Hayatın, beni neden karşı kıyıya sürüklediğini bir türlü anlayamıyordum. Keşke daha az isteseydim. Bu sonuçtan galiba daha az yorgun çıkacaktım. Sadece tahmin edebiliyordum. Kuşkusuz farkında olmayacak kadar gözümü hırs, değişim bürümüştü. Değişmek ve değiştirmek istiyordum. Olduğum yerde yetinemeyen, artık daha fazlasını zorlayan bir yapıya sahiptim.
Bir gün karşı kıyıdan, memnun olmadığım yere bakmak istediğimde, yüreğimde kendime verdiğim zararı telafi edebilmek adına arayışlar içerisine girdim.
Kendi hayatım için aslında kötü bir şey yapmak istememiştim. Yokluğumda beni aramış mıydı istemediğim hayat? Bu yüzden mi beni karşı kıyıya sürüklemişti. Aratmak ve özletmek için mi?
Eski hayatımda bulunduğumda mutluluk rüzgarları esmiyordu artık yüreğimde. Cendereye sıkışmış gibiydim. Biraz cesaret, biraz da hayat tecrübem, beni bu kıyıya sürüklemişti. Bütün sebebi buydu. Korkusuzca, gözü pek bir şekilde atmıştım kendimi yeni hayata doğru.
Cesaret sandığım belki de zayıflığımdı. Ama olmuyordu. Ben artık orada ikiye bölünmüştüm. Bir tarafta yeni bir hayat, diğer tarafta eski hayatım. Aralarında nice savaşlar veriyordum. Sonunda bir seçim yapmak zorundaydım. Bende cesaret sandığım ve tecrübe kazandığım hayatı geride bırakıp güzel bir gelecek için karşı kıyıya geçtim.
Bitip tükenmek üzereydim. Beni mutsuz ediyordu bu hayat. Sonunda zamanında karşı kıyıya varmıştım. Mutlu bir hayatım olacaktı. Sürüncemeler altında geçmeyecekti yıllarım.
Vardım ama, bu kıyıda yeni doğmuş bir bebek gibi, düzgün bir şekilde adımlarımı sağlam atabileceğimden bile emin değildim.
İlk burukluğum ve küçük bir pişmanlık kırıntısı o anda, karşı kıyıda yüreğime yapıştı. Sanki bu kıyı bana niye geldin? Sana burada yer yok der gibiydi.
Karşı kıyının sesini duyabiliyordum. Pişmanlık fırtınaları usulca esiyordu. Hissediyordum. Sanki boğazıma bir şeyler takılmıştı. Boğulacak gibi oluyordum.
İçimde tarifi imkansız keşkelerle dolu acı fırtınalar esmeye başladı. Daha o anda körü körüne boş bir hayal peşinden koştuğumu anladım. Nasıl bilmediğim bir hayata kucak açıp, korkusuzca kollarına atmıştım kendimi. Anlayamıyordum. Hatamın farkına varıp yeni bir seçim daha yaptım. Fikrimi değiştirmiştim o an. Bitmek bilmez soruların cevaplarını beynimin içerisinde arıyordum.
Bir gün bile karşı kıyıda umduğum hayatı yaşamam için fırsat vermemişti hayat. Düşlediğim gökyüzünü, düşlediğim sevgileri, düşlediğim yemyeşil ormanları, düşlediğim mutlulukları ve düşlediğim hayalleri hep yarım bıraktı.
Üzerimde esen karşı kıyının umutsuz rüzgarları, içimdeki doğmamış bebeği öldürdü. Unutmuştum, hiç hesaba katmamıştım, hayatın her yerde aynı olduğunu ve aradığım mutluluğun sadece ve sadece benim içimde olduğunu karşı kıyıdan bakarken bulmuştum.
Yazan : Melodi AKÇAY
ALINTI........
Bir gün karşı kıyıdan, memnun olmadığım yere bakmak istediğimde, yüreğimde kendime verdiğim zararı telafi edebilmek adına arayışlar içerisine girdim.
Kendi hayatım için aslında kötü bir şey yapmak istememiştim. Yokluğumda beni aramış mıydı istemediğim hayat? Bu yüzden mi beni karşı kıyıya sürüklemişti. Aratmak ve özletmek için mi?
Eski hayatımda bulunduğumda mutluluk rüzgarları esmiyordu artık yüreğimde. Cendereye sıkışmış gibiydim. Biraz cesaret, biraz da hayat tecrübem, beni bu kıyıya sürüklemişti. Bütün sebebi buydu. Korkusuzca, gözü pek bir şekilde atmıştım kendimi yeni hayata doğru.
Cesaret sandığım belki de zayıflığımdı. Ama olmuyordu. Ben artık orada ikiye bölünmüştüm. Bir tarafta yeni bir hayat, diğer tarafta eski hayatım. Aralarında nice savaşlar veriyordum. Sonunda bir seçim yapmak zorundaydım. Bende cesaret sandığım ve tecrübe kazandığım hayatı geride bırakıp güzel bir gelecek için karşı kıyıya geçtim.
Bitip tükenmek üzereydim. Beni mutsuz ediyordu bu hayat. Sonunda zamanında karşı kıyıya varmıştım. Mutlu bir hayatım olacaktı. Sürüncemeler altında geçmeyecekti yıllarım.
Vardım ama, bu kıyıda yeni doğmuş bir bebek gibi, düzgün bir şekilde adımlarımı sağlam atabileceğimden bile emin değildim.
İlk burukluğum ve küçük bir pişmanlık kırıntısı o anda, karşı kıyıda yüreğime yapıştı. Sanki bu kıyı bana niye geldin? Sana burada yer yok der gibiydi.
Karşı kıyının sesini duyabiliyordum. Pişmanlık fırtınaları usulca esiyordu. Hissediyordum. Sanki boğazıma bir şeyler takılmıştı. Boğulacak gibi oluyordum.
İçimde tarifi imkansız keşkelerle dolu acı fırtınalar esmeye başladı. Daha o anda körü körüne boş bir hayal peşinden koştuğumu anladım. Nasıl bilmediğim bir hayata kucak açıp, korkusuzca kollarına atmıştım kendimi. Anlayamıyordum. Hatamın farkına varıp yeni bir seçim daha yaptım. Fikrimi değiştirmiştim o an. Bitmek bilmez soruların cevaplarını beynimin içerisinde arıyordum.
Bir gün bile karşı kıyıda umduğum hayatı yaşamam için fırsat vermemişti hayat. Düşlediğim gökyüzünü, düşlediğim sevgileri, düşlediğim yemyeşil ormanları, düşlediğim mutlulukları ve düşlediğim hayalleri hep yarım bıraktı.
Üzerimde esen karşı kıyının umutsuz rüzgarları, içimdeki doğmamış bebeği öldürdü. Unutmuştum, hiç hesaba katmamıştım, hayatın her yerde aynı olduğunu ve aradığım mutluluğun sadece ve sadece benim içimde olduğunu karşı kıyıdan bakarken bulmuştum.
Yazan : Melodi AKÇAY
ALINTI........