Dünya Ahiret'in Tarlasýdýr

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #1

    Dünya Ahiret'in Tarlasıdır

    Sanki kıyametin kopmasına kadar yaşayacakmışız gibi yalnızca kıyametten korkuyoruz. Dünya hayatımız boyunca Allah korkusunu yitirmiş bir vaziyette, kainatı ve etrafımızı sabit ve bâki gördüğümüz gibi fâni olan nefsimizede o nazarla bakıyoruz. Acıkan ruhumuzu sahici gıdalarla değil sahte emziklerle doyurmaya çalışıyoruz. Kur’an’ın aç ruhlara inzal edilmiş bir gök sofrası olduğundan bihaber halde yaşıyoruz. Halbuki nefsimiz ve hususi dünyamız yok olma ve ölüm darbesine maruzdur. Dünyaya yerleşemiyoruz, sığmıyoruz; zindanda boğazı sıkılmış adam gibi '' Of, of! '' deyip dünyadan daha geniş bir yer istiyoruz. Dünyaya sığmayan insan, bir zerreye, bir hatıraya bir hissiyata ve bir duaya yerleşiyor. Koca dünyaya yerleşemeyen kalp ve fikrimiz o zerrecikte yerleşiyor. O kadar aciziz ki; koskoca kainata meydan okurken bir sivrisinekle baş edemiyoruz, bir böcek kimimizi çok korkutuyor, hafif bir rüzgar yatalak ediyor kimimizi, popomuzla( afedersiniz) betona oturduğumuzda karnımız ağrıyor, geçmişten elem gelecekten ise endişe duyuyoruz. Diğer varlıklara binaen o kadar aciz ve savunmasızız ki fark edemiyoruz bu hikmeti. Hiç geçmiş pişmanlığı, gelecek korkusu, rızık endişesi yaşayan bir kedi gördünüz mü? Ya da hiç kilo aldığı için rejim yapan bir köpek gördünüz mü? Güneş dünyanın etrafında 23 derece açıyla dönüyor ve her zaman vaktinde doğuyor-batıyor. 24 derece veya 22 derece ile döndüğünde neler olabileceğini hiç tevekkül ettik mi? Kainatı ( güneşi, ay'ı, bitkileri, hayvanatı...) vs .vs emrimize veren ve diğer varlıkları yeryüzüne memur kılan Rabbimize acaba hakkıyla şükür edebiliyormuyuz? Kainatı muhteşem bir nizam ve intizam içinde yaratan, kuşlara dahi bir yön çizen Allah’ın insanı başı boş bırakacağınımı zannediyoruz ? Allah insanın emrine vermiş olduğu kainat için yasalar koyar da kendine amade kıldığı bizler için yasalar koymamışmıdır? İman olmazsa veyahut bir isyan sebebiyle imanımız hayatımıza tesir etmezse olacak şudur ki ; dünya görünüşte olan güzelliği ve kısacık lezzet ve zevkleriyle beraber, binler derece o fâni zevk ve kısacık lezzetlerinden daha fazla elemler,kederler ve hüzünler verecek. Çünkü bizlerde akıl ve fikir olduğu için, hayvanatın aksine hazır zamanla beraber geçmiş ve gecelek zamanlarla da hilkat gereği alakadarız ve hayattan zevk alma noktasından hayvandan daha aşağı bir seviyedeyiz. Eğer İMAN hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar, imanın nuruyla aydınlanacak, vücut bulacak ve şimdiki zaman gibi ruhumuza ve kalbimize iman noktasında ulvi ve manevi lezzetler verecek. “Canım istiyor” dediğimiz şeyi, nefsimizin mi yoksa imanımızın mı istediğini iyi kontrol etmeyip. beden ülkenimizin yürek başkentinde imanı iktidar etmek için ona destek vermediğimiz müddetçe bedenin başkenti kalp düşmeye taşrası el-ayak, göz-kulak, dil-dudak hep o iktidarın emrine girmeye ve artık ona çalışmaya mahkum olur ve nefs ve şeytan tarafından feth edilen yüreğimize söz geçiremeyiz.Yaşamımızı anlamlandırmak, daimi lezzet ve zevklerini istiyorsak hayatımızı iman ile hayatlandırmamız, farzlarla süslememiz ve günahlardan çekinmekle muhafaza etmemiz gerekiyor.

    Bir temsil ile devam edeceğim ;

    Yüz lira bir gündelik ile çalışsak ve sonra biri gelse, dese ki, '' Gel on dakika kadar şurayı kaz. Karşılığında on bin lira kıymetinde bir pırlanta alacaksın. Bizler '' Yok gelmem. Çünkü o yüz lira gündeliğimden kesilecek, nafakam azalacak '' dermiyiz ? Eğer dersek ne kadar divanece bir duruma düşeriz değil mi )

    İşte arkadaşlar temsilde beyan ettiğim yüz lira fâni ,geçici ve yok olmaya mahkum dünya hayatını ve sevgisini , on bin lira değerinde pırlanta ise ebedi, sonsuz cennet hayatını temsil etmektedir. Rabbimiz, Hadid suresi 20. ayeti kelimesinde bu durumu şöyle açıklamaktadır. '' Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.''

    Kalbimizin kıblesini dünyaya değil ahirete çevirmemiz gerekmektedir. Dünya için ahireti unutmak, ahireti dünyaya fedâ etmek, ebedi hayatı fâni, geçici dünya hayatı için yok etmek, elbette ve elbette ahmakkârane bir ticaret olur. Allah Resulü peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisi şerifinde '' Dünya ahiretin tarlasıdır '' der. Burada ne ekersek ahirette onu biçeceğiz. Bu dünyada aklen ve kalben '' Elhamdülillah '' diyen ve eken ahirette '' Elhamdülillah '' yer.

    İnsan Allah‘ın şaheseridir; Allah şaheserini yaratıp onu bir kenara atmış olamaz. Kainatın en güzel meyvesi insandır; ve mahlukat içinde en ehemmiyetli varlık insandır; ve mevcudat içinde en kıymettar varlık insandır ve insanın kullanma kılavuzu ise ALLAH'A HAKK-AL YAKİN İMANDIR ...

    RECEP KURT
    Konu HİCRET; Tarafından 12-26-2012, 19:40 değiştirilmiştir...
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a
Hazırlanıyor...