ölümden

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3964

    #1

    ölümden

    Ölümden kaçıp kurtulma imkânı yoktur


    --------------------------------------------------------------------------------

    "Nerede olursanız olun, tahkîm edilmiş yüksek kalelerde bile bulunsanız ölüm sizi bulur" (8)


    Her nerede olursanız olunuz ölüm size yetişir. Yüksek kalelerde veya sağlam saraylarda, hatta gökteki yıldızlarda dahi bulunsanız yine ölüm gelir sizi bulur. Bundan dolayı ölüm korkusu ile vazifeden kaçınmanın hiçbir anlamı yoktur. Madem ki mutlaka bir ölüm vardır. Ona her zaman hazır olmalı, dünya hayatına bağlanmamalı, vazifeyi seve seve yapmalıdır.
    Üzerinde türlü ot bitenler

    Şu dünyaya gelip kabre girenler
    Ne söylerler, ne bir haber verirler
    Üzerinde türlü otlar bitenler
    Ne söylerler, ne bir haber verirler

    Yalancı dünyaya konup göçenler,
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.
    Üzerinde türlü ot bitenler,
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.

    Kimisinin başında sarar otlar,
    Kimi masum, kimi güzel yiğitler,
    Kemikleri kalmış dökülmüş etler
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.

    Çürümüş tenleri tutmaz elleri
    Konuşamaz olmuş tatlı dilleri
    Ta kökünden kırılmıştır kolları
    Ne söylerler, ne bir haber verirler

    Kimisi dördünde kimisi beşinde
    Kimisinin saçı yoktur başında
    Kimi altı kimi yedi yaşında
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.

    Kimisi bezirgan kimisi hoca
    Kimi ak sakallı kimi pir koca
    Gündüzleri olmuş karanlık gece
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.

    YUNUS der ki, gör takdirin işleri,
    Dökülmüştür kirpikleri, kaşları,
    Başları ucunda mezar taşları,
    Ne söylerler, ne bir haber verirler.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Ölüme hazırlıklı olmak


    --------------------------------------------------------------------------------
    Cenab-ı Hak gerçekte insan varlığına sonsuza kadar uzanan bir ömür takdir etmiştir. Ruhları dünya hayatından belirsiz bir süre önce topluca yaratmış ve onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusunu yöneltmiştir.

    Kur'an'da ruhun başlangıcı ile ilgili olan bu olay şöyle belirlenir:

    "Hani Rabbin Âdem oğullarından onların sırtlarından zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş; Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da; Evet, (Rabbimizsin), şahit olduk" demişlerdi. İşte bu şahitlendirme, kıyamet günü; Bizim bundan haberimiz yoktu" dememeniz içindir" (9).
    Ruh, dünya hayatına bir imtihan devresi geçirmek üzere doğum yoluyla gelen insan oğluna anne karnın da dört aylık cenin döneminden sonra üflenir ve böylece dünya hayatı başlamış olur. Ruhun bedenden ayrılması ile de kabir hayatı başlar. Kıyamet koptuktan sonra da ahiret hayatına yeni bir yaşam için geçecek olan insan oğlu dünyadaki inanç ve amel durumuna göre Cennet veya Cehennemdeki ebedî hayatta yerini alacaktır. İnanç sahibi olup da amel eksikliği bulunanlar ise Cenab-ı Hakk'ın bileceği sürelerde cezalarını çektikten sonra Cennet tarafına geçebileceklerdir.

    Hayatın bu gerçeği karşısında ölüme hazırlıklı olmak her insanın şiarı olmalıdır. Ölümü anmak ve hazırlıklı bulunmak her mümin için müstehap sayılmıştır. Hz. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


    "Lezzetleri yok eden ölümü çok anın"


    "Eğer dünyada ölümü çok anarsanız, onu önemsemezsiniz; az anan ise onu çok önemser"


    "Ölümü ve öldükten sonra kemiklerin ve cesedin çürümesini hatırlayın. Ahiret hayatını isteyen dünya hayatının süsünü terk eder"


    --------------------------------------------------------------------------------
    Ölüm hastasına ve ölüye söylenecek sözler yapılacak işler


    --------------------------------------------------------------------------------

    Ölüm hastasına ecel konusunda hoşuna gidecek, sevindirecek sözler söylemelidir. Çünkü Allah'ın hükmünü hiç bir şey geri çeviremez. Sadece gönlü hoş olmuş olur. Hasta tevbe etmeye ve vasiyetlerini yapmaya teşvik edilir.

    Çünkü Allah elçisi; "Vasiyet edeceği bir şey olup da, yanında yanlı vasiyeti bulunmaksızın iki gece geçirmek müslümanın işi değildir" buyurmuştur.

    Ölüm halindeki kişiyi sağ yanına yatırıp kıbleye döndürmelidir. Çünkü Hz. Peygamber, Beytullah için:
    "Ölü ve dirilerinizin kıblesidir" buyurmuş.
    Hz. Fatıma (r.a, Rafi'nin annesine;
    "Beni kıbleye çevir" demiştir
    Eğer yer darlığı yüzünden hastayı kıbleye çevirmek mümkün olmazsa sırt üstü yatırılır ve yüzü ile ayakları kıbleye doğru çevrilir. Bu da yapılamazsa, olduğu hal üzere bırakılır. Ölüm sırasında kişinin ağzına bir kaşık veya pamukla su verilir.

    Hasta can çekişirken ona yardımcı olmak yakınları için bir görev ve sevap bir ameldir. Bu yüzden onun yanında kelime-i şehadet getirmek ve söylemesine yardımcı olmak sünnettir. Çünkü Allah elçisi şöyle buyurmuştur:
    "Ölülerinize; "Lâ ilahe illallah'ı" telkin ediniz. Çünkü ölüm halinde onu söyleyen bir mümini bu kelime Cehennem'den kurtarır".
    "Son sözü La ilahe illallah olan kimse Cennet'e girer"

    Hastanın yanında şehadet getirilir ki, o da hatırlayıp şehadet getirsin. Yoksa ısrarla, sen de yap denilmez. Zira o anda zor bir durumdadır. Ona yeni bir zorluk çıkarmamalıdır. Bir defa da söylese yeterli olur. Bu telkini hastanın sevdiği birisi yapmahdır. Amaç, hastada isteksizlik uyandırmamaktır.

    Kişi vefat edince ağzı kapatılır, bir bez ile çenesi başından bağlanır. Gözleri yumulur. Eller yanlarına getirilir. Bunu yaparken de şu dua okunabilir:

    "Bismillahi ve ala milleti rasülih. Allahümme yessir aleyhi emrahu ve sehhil aleyhi ma ba'dehü ve es'idhu bi likaike vec'al ma harace ileyhi hayran mimma harace anhu".


    Anlamı: "Allah'ın ismiyle ve Resulullah'ın dini üzerinde olsun. Allah'ım, onun işini kolaylaştır, bundan sonrasını ona kolay eyle, onu seni görmekle mutlu eyle. Dünyadan kendisi için çıkanı, kendisinin çıktığı şeylerden hayırlı eyle".

    Sonra ölünun üstüne bir örtü çekilir. Öldükten sonra yıkanıncaya kadar yanında Kur'an okumak mekruhtur. Öldüğü iyice anlaşılınca hemen yıkanır.

    --------------------------------------------------------------------------------
    Ölümün ne zaman nerede olacağı bilinebilinir mi?

    --------------------------------------------------------------------------------
    İnsan ne zaman ve nerede öleceğini bilmez. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Kıyametin kopma zamanına ait bilgi şüphesiz Allah nezdindedir. Yağmuru o indirir, Rahimlerde olanı o bilir, hiç bir kimse yarın ne kazanacağını bilmez hiç bir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır" (Lokmân, 31/34).
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...