmaya ihtiyacı vardı.
    Fakat vahiy,asıl okunup ,anlaşılıp,yaşanıp yaşatmak için indirilmişti.


    Mustafa İSLAMOĞLU
    HAYATIN YENİDEN İNŞASI

    Konu kemal864; Tarafından 11-20-2011, 01:53 değiştirilmiştir...
  • kemal864
    Kıdemli Üye
    • Jan 2008
    • 877

    #2


    TASAVVURUN YENİDEN İNŞASI

    Tasavvur bilgilenme sürecinin başlangıç noktasıdır.
    İnsanoğlunun ölçme ve değerlendirmede kullandığı
    temel değerlerin oluştuğu yer tasavvurdur.

    Tasavvur eşyanın olayların yada soyut varlıkların
    insan şuuruna düşen gölgesidir.
    Tıpkı suya eğilen insanların suya düşen gölgesi gibi.
    Tüm ilahi vahiylerin ilk amacı aklı ve eylemleri belirleyen
    Tasavvuru inşa etmektir.Bu yarattığını iyi bilen ALLAH IN
    İnsan tasavvurunun inşasına verdiği önemi göstermektedir.

    İslamın en özgün bilgi sistemi Beyan bilgi sistemidir.
    Özetle tasavvur eylemin ana merkezi ve düşüncenin oluştuğu merkezdir.

    Şeytan insanoğlunun atasını
    melekleşme ve ölümsüzleşme vaadiyle aldatıyor.
    Aslında Ademe ve eşinin ilahi yasağı çiğneme sürecini başlatan,tasavvurlarının kendilerine verdiği yanlış istikametti.
    Onlar bu sözün doğruluğu üzerinde tereddüt etmediler.
    Çünkü henüz düşmanlığı bilmiyorlardı.
    Melekler gibi olmayı ölümsüzleşmeyi kim istemez ?
    Onlar bunu istediler.İstediler fakat istedikleri olmayacak bir şeydi.

    Meleklerin Ademe secdesi aslında Ademin meleklerde bulunmayan
    Daha büyük bir kapasiteye sahip oluşuna işaret ediyordu.
    Bu iradenin şahsında temsil edilen emanet ve hilafet idi.
    Adem bu misyonla yaratılmış yasak ağaçla iradesi ilk defa sınanmıştı.
    Yeryüzünde yaratılış amacına uygun bir hayatı inşa etmek için iradesi olgunlaşacaktı.
    Fakat o aceleci davrandı.
    Sabırsızlık gösterdi.
    İlk sınavı olumsuz sonuçlandı.

    İnsan tasavvurunun eylem ilişkisini korku ,sevgi
    ve heyecan gibi insani durumlarda
    daha yakından gözlemlemek mümkündür.
    İnsan korkar,korktuğu şeye karşı tedbir üretir.

    İnsan sever,sevdiğine yakın olmak için çalışır .
    Sevgisi onun gönlüne ferman,aklına burhan,gözüne fer,
    Dizine derman olarak yansır.
    Onu sevdiğine ayakları değil tasavvuru götürür.


    ALLAH eylemleri niyet ve tasavvura bakarak değerlendiriken
    İnsanoğlu ise sonuçlarına bakarak eylemin tasavvuruna ulaşacaktır.
    Tasavvurdaki yanlış inşa gerçekte bir imhadır.
    İnsan inşa yetkisini yanlış kullanmaması kendisine,
    eşyaya ve ALLAH'A KARŞI SORUMLULUĞUN bir gereğidir.

    Modern hayat, kendine özgü bir insan modeli kurgulamıştır.
    Bu model, modern hayatın kendisi gibi kutsaldan arındırılarak
    Dünyeviletirilmiş,aşkınla bağı koparılmış,
    yaratılıştan gelen çift kutuplu doğasına
    ihanet ederek dengesizleştirilmiş bir insan modelidir.

    Vahyin amacı sırasıyla muhatabının tasavvurunu aklını,
    kişiliğini inşa etmektedir.

    Mustafa İSLAMOĞLU
    HAYATIN YENİDEN İNŞASI

    Yorum yap

    • kemal864
      Kıdemli Üye
      • Jan 2008
      • 877

      #3

      KUR‘AN TEFSİRİNDEN BİR BÖLÜM
      Kur ‘an ı anlamanın zor olduğunu söyleyenler;
      Onun ele alınıp incelenmesini engelledikleri gibi,
      Derin sırlarıyla beraber kenarda kalmasına da sebep olmuşlardır.

      Kur’an içindeki sırları ancak,düşünen,anlamak ve bilmek isteyen,
      kendine sevdalı olan insanlara açar.
      Bilen ve düşünen bir beyin ile sevdalı bir gönlün elinden
      tutar ve onu ALLAH A yaklaştırır.

      Düşünmeyen,araştırmaya hevesli olmayan,yüreğinde
      Kur ‘an a verecek kadar sevgi taşımayan insan ALLAH IN
      kitabını nasıl anlayabilir ?

      Kur’an insanların gönlünü açan ilahi bir anahtardır.
      Kur’an okuma ve araştırmayı ibadet haline getiren
      İlahi bir kitaptır.

      İnsanlık heva ve heves uğruna iyiyi,doğruyu,
      güzeli ve hakkı kurban etmeye kalkınca Yüce ALLAH
      ip adını verdiği Kur’an ı yeryüzüne uzatmış ve o yüce
      değerlerin kurban edilmesini önlemiştir.

      Bu durum Hz.İbrahim in oğlunu kurban etmek üzereyken,
      Onun yerine bir kurbanlık gönderilmesini andırmaktadır.

      İnsanlar nefislerini tanrılaştırınca doğal olarakta onlar da
      kendilerine kurban isteyeceklerdir.

      Nefsin istediği kurban,akıl,iyi,doğru ve haktır.
      İnsanlık bu değerleri kurban ederken,
      Yüce ALLAH onları kurtarmak için kur’anı göndermiştir.

      Nefsin akıl ile mücadelesinde akıldan yana tavır koyan
      Kur’an aklın ürettikleriyle nefsin isteklerini birbirine
      karıştırılmasını önler.

      Kur’an bilgisine ve onun istediği takvaya sahip olan insan
      Kur’an ın Furkan sıfatına bürünebilirler.

      Yüce ALLAH bunu şöyle ifade ediyor:

      Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız;
      O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir
      ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar.
      Allah, büyük lütuf sahibidir.
      (ENFÂL suresi 29. ayet)

      Ayet Yüce ALLAH IN insana Furkan sıfatını vereceğini beyan etmektedir.
      Kişinin içinde kopan fırtınaların ilahi mi,şeytani mi,
      olduğunu gösteren güce,Furkan diyoruz.

      Duygular,hisler,arzular ve istekler,
      insanın iç alemini dalgalı denize çevirebilir.
      Bu denizin kurulmasını temin edecek olan kur’an dır.

      Bu ayırıcı deha,insana öylesine bir bilinç kazandıracaktır ki
      Kişi iç alemini gözleyip ,ordaki dalgaların boyunu,rengini,
      hareketini,tonunu ve derinliğini fark edecektir.

      O insanları hidayete erdirmek için müjdelenen bir kitaptır.

      Şeytan,nefis ve insanların yanlış düşünceleri insanın etrafında
      öyle bir yoğunluk meydana getiriyor ki,
      onların arasından geçip
      aklın güven dolu yakasına ulaşmak mümkün değildir.

      İnsanoğlu bu caddenin kenarında duran bir çocuk gibidir.
      Kur’an ın eli onu alıp karşı tarafa geçiriyor.

      Kur’an insana kendisini Rabbini ve geleceğini tanıtan bilgidir.
      İnsanların bir araya getiren birlik ve beraberliği kuran onları
      dağınıklıktan kurtaran,dimdik ayakta tutan bilgidir.

      Akıl olmadan ne kur’anın insana nasıl bir şeref sunduğu
      anlaşılabilir,nede onsuz şeref elde edebilir.

      Kur’an şeref ve akıl kavramları birlikte bir sistem oluşurmaktadır.
      Kur’an akıl ile bir araya gelince insan şeref kazanmaktadır.
      Aklını kullanarak kur’an ı anlayan
      ve anladığını hayatına geçiren kimse şeref kazanacaktır.

      İnsanın kur’an a açık iki tüneli vardır.
      Akıl ve Gönül.Akıl kur’an ı anlamaya çalışmayıp ondan
      Uzak kalınca gönülde uzakta kalır.

      Kur’anı evin bir köşesine asmakla insan şeref kazanmaz.
      Aklını kullanarak, onu anlayıp hayata geçirenler şeref kazanabilirler.

      Kur’an Aziz olma yönüyle insanın ruhunu,
      yani onun manevi yapısını silahlarla donatmaktadır.

      Gurur insana günah işletir,ama Kur’an kazandıracağı şeref
      İnsanı günahtan alıkoyar.
      İnsanlara onur bahşetmekle kur’an
      onları iç alemlerinden yakalayıp
      bir iç disiplin duygusunu oluşturmaktadır.

      Kur’an gönüllere şifadır.
      Kur’anın şifa olması gönülle alakalıdır.
      Manevi hastalık gönülde ortaya çıkar.
      Gönül hastalığını insanların tedavi etmesi mümkün olmadığı için
      bu tedaviyi yapmak üzere ALLAH kur’anı göndermiştir.

      Bilgi olmadan gönül hastalıklarını tedavi etmek imkansızdır.
      Yanlış bilgi, kötü ahlak ve bilgiler gönül hastalığının nedenleridir.
      Bu hastalıklardan kurtulmanın tedavisi
      gönle ilahi nurun aktarılmasıyla yapılmaktadır.
      Çünkü insanın özü bu ilahi nura yönelik
      olduğundan onu hemen kabul edecektir.

      Kur’an iman,ve bilgi nuru ile kalbi doldurmak suretiyle
      tedavisini gerçekleştirince,insan olgunlaşma sürecine girmiş demektir.

      Güneşin canlılara faydasını düşünürsek
      Kur’an ın insan gönlüne yapacağı tesirleri daha yakından anlarız.

      Ağaçların kuzeyde kalan kısımları yosun bağlar.
      Kur’anın ışığından uzak kalan gönüllerde yosun bağlar.

      Kur’an insanın iç alemini ve toplumsal ilişkilere canlılık kazandırır.
      Onları verimli hale getirir.

      İnsanın gönlündeki sevinç,ferahlık ve mutluluk

      Kur’an kaynaklı olunca artık o gönül şifa bulmuş demektir.


      YENİ BİR ANLAYIŞIN IŞIĞINDA

      KUR'AN TEFSİRİ BAYRAKTAR BAYRAKLI


      Yorum yap

      • Yağmur

        #4
        Güzel bir kitaba benziyor,daha önce hiç Mustafa İslamoğlu'na ait bir kitap okumadım,yazılarını çok gördüm internette ama yazdığı bir kitabı almadım...en kısa zamanda birtane alıp okumaya çılışacağım.

        Yorum yap

        • Yağmur

          #5
          Bayraktar Bayraklı tefsiri ne kadar güvenilir,dikkat etmek gerek bence Kemal bey...

          Yorum yap

          • kemal864
            Kıdemli Üye
            • Jan 2008
            • 877

            #6
            Yağmur hanım Bayraktar Bayraklının

            okumuş olduğum 8 ciltlik tefsirinden

            Önemli kesitleri paylaşmak istedim.

            Yazdıklarının büyük bölümünde kendi açımdan ve araştırdığım kadarıyla

            herhangi bir problem yok.

            Çok çelişki taşıyan konularınıda kendi yazı arşivime eklemedim.
            (onlarla ilgil bir paylaşım yapmayacağım.)

            İhtilaf edilen konuların dışında aydınlatıcı

            bilgileri burada paylaşmak görüşündeyim.

            Ama konu içerisinde herhangi bir unsur taşıyan bölümle

            karşılaştığınız vakit sizinle ve sitedeki arkadaşlarla

            değerlendirme yapacağız kanaatindeyim.

            SAYGILARIMLA..



            Konu kemal864; Tarafından 11-20-2011, 02:34 değiştirilmiştir...

            Yorum yap

            • Yağmur

              #7
              Bu konuyla alakalı çok uzun bir mesaj yazmıştım aslında ama geri sildim..çok bilmişlik yapmak istemem,söylemek istediğim sadece tefsir okumak gerçekten çok önemli,bu yüzden çok güvenilir kaynaklardan faydalanırsak daha iyi olur...samimiyetinize dayanarak uyarma gereği hissettim,yoksa elbette siz daha iyi bilirsiniz ne paylaşacağınızı.

              Yorum yap

              • kemal864
                Kıdemli Üye
                • Jan 2008
                • 877

                #8
                Bu konuda sizinle aynı görüşteyim.
                Dediğiniz gibi tefsir konusu başlı başına çok önemli ve sorumluluk gerektiren bir durum.
                Bu bölümdeki açmış olduğum paylaşımlar zaten tefsir üzerine değil.
                Sadece okuduğum kitaplardaki çok güzel kesitleri sunmak istedim.
                Yağmur hanım tefsirle ilgili konuda beni uyardığınız için
                ve gerekli hatırlatmalarda
                bulunduğunuz için size minnettarım.
                ALLAH RAZI OLSUN...

                Yorum yap

                • Yağmur

                  #9
                  Tamam Kemal bey ,sizden de inşaallah...

                  Yorum yap

                  • kemal864
                    Kıdemli Üye
                    • Jan 2008
                    • 877

                    #10

                    İnsan zayıftır,belaları çok;fakirdir,

                    ihtiyacı pek ziyade;acizdir,

                    hayat yükü pek ağır.

                    Eğer büyüklük sahibi her şeye gücü yeten Allah’a

                    dayanıp tevekkül etmezse ve iltimat edip teslim olmazsa,

                    vicdanı daim azap içinde kalır.

                    Semeresiz meşakkatler,elemler pişmanlıklar onu boğar;

                    ya sarhoş veya canavar eder.

                    (Risali Nur DÖRDÜNCÜ KAR )

                    Yorum yap

                    Hazırlanıyor...