Ey Nefsim

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Ey Nefsim

    Ey Nefsim...


    --------------------------------------------------------------------------------
    EY NEFSİM
    >Yıllardır beni uyuttun. Hep yarına bıraka bıraka koca bir ömür heder oldu.
    >Gecelerim teheccütsüz heyecansız gündüzlerim semeresiz başarısız geçti.
    >Acaba yarın yarın diye uyuttuğun yarınlarımı, meçhul bir yarında nasıl
    >doldurabileceksin
    >
    >Yıllardır beni uyuttun. Hep yarına bıraka bıraka koca bir ömür heder oldu.
    >Gecelerim teheccütsüz heyecansız gündüzlerim semeresiz başarısız geçti.
    >Acaba yarın yarın diye uyuttuğun yarınlarımı, meçhul bir yarında nasıl
    >doldurabileceksin?
    >Ne zaman beni çevreleyen basitliklerle bağımlılıklara civciv misali küçük
    >bir darbe vurup hür dünyaya açılmak istesem, granitten dağlar gibi karşıma
    >dikildin. Olmadık desiselerle beni kandırdın. Bitmeyen isteklerle beni
    >aldattın. Yıllardır taam (yemek), kelam (konuşma) menam (uyku)
    >hapisanesinde, inim inim inlettin, ızdıraplarımı, bana ney gibi dinlettin.
    >İrademi, rehavet, meskenet zincirleriyle sımsıkı sardın.
    >
    >Bana sunulan saat altınlarını değerlendiremedin. Hepsini badi heva zayı
    >ettin. Kimbilir, içinde ne hediyeler saklayan günlerin ve ayların zarfını
    >açamama bile müsaade etmedin. Hepsi boşa gitti. İçlerinde neler sakladığını
    >anlayamadan.
    >
    >Söyler misin; ALLAH aşkına, senin yaşayan bir cenazeden ne farkın var?
    >
    >İnsan süresini ağlaya ağlaya okudun. Amma o muhteşem sarayın kapılarını bir
    >türlü aralayamadın. Kendini, kendi çevreni tanıdığın kadar tanıyamadın.
    >Kendi içinde kendine yabancı kaldın. Kendi kendine hapisane yaptın.
    >
    >Fetih süresini okudun, bırak dışarıyı, içinde bir tek fetih bile yapamadın.
    >Konuşma, yemek, uyku esaretinden kurtulamadın. İradeni feth edemedin.
    >Namazla cenneti takas etmeyi çalıştın, ayetleri bir teyp gibi ezberledin
    >amma uyguladıkların hep adetlerin oldu.
    >
    >Peygamberimizin saçlarını ağartan Hud süresiyle karanlık gecelerin bir
    >türlü aydınlatamadın. Gayreti hep birilerinden bekledin. Senin de birileri
    >olduğunu hep unuttun.
    >
    >Bir fikir uğruna hayatı hakir gören peygamberlerin hayatını, uzun kış
    >gecelerinde kıssa niyetiyle okudun. Fakat hayatındaki kışları, bir türlü
    >baharlara çeviremedin. Çünkü onları anlayamadın.
    >
    >Yusuf’u düşündün mü hiç? Kuyu diplerini sultanlığa sıçrama rampası
    >yaptığını, hapisaneleri nasıl medreseye çevirdiğini anlayabildin mi? Dünya
    >ve içindeki her şey ayaklarının ucundayken hayatı istihkar edip ölümü
    >özlemesini anlayabildin mi? Anlayamadın evet anlayamadın... onun içindir ki
    >Yusuf’ta boğulan dünyada, boğulmak üzere ölüm çığlıkları atıyorsun.
    >
    >Ateşler içindeki İbrahim’in ateşleri bir baharistana çevirdiğini, bıçak
    >altındaki İsmail’in yeniden doğduğunu, Sefine-i Nuh’u batırmak isteyen
    >tufanların ancak sahili selametle çıkmasına hizmet ettiğini suikastlar
    >içinde İsa’nın denizler ortasında, Musa’nın nasıl vuslata erdiğini
    >anlayabildin mi?
    >
    >Anlayamadın ...
    >
    >Ya çelikten duvarlara çarpmış gibi bir örümcek ağı karşısında beyinleri
    >dumura uğrayan müşriklerin düştüğü perişan halde yatan gizli hikmeti
    >çözebildin mi?
    >
    >Bir gergef gibi ömrünün her anın çile yumağıyla dokuyan Hz. Muhammed
    >(S.A.V) “Ümmetim” derken sen nefsim dedin. O davam derken sen hevam dedin.
    >O davasını yüceltirken sen hevanda cüceleştin. Onun çağları peşinden
    >sürükleyen davasından ne yazık ki kala kala sarığı, sakalı, tesbihi,
    >umresi, namazı kaldı. Ne yazık ki; onları da bir türlü anlayamadın.
    >
    >Kokularla süslediğin sakalın ruhunu, ruhunla mecz edemedin. Dolayısıyla
    >sakallı çocuk olmaktan kurtulamadın!
    >
    >Başındaki sarık beyaz kefenin iken, yastığının altındaki ölümü çok
    >uzaklarda zannettin. Dünyanın oyuncaklarıyla evcilik oynarken, dünyanın
    >elinde, oyuncaklaştığının farkında bile olamadın.
    >
    >Bir adet halinde getirdiğin beş vakit namazın aynı safta omuz omuza namaz
    >kıldığın kardeşini gıybet etmekten seni kurtaramadı. Kalbine gözüne
    >kulaklarına el ve ayaklarına tutturamadığın oruçların sadece midene
    >münhasır kaldı. Oruç tuttuğunu zannettin amma, aç kaldığını anlayamadın.
    >
    >Başına taç ettiğin başörtüsü sadece başını örtebildi. Başının altındakiler
    >ne yazık ki başörtüsünden nasibini alamadı. Çünkü başörtüsünü takva
    >örtüsüyle birlikte örtmedin. Gözlerin, kalbin ve duyguların çıplak kaldı.
    >Kendini fark ettirebilmek için aynanın karşısında çeşit çeşit kılıklara
    >girdin. Yapmacık gülüşlerle, hırsızlama bakışlarla başkalarının duygularını
    >çalmaktan utanmadın. Ruhunun çığlıklarına bedel sen gülüyordun. Düştüğünü
    >ve düşürdüklerini anlayamadın.
    >
    >Burnunun dibindeki farzları görmezden gelip, sünnet diye diye defalarca
    >umreye gittin. Kabe’yi tavaf ettin. Yeryüzündeki iki milyar Müslüman’ın
    >sadece kemmiyet olduğunu, bir keyfiyet olmadığını hiç düşündün mü? Düşündün
    >mü binlerce birilerimiz varken nasıl ayrı kaldığımızı nasıl
    >parçalandığımızı.
    >
    >Aynı camii de birlikte namaz kıldığın kardeşinin fakr-u zaruretini
    >görmezden geldin. Onu ihtiyaçları pençesinde kıvranırken, zevkle seyrettin.
    >O kuşların dondurucu soğuklarını kemiklerinde ısıtırken, sen buğulu
    >camların arkasında tesbih çekiyordun. Dünya cennet kevserlerine denk bir
    >lezzeti, kardeşinin acılarını dindirme lezzetini tadamadın. O lezzeti falan
    >duayı şu kadar okuyarak alacağını zannettin. Aldandın. Elindeki elmasları
    >birkaç şekerlemeye değişen ahmak çocukları gibi aldandın.
    >
    >Hani hepimiz mümindik, hani birimizin ızdırabı hepimizin ızdırabıydı. Hani
    >şarkta bir müminin ayağına diken batsa, garptaki mümin rahatsız olacaktı.
    >Hani bir mümin öldüğü zaman, sema ve arz onun ölümüne gözyaşı dökerdi. Hani
    >mümin yeryüzünün zinetiydi. Hani müminler bir vücudun azaları gibiydi. Hani
    >göz ağrısa, bütün vücud o acıyı içinde hissedecekti.
    >
    >Hani Hz. Ebubekir’in teslimiyeti? Hani Hz. Ömer’in destanlaşan adaleti?
    >Hani Hz.Osman’ın dillerden düşmeyen hayası? Hani Abdurrahman gibi
    >zenginler? Hani Ebuzer gibi fakirler hani Ensar Muhacır gibi kardeşlikte
    >yarışanlar nerede, nerede hani? Anlayamadın. Ne yazık ki bunları
    >anlayamadın!
    >
    >Anla artık!... Ne olur anla!
    >Anla ki, cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil!
    >Anla ki; cennete giden yol asfaltla döşenmemiş!
    >Anla ki; bedelini ödemediğin hiçbir şeye sahip olamazsın!
    >Anla ki; dünyayı bize bizler zindan ediyoruz.. ihmallerimiz, enaniyetimiz,
    >samimiyetsizliğimiz ......
    >Anla ki; Eyüp gibi sabır erbaini doldurmadan, Yusuf gibi kuyu diplerinde
    >yıllarca çile çekmeden, Yakuplar gibi gözlerini hasrete kurban etmeden
    >,olmaz!
    >
    >Anla ki; İsmail’ler gibi bıçak altına yatmadan, İbrahimler gibi YA ALLAH
    >deyip kendine ateşlere atmadan olmaz. Sefine-i Nuh gibi tufanları yara yara
    >hedeflere gitmeden olmaz!
    >
    >Ve Anla ki; bir ömür boyu gözyaşlarını ceyhun edip alın teriyle mecz ederek
    >ümmeti için an be an, dem be dem, çile çeken Hz. MUHAMMED (s.a.v.) gibi
    >çekmeden olmaz!
    >
    >Ve şunu çok iyi anla ki; başkalarının hayata Aşık olduğu kadar Ölüme Aşık
    >olmadan Olmaz!!!!!!
    ALINTI...............
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...