Ya ALLAH

Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   İBADET REHBERİ FORUM > --=KUR'AN-I KERİM=-- > Meal > Diyanet Meali

Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler
Alt 07-22-2012, 00:19   #1
Üye Profili
Yağmur
Bilgin Üye
 
Yağmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2010
Mesajlar: 2,531
Standart Necm Sûresi-Kamer Sûresi (Diyanet Meali)

Necm Sûresi

Mekke döneminde inmiştir. 62 âyettir. Sûre, adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. Necm, yıldız demektir. Sûrede başlıca, Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta, herkesin yaptığının karşılığını göreceği, Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir.

Bismillâhirrahmânirrahîm

1, 2.
Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

3.
O, nefis arzusu ile konuşmaz.

4.
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

5, 6, 7.
(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

8.
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

9.
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

10.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

11.
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

12.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

13.
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

14.
Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

15.
Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

16.
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

17.
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

18.
Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

19, 20.
Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

21.
Erkek size de, dişi O'na mı?

22.
Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

23.
Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

24.
Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

25.
Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

26.
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

27.
Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

28.
Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

29.
Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

30.
İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

31.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

32.
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

33, 34.
Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

35.
Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

36, 37.
Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

38.
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

39.
İnsan için ancak çalıştığı vardır.

40.
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

41.
Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

42.
Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

43.
Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.

44.
Şüphesiz O öldürür ve diriltir.

45, 46.
Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

47.
Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

48.
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

49.
Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir.

50, 51.
Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

52.
Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

53, 54.
O, "Mu'tefike"yi6 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

55.
O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

56.
Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

57.
Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

58.
Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

59, 60, 61.
Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

62.
Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin.
__________________
Bir varmış,bir yokmuş...Baki olan Allah'mış...
Yağmur isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-22-2012, 00:22   #2
Üye Profili
Yağmur
Bilgin Üye
 
Yağmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2010
Mesajlar: 2,531
Standart Kamer Sûresi

Mekke döneminde inmiştir. 55 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûrede ana fikir olarak, Kur’an’ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helâk örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

2.
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

3.
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

4.
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

5.
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

6, 7.
O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

8.
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.

9.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

10.
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

11.
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

12.
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

13.
Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

14.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

15.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

16.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

17.
Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

18.
Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

19.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

20.
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

21.
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

22.
Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

23, 24.
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

25.
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

26.
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

27.
(Salih'e şöyle demiştik) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

28.
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

29.
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

30.
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

31.
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

32.
Andolsun, biz Kur'anı, düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

33.
Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

34, 35.
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lût'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

36.
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

37.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

38.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

39.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

40.
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

41.
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

42.
Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

43.
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

44.
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

45.
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46.
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

47.
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

48.
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.

49.
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

50.
Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

51.
Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

52.
İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

53.
Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

54.
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

55.
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
__________________
Bir varmış,bir yokmuş...Baki olan Allah'mış...
Yağmur isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Konu Kapatılmıştır

Bookmarks

Etiketler
diyanet, kamer, meal, necm


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fussilet Sûresi-Şûrâ Sûresi ( Diyanet Meali) Yağmur Diyanet Meali 1 07-19-2012 01:13
Ahzâb Sûresi- Sebe' Sûresi (Diyanet Meali) Yağmur Diyanet Meali 1 07-08-2012 01:41
Neml Sûresi-Kasas Sûresi (Diyanet Meali) Yağmur Diyanet Meali 1 07-08-2012 00:39
Tevbe Suresi-Yûnus Suresi (Diyanet Meali) Yağmur Diyanet Meali 1 06-28-2012 20:44
Araf Suresi - Enfal Suresi (Diyanet Meali) Yağmur Diyanet Meali 1 06-28-2012 20:15


WEZ Format +3. Şuan Saat: 14:58 - Tarih: 05-28-2020..


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright © 2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © İBADETREHBERİ Forum, All Rights Reserved
Web Tasarım: @Türker
Her Şey ALLAH(c.c) Rızası İçin.