GÜLLERİN EN GÜZELİNE NAĞME( Anneme)
Hazret-i Ebu’d-Derdâ’nin (radiyallahu anh), soyle dedigi rivayet edilmistir: “Ben Peygamber
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in soyle buyurdugunu isittim: “Anne-baba, Cennet’in
orta kapisidir. Artik sen o kapiyi ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)
Anneler günü değince, gönlümü ayrı bir hüzün kaplar.
Peygamberimiz’in altı yaşında öksüz kalışı aklıma gelir hemen o da bir evlattı ve Annesine doğru düzgün doyamamıştı bile….
Anne kelimesi dahi ayrı bir güzellik ve ağırlıkken hakkının ödenmesi olabilir mi?
Kimi zaman, topraklara karışmış hayatın ağırlığını kaldırmaya çalışan elleri, kimi zaman, gül kokulu evlatlarını kucaklayan eller….
Ahh! O Analar can fedası Cennet ayaklarının altında olanlar. Anne deyince, akan suların duracağı insanın durup bir kez daha düşüneceği kelime “Anne”.
İnsan kaç yaşında olursa olsun hala muhtaç, hala aciz, sevgiye ve şefkate ihtiyacı vardır. Ve o sevginin şefkatin hiçbir ücret talep etmeden, fedakarane ömrünün sonuna kadar veren de Annelerimiz.
Annem, sana olan sevgimi ihtiyacımın her an olduğunu anlatabilecek kuvvette dahi değilim çok acizim.
O kadar çok şeyler öğrettin ve öğretiyorsun ki hayata dair…Olaylara bakış açınla, sabrı ve tevekküllüğü sağlam ayakta durabilmeği senin kadar olamasam da yapmaya çalışıyorum.
Evimizin güneşisin her an doğup gönüllerimizi ısıtan sıkıntıların da olsa bize hep pozitif olup hayatın güzel yönlerini gösteren…
Biliyor musun ben hala büyümedim büyüyemedim neden mi?.
Belki de işime gelmiyor büyümek senin hala küçük evladın olmayı kaybetmemek için.
Korkuyorum! Sensiz kalmaktan düşünmeyi dahi düşünemiyorum seni kaybetmeyi. Gönlümü acılar sarmalıyor, boğazım düğümleniyor hayali dahi çok ağır geliyor Annem!.
Sabrı, şefkati, sevgiyi, iyimserliği, ihlası, en önemlisi iyi kul ve ümmet olmayı senden öğreniyorum.
Anneciğim! senin günün bir güne sıkıştırılacak kadar basit değil benim için her gün anneler günün.
Seni incitmekten, Rabbime sığınırım! Bilirim ki sen affedersin çünkü Annesin.
Her gün ki olan Anneler günün kutlu olsun. Rabbim bizi senden ayırmasın!
Hayır duaların bizimle olsun.
Başımın tacı;
Güllerin en güzeline layık “gül” Anneciğim.
CENNET KOKULUM!
Bülbülün güle nasıl ihtiyacı varsa benim de sana ihtiyacım var. Annem!
Bırakma beni sensizliğe, tut ellerimi kanatlarını alma üzerimden….
Sen öğretmeye, ben öğrenmeye, devam edeyim hayat mücadelesini….
Ben hala çocuk olayım, sen hala büyütmeğe çalış beni.
Beni işle nakış nakış, varlığınla Cennet kokulum!
Her an hissettiğim kale gibi, Annem var arkamda.
Rabbim! seni Cennet’in en güzel yerine, bizi de senin hürmetine koysun.
Sen güldükçe, gülsün güller, sen nağmeler verdikçe açsın goncalar.
Güler yüzün hiç solmasın, canların en güzeli, Canım annem….
Nur ellerinden öperim
Rabbimiz bizi soyle ikaz ediyor: “Rabb’in soyle buyurdu: Allah’tan baskasina ibadet etmeyin.
Anneye ve babaya guzel muamele edin. Sayet onlardan her ikisi veya birisi yaslanmis olarak
senin yaninda bulunursa sakin onlara hizmetten yuksunme, “off!” bile deme, onlari azarlama,
onlara tatli ve gonul alici sozler soyle. Sefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve soyle dua
et: “Yâ Rabbi, onlar kucuklugumde nasil beni ihtimamla yetistirdilerse, ona mukâfat olarak
Sen de onlara merhamet buyur!” (Isrâ Sûresi, 17/23-24)
alıntı...
Hazret-i Ebu’d-Derdâ’nin (radiyallahu anh), soyle dedigi rivayet edilmistir: “Ben Peygamber
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in soyle buyurdugunu isittim: “Anne-baba, Cennet’in
orta kapisidir. Artik sen o kapiyi ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)
Anneler günü değince, gönlümü ayrı bir hüzün kaplar.
Peygamberimiz’in altı yaşında öksüz kalışı aklıma gelir hemen o da bir evlattı ve Annesine doğru düzgün doyamamıştı bile….
Anne kelimesi dahi ayrı bir güzellik ve ağırlıkken hakkının ödenmesi olabilir mi?
Kimi zaman, topraklara karışmış hayatın ağırlığını kaldırmaya çalışan elleri, kimi zaman, gül kokulu evlatlarını kucaklayan eller….
Ahh! O Analar can fedası Cennet ayaklarının altında olanlar. Anne deyince, akan suların duracağı insanın durup bir kez daha düşüneceği kelime “Anne”.
İnsan kaç yaşında olursa olsun hala muhtaç, hala aciz, sevgiye ve şefkate ihtiyacı vardır. Ve o sevginin şefkatin hiçbir ücret talep etmeden, fedakarane ömrünün sonuna kadar veren de Annelerimiz.
Annem, sana olan sevgimi ihtiyacımın her an olduğunu anlatabilecek kuvvette dahi değilim çok acizim.
O kadar çok şeyler öğrettin ve öğretiyorsun ki hayata dair…Olaylara bakış açınla, sabrı ve tevekküllüğü sağlam ayakta durabilmeği senin kadar olamasam da yapmaya çalışıyorum.
Evimizin güneşisin her an doğup gönüllerimizi ısıtan sıkıntıların da olsa bize hep pozitif olup hayatın güzel yönlerini gösteren…
Biliyor musun ben hala büyümedim büyüyemedim neden mi?.
Belki de işime gelmiyor büyümek senin hala küçük evladın olmayı kaybetmemek için.
Korkuyorum! Sensiz kalmaktan düşünmeyi dahi düşünemiyorum seni kaybetmeyi. Gönlümü acılar sarmalıyor, boğazım düğümleniyor hayali dahi çok ağır geliyor Annem!.
Sabrı, şefkati, sevgiyi, iyimserliği, ihlası, en önemlisi iyi kul ve ümmet olmayı senden öğreniyorum.
Anneciğim! senin günün bir güne sıkıştırılacak kadar basit değil benim için her gün anneler günün.
Seni incitmekten, Rabbime sığınırım! Bilirim ki sen affedersin çünkü Annesin.
Her gün ki olan Anneler günün kutlu olsun. Rabbim bizi senden ayırmasın!
Hayır duaların bizimle olsun.
Başımın tacı;
Güllerin en güzeline layık “gül” Anneciğim.
CENNET KOKULUM!
Bülbülün güle nasıl ihtiyacı varsa benim de sana ihtiyacım var. Annem!
Bırakma beni sensizliğe, tut ellerimi kanatlarını alma üzerimden….
Sen öğretmeye, ben öğrenmeye, devam edeyim hayat mücadelesini….
Ben hala çocuk olayım, sen hala büyütmeğe çalış beni.
Beni işle nakış nakış, varlığınla Cennet kokulum!
Her an hissettiğim kale gibi, Annem var arkamda.
Rabbim! seni Cennet’in en güzel yerine, bizi de senin hürmetine koysun.
Sen güldükçe, gülsün güller, sen nağmeler verdikçe açsın goncalar.
Güler yüzün hiç solmasın, canların en güzeli, Canım annem….
Nur ellerinden öperim
Rabbimiz bizi soyle ikaz ediyor: “Rabb’in soyle buyurdu: Allah’tan baskasina ibadet etmeyin.
Anneye ve babaya guzel muamele edin. Sayet onlardan her ikisi veya birisi yaslanmis olarak
senin yaninda bulunursa sakin onlara hizmetten yuksunme, “off!” bile deme, onlari azarlama,
onlara tatli ve gonul alici sozler soyle. Sefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve soyle dua
et: “Yâ Rabbi, onlar kucuklugumde nasil beni ihtimamla yetistirdilerse, ona mukâfat olarak
Sen de onlara merhamet buyur!” (Isrâ Sûresi, 17/23-24)
alıntı...