Eðer Beni Hafýz Yapmazsanýz!

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • mehtap
    Çalışkan Üye
    • Oct 2009
    • 1371

    #1

    Eğer Beni Hafız Yapmazsanız!

    Eğer Beni Hafız Yapmazsanız!..
    İlkokulu bitirip kursa gelmişti Ailesi kendi isteğiyle geldiğini
    söylemişti Kayıt için adını sorduğumda:
    ;-Fatma dedi, hiç de çekinmeyen bir tavırla Ve ekledi:
    ;-Eğer beni hafız yapmazsanız, kayıt yaptırmak istemiyorum
    Böyle tehdit edercesine konuşması, onu yaşından daha olgun
    gösteriyordu Tebessümle:
    Korkmayın küçük hanım, siz isteyin hafız da yaparız, hoca da!
    O küçük gözlerinin içi parıldadı birden
    Annesi:
    ;-Hoca Hanım, çocuk işte, kusuruna bakmayın İlle de hafız
    olacağım der, başka bir şey demez Bizim köyün hocasından duymuş
    Peygamber Efendimiz,;Hâfız olanlara cennette taç giydirilecek
    buyurmuşlar herhalde Siz daha iyi bilirsiniz ya, biz bu kadar
    duyduk anladık!
    Kendisini teselli etmek ihtiyacı hissettim:
    Tabii teyze, ne demek! Keşke herkes sizin gibi duyduklarını
    hemen kabul etse de teslim olsa Siz hiç merak etmeyin, kızınız
    önce Allah'a sonra bize emanet!
    Kadıncağız elime yapıştı Öpecekken ellerimi geri çektim,
    utandım Tuttum, ben onun elini öptüm Gözleri yaşardı
    ;-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler
    öpülmeye layık!
    Estağfurullah teyze!; dedim ;O âhi rette belli olur;

    ***

    Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu
    olduğunu öğrendim Bir an düşündüm
    ;-Küçük nasıl kalacak, bu kadar uzaklarda;
    Zaman ilerledikçe Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi
    beni Azimliydi Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken
    görüyordum çoğu kez Böyle devam ederken arada bir bana gelip
    çeşitli sorular soruyordu Bir gün:
    ;-Hocam hâfız olmak için Kurân’ı bitirmek mi lazım?& diye sordu
    Ben de:
    ;-Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki,;hâfız; adını alacaksın
    Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi Bir şey demek istiyordu sanki
    Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti
    Derslerim arasında onlara sürekli Kur'ân ezberlemekle işin
    bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini
    hatırlatıyordum Talebelerden biri:
    ;-Hocam dedi;Fatma'nın annesi, abdestli olmayanların hâfızlara
    dokunamayacağını söylemiş Bu doğru mu?; diye sordu
    Çok ilginçti doğrusu İçimden; maşallah; dedim Ve onların
    sorularına da cevap vermek için;Osmanlı zamanında atalarımız
    Kurân’a ve hâfıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış; dedim
    Çok hoşlarına gitmişti bu iş Hepsi âdeta kendilerini ulaşılması
    zor, vitrindeki altın gibi görüyorlardı
    Görsünler; dedim kendi kendime Bu yaşta, buralara gelmişler
    Allah'ın kelâmını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu
    Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu
    Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu
    Bir gün dersini 2 kez aksatınca sormak zorunda kaldım:
    Ne oldu, yoksa anneni mi özledin?
    Sert bir şekilde bana döndü Solgun yüzüne bir ciddiyet gelmişti:
    ;-Hayır;, dedi
    ;-Öyleyse neden moralin bozuk? Sık sık da hasta oluyorsun dedim
    Yalvarır gibi oldu Gözleri dolmuştu:
    Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyip de gitmek istediğim
    yok Burayı çok seviyorum Allah’ımdan çok korkuyorum Buraları terk
    edersem, bana ahi rette hesabını sormaz mı?
    Dilim dudağım bağlandı Bir şey diyemedim Suçlu bile hissettim,
    kendimi O küçük kalpte bu ne imandı, Ya Rabbi! Onu hayranlıkla
    izliyordum
    Bir gün çok rahatsızlandı Doktora götürmek zorunda kaldık Bir
    çok tahlillerden sonra, arkadaşım olan doktor hanım:
    ;-Hoca hanım, derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi
    Şaşkınlıkla:
    Neden? diye sordum Bana:
    ;-Belki üzülecek, hatta inanmayacaksın ama, bu talebe;kanser!
    Âdeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü

    ***

    Hastaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim O ise
    hâlimi anlamış gibi, bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya
    çalışıyordu Kulağıma eğilerek:
    ;-Hocam; dedi Azrail insanların canını alırken nasıldır?
    Ağlamamak için zor tutum kendimi:
    ;-Mümin kullara karşı çok güzel bir surettedir dedim
    Mırıldandı:
    Belki hafız olamam, ama Elhamdülillah müminim! diye
    Hafız olmak için Kuran’ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden
    üzüldüğünü şimdi anlamıştım Demek ki hastalığını biliyordu
    Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık Çünkü artık
    dayanılmaz acılar içinde kıvranıyordu Evine gitmesi gerekiyordu
    Ailesi geldi Fatma yanıma gelerek, mahcûbiyetle:
    ;-Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız!
    Ne demek! Nasıl kızarım sana; dedim;Hem sonra, sakın
    üzülme hâfızlığımı bitiremedim diye Bu yola girdin ya, Rabbim seni
    hafızlar zümresinden yazmıştır inşallâh! dedim
    Öyle sevindi ki! Sarıldı boynuma:
    ;-Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım? Anne bak duydun değil mi?
    Hüngür hüngür ağlıyordu
    Ya Rabbi, bu ne aşktı!
    Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul
    olurdu

    ***

    Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık Çok geçmedi

    Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi Bu bir iki
    hafta içinde ondan iki mektup almıştım Bana hep hafızlık tacını
    merak ettiğini, bunun rüyalarına bile girdiğini yazıyordu
    Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı Fatma'nın annesiydi
    karşımdaki ses Ağlamaklı bir sesle:
    ;-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık Rica etsem bir hatim okur
    musunuz?; deyince, ben de dayanamadım ağlamaya başladım
    Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:
    Size ölmeden önce şunu söylememi istedi dedi Hıçkırarak:
    ;-Anneciğim, hocama söyle! Azrail söylediğinden de güzelmişü
    ;Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp

    kelâmına sımsıkı sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?


    Alıntı
Hazırlanıyor...