Modern Hayatýn ‘’ Ýndirgemeci ‘’ Tasavvuru

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #1

    Modern Hayatın ‘’ İndirgemeci ‘’ Tasavvuru

    Modern hayat kendine özgü bir insan modeli kurgulamıştır. Bu model , dünyevileştirilmiş , aşkla bağı koparılmış , yaratılıştan gelen çift kutuplu doğasına ihanet ederek dengesizleştirilmiş bir modeldir.Modern hayat , aile kurumuna yara vermiş , bir ırmak misali akan insan hayatını bölümlemiştir. Aile kurumu yara alınca , üreme durmuş, üreyenlerin hatırı sayılır bir bölümünü gayr-ı meşru ilişkilerinin ürünü olan çocuklar oluşturmuştur. Modern hayatın tasarımcısı olan Batı toplumlarında Fukuyama’nın koyduğu adla ‘’ Büyük bozulma ‘’ önce tasavvuri bir öğe olan güven unsurunda başlamış, bu, aileyi dağıtmış ve ailenin dağılması suç oranlarını patlatmıştır.Hayatı bölmek bir ırmağı bölmek kadar yanlıştır. Bölünen ırmak akmaz , akmazsa ırmak olmaktan çıkar. Bir yanı akmayı sürdürmek için yeni yataklar arar ve taşkına dönüşürken , diğer yanı canlılığını kaybeder. Çünkü duran su kokuşur.Bu indirgemeci illetin ik mucidi Batı modernitesi dğildir. Bu yanlış indirgemenin ilk sahibi Şeytandır.Çünkü o Adem’e boyun eğmekle emrolununca , bu emre indirgemeci bir tasavvurla karşı çıkacak Adem’i hammedesi olan ‘’ çamura ‘’ indirgeyecektir. ‘’ Ben ondan hayırlıyım ,çünkü beni ateşten onu çamurdan yarattın ‘’ ( Ar’af 12 ayet )Şeytan’ın yamuk tasavvuru, Adem’in yaratılış misyonuna işaret eden ilahi soluğu ( ruh ) ve eşyayı soyutlayıp ona isim verme yeteneğini fark edemedi.Bu ayet aynı zamanda ilk Irkçı’nın (faşist) da Şeytan olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla bu indirgemeci tasavvuru onu lanete mahkum kıldı. Vahye karşı direnenFiravun ise , indirgemeci tasavvuruyla Hz. Musa’nın mucizelerini büyüye indirdi.Hiçbir zaman indirgeyici tasavvur modern hayatta olduğu kadar tumturaklı yalanlarla servise konulmadı.17. yüzyılda rönesansın etkisiyle ortaya çıkan Kartezyen felsefe Batı toplumlarını inşa etmiştir.İncelenen bir hakikati ‘’ daha iyi çözmek adına ‘’mümkün olan en küçük parçalarına ayırmak. Bu cümle Descartes ‘in mantık için koyduğu dört kuraldan ikincisiydi. Ne yazık ki daha iyi anlamak amacıyla hakikat parçalara ayrıldı. Parçalar dahi kendi parçalarına ayrıldı.Çözümlemek amacıyla girişilen parçalara ayırma işlemi korkunç bir çözülme’ye sebeb oldu. Nasıl mı ?

    Gerçek şudur ki ; parçaları tek tek doğru ayırmak anlamak bütünü doğru anlamanın garantisi değildir. Parça bir gerçeği ifade ederken onlardan oluşan bütün daha farklı bir gerçeği ifade edebilirdi. Ya parçaların kendi aralarında ki paralel ve çapraz ilişkiler ? Bu ilişkiler görmezden gelindiği için , parçalama yöntemi , daha iyi anlama yerine anlamamayı , tabiriyle yanlış anlamaya sebebiyet verdi. İnsan bilgisinin objesi olan eşya , olay ya da başka bir şey , kesinlikle kendisinden daha büyük bir bütünün parçasıdır.Kendi içerisinde bağımsız bir bütün gibi görünen her şey , biz fark edelim ya da etmeyelim , kendi dışında ki şeylerle bir takım görünmez bağlara sahiptir.Parçalar arasındaki ilişkiyi tesbit ve teşhis bazı hallerde insan boyunu aşması onun yok farz edileceği anlamına gelmez. ‘’ Farz ediş ‘’ bir tasavvurdur.Batı toplumunu inşa eden kartezyen felsefe parçanın bütünle , bütünün parçayla ve parçalar arasında ki ilişkiyi yok saymıştır. Anlam ve anlamlılığa ulaşmanın tek yolu ‘’ İman’’dır.Hayatı oluşturan bütün bağların birbirleriyle olan ontolojik ilişkilere inanmanın adı ise ‘’ Tevhid’’dir.Her şeyin her şeyle ve her şeyin Allah’la bağlantılı olduğu dolayısıyla varlık aleminde tesadüfe yer olmadığı inacının adı olan Tevhid ( Lailahe İllahlah)’in sırrıda Allah’a imandır



    MUSTAFA İSLAMOĞLU ( Hayatın Yeniden İnşası İçin
    Konu HİCRET; Tarafından 10-20-2011, 17:50 değiştirilmiştir...
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a
Hazırlanıyor...