Fatiha suresinin ismi

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Fatiha suresinin ismi

    SÛRENİN İSMİ

    Fâtiha Kur’an’ın hem önsözü, hem de özetidir. Önsözüdür, zira adı
    “Fâtiha”dır.
    Kur’an gibi muhteşem bir siteye, Fâtiha gibi muhteşem bir kapıdan
    girilir. Fâtiha’nın zıddı hatime’dir ve “sonsöz” anlamına gelir. Fatiha
    Kur’an’ın özetidir, zira Fâtiha Kur’an’ın özüdür. Adeta tüm Kur’an
    Fâtiha’nın tefsiridir. Fâtiha nasıl kelam cenneti olan Kur’an’ın kapısı
    ise, besmele de bu kapının anahtarıdır.
    “Bizzat kendini açan” ya da “başka bir şeyi açan” anlamındaki
    adı, Hz. Peygamber’in Fâtihatu’l-Kitab (Kitabı Açan, Kitabın Girişi)
    isimlendirmesine dayanır. Bu da gösteriyor ki, Allah Rasulü Fâtiha’yı
    Kur’an’ın önsözü olarak telakki etmiştir.
    Fâtiha ismi dışında sahih rivâyetlerle bize kadar gelen üç ismi
    daha bulunmaktadır: es-Seb‘u’l-Mesânî (Tekrarlanan Yedili), Ummu’l-
    Kur’an (Kur’an’ın Anası) ve Ummu’l-Kitab (Kitabın Anası). Birinci
    isim, Rasulullah’ın bir tefsiridir ve Kur’an’dan ilhamla konulmuştur
    (Hıcr 15:87).1 Son iki isim ise Fâtiha’nın Kur’an’ın veciz bir özeti olduğuna
    işaret eder.
    Fîrûzâbâdî Fâtiha için 30 adet isim sayar. Bunlar arasında ilk akla
    gelenler el-Esas, el-Hamd, eş-Şükr, ed-Dua, es-Safiyye, el-Kenz, el-
    Vâfiye, el-Kâfiye isimleridir. Daha başka isimler de zikredilmiştir.
    Fakat Efendimizden gelen sahih rivâyetlerin de gösterdiği gibi, yukarıdaki
    üç isim dışında Fâtiha’nın ismi olarak kaynaklarda sunulan
    isimler mevsuk bir habere dayanmamaktadır. Bunlar zaman içerisinde
    ortaya çıkan ve ilk kimin kullandığı bilinmeyen isimlerdir. Bu isimlerden
    her biri Fâtiha’nın bir özelliğini ifade eder. Fâtiha’nın isimlerinin
    çokluğu, geleneksel tasavvurun bir yansımasıdır. Zira geleneksel
    tasavvura göre, isimlerin çokluğu müsemmanın şerefine delalet eder.
    Bu yüzden bir şeyin şerefini ifade etmek için onun isimlerini çoğaltmak
    adetten olmuştur. Bu anlayışla bazı kişiler sevdiğinin şerefine şeref
    katmak amacıyla ona bir isim de kendileri takmışlardır.
    Sûrelerin özellikle sahih rivâyetlerle gelen isimleri dışındaki yaygın
    olmayan isimleri meselesi izaha muhtaçtır. Zira bu isimleri tam
    olarak kimlerin kullandığı, hangi zamanlarda ve hangi mekânlarda
    kullanıldığı bilinmemektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi veren eserlerin
    en başında Fîrûzâbâdî’nin (ö. 817 h.) Besairu Zevi’t-Temyiz fi Letaifi’l-
    Kitabi’l-‘Azîz isimli eseri gelir. Bu eserde Kur’an sûreleri nicelik ve
    nitelik itibarıyla ele alınır, ayrıntılı bir sayım dökümü yapılır, diğer
    sûrelerle benzer ve farklı yönlerini bir bir ortaya konur, sûreler hak-
    1- Buhârî, Tefsir 1.
    kındaki kemmiyyet bilgileri harf sayısına varana dek verilir. Böylesine
    ayrıntılı bir eserde dahi sûrelerin alternatif isimlerinin menşei, konulduğu
    zaman ve yerler hakkında hiçbir bilgi verilmez. Şu halde Kur’an
    sûrelerinin ilk nesiller tarafından kullanıldığına dair herhangi bir delil
    bulunmayan, kim tarafından nerede ve ne zaman kullanıldığı bilinmeyen
    alternatif isimler, ilgili eserlerde sadece hayatta karşılığı olmayan
    birer malumat olarak nakledildiğini söylemek yanlış olmasa gerektir.

    alıntı...
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...