akþamlarý evde neyapýyorsunuz?

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #1

    akşamları evde neyapıyorsunuz?

    Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?

    Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?
    Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatlarımı seyrediyoruz?
    Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?

    İki türlü hayat var: 1. Yaşanan hayat, 2. Seyredilen hayat

    Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz !
    Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
    "Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz" diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?
    Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
    Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa.

    Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor. Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire... Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.

    Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!

    Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta,hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.


    Ne mi yapmalı?..

    1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin:
    Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.

    2. Gezin:
    Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir)
    Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır)
    Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

    3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun:
    Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır."

    4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın.
    (Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin.

    Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. "Olmaz ki" diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere ulaşamazsınız.
    Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.
    Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz.
    Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.
    Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.

    Ayrıca unutmayın ki; Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.

    Artık cevap gelsin:
    Akşamları ne yapıyorsunuz?..
    Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?

    alıntı...
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #2
    hayat sana vuracak sen ayağa kalkacaksın

    ASLA PES ETMEYİN CANLARIM ASLA......BU HAYATTA YORULDUGUNUZDA,PES EDİYORUM DEDİĞİNİZ ANDA LÜTFEN BU YAZIYI OKUYUN VE PES ETMEYİN DÜŞTÜGÜNÜZ GİBİ KALKIN MELEKLERİM.....HAYAT NE KADAR ACIMASIZ OLURSA OLSUN SİZ HEP KALKIN AYAGA....




    Hayat sana vuracak sen ayağa kalkacaksın

    Kolay geçmiyor ömür dediğin. Kim bilir kaç darbenin izidir gözün kenarında toplanan çizgiler? Her yaşam bir öykü olabilir... Biraz akıllıysa senaryoyu yazan...

    Öyle basit değil yaşamak! Her şeyden önce bir amacın olacak. Avarelikse o da kabulüm çünkü avare olmak da zor iştir.
    Hep koşturmayla geçecek günlerin. Bazen birbirini o kadar takip eden o kadar sıradan zamanlar geçireceksin ki; tarihin karışacak. Hangi güne uyandığını hatırlayamayacaksın Salı zannettiğin aslında Perşembe olacak. O zaman anlayacaksın ki kendini tekrar ediyorsun!
    Aklının zilleri çalacak! Diyeceksin ki neden durduğum yerde dönüyorum koşmak varken? Boşa geçirilen bir ömrün ardından öylece durup baktığını anlayacaksın. Anlamazsan ne olur? Hiç! Sen hep Perşembe günlerini Salı zannedersin. Kâğıt üstüne atılmış tarih hatasından başka hiçbir şey sana yanlış gelmez.
    Mutlaka bir amacın olacak ama saçmalamayacaksın. Lotodan para beklemek amaç değildir. Yürünecek bir yolun olacak. Sırt üstü yatarak yaşamanın büyüsüne kanmayacaksın çünkü hiç öyle bir hayatın olmayacak.
    İnanacaksın kendine! İçi boş küfe gibi hayatın kıyısında durmayacaksın. Muhteşem bir sesin olduğuna Picasso gibi resim yaptığına en iyi anne olduğuna veya canın neye istiyorsa ona inanacaksın. Öyle kuru inanç işe yaramayacağı için direnecek ve çalışacaksın. Kendini yetiştireceksin azimli olacaksın.
    Yan komşunla iş arkadaşınla beğendiğin adamın sevgilisiyle yarışmayı bırakacaksın. Kendinle olacak savaşın kendini geçmeye uğraşacaksın. Aklının güzelliğine takacaksın kafayı burnuna değil. İçindeki boşlukları güvensizliğini neşterle dolduramayacağını anlayacaksın.
    Ailene ve dostlarına; seni üzen sevgili olduğunu sandığın acı veren tiplerden daha çok zaman ayıracaksın. Ayıracaksın çünkü gerçekten sevildiğini hissettiğin yer onların yanı olacak. Gazete kitap okuyacaksın. Dünyayı ülkeni çevreni bileceksin. Kendini ne pahasına olursa olsun geliştireceksin.
    Konuşmadan ve yapmadan önce mutlaka düşüneceksin. Enerjini zamanını ve paranı sömürenlerden uzak duracaksın. Gerçek sevgiyi arayacaksın. Ararken mutlaka yanılacak kırılacaksın. Yanlışlarınla öğreneceksin. Her önüne gelene salya sümük âşık olmayacaksın. Mantığını ve sağduyunu elden bırakmayacaksın.
    Bunların hiçbiri kolay olmayacak. Avuçların kanayacak kolların çizilecek gözlerin dolacak.

    Hayat sana vuracak sen ayağa kalkacaksın. Bir daha vuracak bir daha kalkacaksın. Yığılmayacaksın yıkılmayacaksın. Kendine ideallerine sözlerine sahip çıkacaksın. Arkasında duracaksın hayallerinin. Ne kadar çelme taksa da hayat sana kalkacaksın! Çünkü yaşamanın tadına ancak o zaman varacaksın…

    alıntı...
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...