Mehmet Akif'in sözü...

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur

    #1

    Mehmet Akif'in sözü...

    Meşrutiyetin ilk seneleri, bir Cuma günü. Adam boyu kar yağdı. O gün Âkif’in haz etmediği şeyler işlemedi; Araba, tramvay, şimendifer ve vapur... Çapa’daki bizim eve o gün sütçü, ekmekçi gibi adamlar bile gelmediler. Öğle yemeğinden sonra biz hâlâ ekmekçiyi beklerken nihayet kapı çalındı; fakat.... Akif bey gelmişti! Bıyığının yarısı donmuştu. Şaşırdım. Nasıl geldiğine hayret ettim: “Beylerbeyinden nasılsa Beşiktaş’a bir vapur işlemişti”. “Bu kadar mı?” dedim. Tabi ki bu kadardı. Ve tabî ki Beşiktaş’tan Çapa’ya işleyen bir şey yoktu; ancak bunu sormağa da lüzum yoktu: çünkü Beşiktaş’tan Çapa’ya bu havada insanlar yürüyerek de gelirdi. Bu karda, tipide yaya yürünülen mesafeye ben şaştıkça Âkif de benim hayretime şaşıyordu:
    “Gelmemem için kar, tipi kâfi değil, vefat etmem lâzımdı. Çünkü geleceğim diye söz vermiştim.” İnsanların birbirlerine verdikleri sözün bu kadar korkunç bir şey olması o gün beni ürküttü.
    - Âkif, dedim; sen eğer verilen sözün manasını bu türlü anlıyorsan bana izin ver de ben bu türlü anlamayım. Benim verdiğim sözün şiddetli bir lodosa bile tahammülü yoktur!
    - Ben böyleyim!
    Dedi.
    -Ben de böyleyim!
    Dedim.
    Bu vak’adan sonra ona söz vermekten korktum. Dediğim gibi onun gözünde ne karayel fırtınası, ne diz boyu kar “mazereti meşrua” değildi.


    Alıntı...
Hazırlanıyor...