Ben bir kayýsý aðacýyým

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur

    #1

    Ben bir kayısı ağacıyım

    Bir Kayısı Ağacı


    Ben bir kayısı ağacıyım

    Kırşehir'in Dinekbağı'ndan.

    Küçücük bir ev önünde yaşarım yapayanlız.

    Yılda bir çiçek açar,

    yılda bir kayısı veririm,

    avuç içi kadar.

    Yaz olur,

    bir kadın silkeler dallarımı,

    bir çocuk yerde bağırır, güler,

    bense hoşnut olurum.

    Hem zaten benim

    ne söğütler gibi nezaketim vardır,

    ne kavaklar gibi gururum.

    Ben bir kayısı ağacıyım

    Kırşehir'in Dinekbağı'ndan.

    Dinekbağı'nda üç insan severim,

    bir çocuk,

    bir genç kadın,

    bir genç adam,

    benim kadar sessiz sedasız,

    benim kadar halim selim.

    En güzel ay nisan ayı,

    toprak yumuşak yumuşak,

    en güzel ay nisan ayı.

    Yamur yağdı, çiçek açtı,

    bir hoş oldu içerim,

    en güzel ay nisan ayı.

    Kavaklar uzakta upuzun,

    bir sağa, bir sola,

    başı döer kavakların.

    Ben bir kayısı ağacı,

    başımda çiçeklerim.

    Ben bir kayısı ağacı,

    üç insan severim:

    bir çocuk,

    bir genç kadın,

    bir genç adam.

    Çocuğun adı Ahmet,

    kadının adı Fatma,

    adamın adı İbrahim.

    Ahmet küçük ve sarı,

    Fatma tombul ve beyaz,

    İbrahim uzun ve narin.

    Bir tek toprak odaları var üçünün,

    toprak odanın bir tek penceresi.

    Ben bir kayısı ağacı,

    bazan eğilir bakarım odaya,

    yerde bir eski yatakla yorgan görürüm,

    duvarda bir eski kırık ayna,

    yerde bir eski kilim,

    bir eski hasır.

    Bir kayısı ağacı,

    bazan eğilir bakar odaya,

    çiçeklerinden utanır.

    Dün gece gaz yakamadılar,

    ayışığında gördüm üçünü.

    Üçünün suratı asık.

    Önce oturup

    zeytin ekmek, taze soğan yediler,

    sonra baktılar birbirlerinin gözüne,

    sonra esnediler.

    Gökyüzü bembeyazdı.

    Gökyüzü çiçeklerimin renginde.

    Gökyüzünde kavaklar

    Fatma uzandı İbrahim'in yanına,

    sağa dödü.

    Tombul,beyaz yüzü pencerede,

    gözleri açık durdu sabaha kadar

    Çiçeği en önce kayısı döker.

    Ben bir kayısı ağacıyım,

    döküyorum çiçeklerimi.

    Yer beyaz beyaz,

    başım yeşil yeşil,

    ...

    Haziran gelecek,

    güneş yakacaktır tepemi,

    kayısılarım balla, şekerle dolacaktır.

    Ben bir kayısı ağacıyım,

    haziran gelecek,

    avuç içi kadar kayısılarım

    Ahmet'in ekmeğine katık olacaktır.

    Ben bir kayısı ağacıyım.

    Kötü bir düşüncedir almış beni.

    Geçti bağları budama zamanı, dedim,

    dedim, çarşıda dört döner İbrahim,

    dedim ekmek parası,

    zeytin parası,

    gaz parası.

    Dedim, insanlar

    neden yaşatılmıyor

    ağaçlar kadar olsun.

    Ben bir kayısı ağacı.

    Fatma'nın, İbrahim'in, Ahmet'in

    yumurtası, şekeri, eti.

    Gittikçe artmakta kederim.

    Günlerden pazartesi.

    Gene geldi, elinde çanta, o şişman adam.

    Şişman adam bir düşman gibi beni seyreder,

    ben şişman adamı bir düşman gibi seyrederim.

    Durmuş İbrahim kapıda,

    yüzü dalgın ve sinirli,

    bakıyor eli çantalı şişman adama.

    Şişman adam uzattı gövdeme elini,

    pencereden korkmuş kuzular gibi baktı Ahmet,

    büktü boynunu kuzular gibi.

    Ben bir kayısı ağacı.

    Gövdemde sarı kağıt.

    Yol parasını verememiş İbrahim,

    verilmiş haciz kararı.

    Yapmayın, dedim.

    yılda bir çiçek açarım, dedim.

    Etmeyin, dedim.

    ekmeğe katık oluyor kayısılarım, dedim.

    Bir öğle vakti baktım,

    kavaklar uzakta upuzun,

    bir sağa,bir sola.

    Ben kışlık odun,

    altı lira

    Abdülkadir Meriçboyu
Hazırlanıyor...