Eğer Beni Hafız Yapmazsanız!..
İlkokulu bitirip kursa gelmişti Ailesi kendi isteğiyle geldiğini
söylemişti Kayıt için adını sorduğumda:
;-Fatma dedi, hiç de çekinmeyen bir tavırla Ve ekledi:
;-Eğer beni hafız yapmazsanız, kayıt yaptırmak istemiyorum
Böyle tehdit edercesine konuşması, onu yaşından daha olgun
gösteriyordu Tebessümle:
Korkmayın küçük hanım, siz isteyin hafız da yaparız, hoca da!
O küçük gözlerinin içi parıldadı birden
Annesi:
;-Hoca Hanım, çocuk işte, kusuruna bakmayın İlle de hafız
olacağım der, başka bir şey demez Bizim köyün hocasından duymuş
Peygamber Efendimiz,;Hâfız olanlara cennette taç giydirilecek
buyurmuşlar herhalde Siz daha iyi bilirsiniz ya, biz bu kadar
duyduk anladık!
Kendisini teselli etmek ihtiyacı hissettim:
Tabii teyze, ne demek! Keşke herkes sizin gibi duyduklarını
hemen kabul etse de teslim olsa Siz hiç merak etmeyin, kızınız
önce Allah'a sonra bize emanet!
Kadıncağız elime yapıştı Öpecekken ellerimi geri çektim,
utandım Tuttum, ben onun elini öptüm Gözleri yaşardı
;-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler
öpülmeye layık!
Estağfurullah teyze!; dedim ;O âhi rette belli olur;
***
Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu
olduğunu öğrendim Bir an düşündüm
;-Küçük nasıl kalacak, bu kadar uzaklarda;
Zaman ilerledikçe Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi
beni Azimliydi Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken
görüyordum çoğu kez Böyle devam ederken arada bir bana gelip
çeşitli sorular soruyordu Bir gün:
;-Hocam hâfız olmak için Kurân’ı bitirmek mi lazım?& diye sordu
Ben de:
;-Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki,;hâfız; adını alacaksın
Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi Bir şey demek istiyordu sanki
Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti
Derslerim arasında onlara sürekli Kur'ân ezberlemekle işin
bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini
hatırlatıyordum Talebelerden biri:
;-Hocam dedi;Fatma'nın annesi, abdestli olmayanların hâfızlara
dokunamayacağını söylemiş Bu doğru mu?; diye sordu
Çok ilginçti doğrusu İçimden; maşallah; dedim Ve onların
sorularına da cevap vermek için;Osmanlı zamanında atalarımız
Kurân’a ve hâfıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış; dedim
Çok hoşlarına gitmişti bu iş Hepsi âdeta kendilerini ulaşılması
zor, vitrindeki altın gibi görüyorlardı
Görsünler; dedim kendi kendime Bu yaşta, buralara gelmişler
Allah'ın kelâmını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu
Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu
Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu
Bir gün dersini 2 kez aksatınca sormak zorunda kaldım:
Ne oldu, yoksa anneni mi özledin?
Sert bir şekilde bana döndü Solgun yüzüne bir ciddiyet gelmişti:
;-Hayır;, dedi
;-Öyleyse neden moralin bozuk? Sık sık da hasta oluyorsun dedim
Yalvarır gibi oldu Gözleri dolmuştu:
Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyip de gitmek istediğim
yok Burayı çok seviyorum Allah’ımdan çok korkuyorum Buraları terk
edersem, bana ahi rette hesabını sormaz mı?
Dilim dudağım bağlandı Bir şey diyemedim Suçlu bile hissettim,
kendimi O küçük kalpte bu ne imandı, Ya Rabbi! Onu hayranlıkla
izliyordum
Bir gün çok rahatsızlandı Doktora götürmek zorunda kaldık Bir
çok tahlillerden sonra, arkadaşım olan doktor hanım:
;-Hoca hanım, derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi
Şaşkınlıkla:
Neden? diye sordum Bana:
;-Belki üzülecek, hatta inanmayacaksın ama, bu talebe;kanser!
Âdeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü
***
Hastaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim O ise
hâlimi anlamış gibi, bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya
çalışıyordu Kulağıma eğilerek:
;-Hocam; dedi Azrail insanların canını alırken nasıldır?
Ağlamamak için zor tutum kendimi:
;-Mümin kullara karşı çok güzel bir surettedir dedim
Mırıldandı:
Belki hafız olamam, ama Elhamdülillah müminim! diye
Hafız olmak için Kuran’ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden
üzüldüğünü şimdi anlamıştım Demek ki hastalığını biliyordu
Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık Çünkü artık
dayanılmaz acılar içinde kıvranıyordu Evine gitmesi gerekiyordu
Ailesi geldi Fatma yanıma gelerek, mahcûbiyetle:
;-Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız!
Ne demek! Nasıl kızarım sana; dedim;Hem sonra, sakın
üzülme hâfızlığımı bitiremedim diye Bu yola girdin ya, Rabbim seni
hafızlar zümresinden yazmıştır inşallâh! dedim
Öyle sevindi ki! Sarıldı boynuma:
;-Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım? Anne bak duydun değil mi?
Hüngür hüngür ağlıyordu
Ya Rabbi, bu ne aşktı!
Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul
olurdu
***
Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık Çok geçmedi
Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi Bu bir iki
hafta içinde ondan iki mektup almıştım Bana hep hafızlık tacını
merak ettiğini, bunun rüyalarına bile girdiğini yazıyordu
Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı Fatma'nın annesiydi
karşımdaki ses Ağlamaklı bir sesle:
;-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık Rica etsem bir hatim okur
musunuz?; deyince, ben de dayanamadım ağlamaya başladım
Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:
Size ölmeden önce şunu söylememi istedi dedi Hıçkırarak:
;-Anneciğim, hocama söyle! Azrail söylediğinden de güzelmişü
;Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp
kelâmına sımsıkı sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?
Alıntı
İlkokulu bitirip kursa gelmişti Ailesi kendi isteğiyle geldiğini
söylemişti Kayıt için adını sorduğumda:
;-Fatma dedi, hiç de çekinmeyen bir tavırla Ve ekledi:
;-Eğer beni hafız yapmazsanız, kayıt yaptırmak istemiyorum
Böyle tehdit edercesine konuşması, onu yaşından daha olgun
gösteriyordu Tebessümle:
Korkmayın küçük hanım, siz isteyin hafız da yaparız, hoca da!
O küçük gözlerinin içi parıldadı birden
Annesi:
;-Hoca Hanım, çocuk işte, kusuruna bakmayın İlle de hafız
olacağım der, başka bir şey demez Bizim köyün hocasından duymuş
Peygamber Efendimiz,;Hâfız olanlara cennette taç giydirilecek
buyurmuşlar herhalde Siz daha iyi bilirsiniz ya, biz bu kadar
duyduk anladık!
Kendisini teselli etmek ihtiyacı hissettim:
Tabii teyze, ne demek! Keşke herkes sizin gibi duyduklarını
hemen kabul etse de teslim olsa Siz hiç merak etmeyin, kızınız
önce Allah'a sonra bize emanet!
Kadıncağız elime yapıştı Öpecekken ellerimi geri çektim,
utandım Tuttum, ben onun elini öptüm Gözleri yaşardı
;-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler
öpülmeye layık!
Estağfurullah teyze!; dedim ;O âhi rette belli olur;
***
Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu
olduğunu öğrendim Bir an düşündüm
;-Küçük nasıl kalacak, bu kadar uzaklarda;
Zaman ilerledikçe Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi
beni Azimliydi Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken
görüyordum çoğu kez Böyle devam ederken arada bir bana gelip
çeşitli sorular soruyordu Bir gün:
;-Hocam hâfız olmak için Kurân’ı bitirmek mi lazım?& diye sordu
Ben de:
;-Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki,;hâfız; adını alacaksın
Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi Bir şey demek istiyordu sanki
Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti
Derslerim arasında onlara sürekli Kur'ân ezberlemekle işin
bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini
hatırlatıyordum Talebelerden biri:
;-Hocam dedi;Fatma'nın annesi, abdestli olmayanların hâfızlara
dokunamayacağını söylemiş Bu doğru mu?; diye sordu
Çok ilginçti doğrusu İçimden; maşallah; dedim Ve onların
sorularına da cevap vermek için;Osmanlı zamanında atalarımız
Kurân’a ve hâfıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış; dedim
Çok hoşlarına gitmişti bu iş Hepsi âdeta kendilerini ulaşılması
zor, vitrindeki altın gibi görüyorlardı
Görsünler; dedim kendi kendime Bu yaşta, buralara gelmişler
Allah'ın kelâmını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu
Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu
Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu
Bir gün dersini 2 kez aksatınca sormak zorunda kaldım:
Ne oldu, yoksa anneni mi özledin?
Sert bir şekilde bana döndü Solgun yüzüne bir ciddiyet gelmişti:
;-Hayır;, dedi
;-Öyleyse neden moralin bozuk? Sık sık da hasta oluyorsun dedim
Yalvarır gibi oldu Gözleri dolmuştu:
Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyip de gitmek istediğim
yok Burayı çok seviyorum Allah’ımdan çok korkuyorum Buraları terk
edersem, bana ahi rette hesabını sormaz mı?
Dilim dudağım bağlandı Bir şey diyemedim Suçlu bile hissettim,
kendimi O küçük kalpte bu ne imandı, Ya Rabbi! Onu hayranlıkla
izliyordum
Bir gün çok rahatsızlandı Doktora götürmek zorunda kaldık Bir
çok tahlillerden sonra, arkadaşım olan doktor hanım:
;-Hoca hanım, derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi
Şaşkınlıkla:
Neden? diye sordum Bana:
;-Belki üzülecek, hatta inanmayacaksın ama, bu talebe;kanser!
Âdeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü
***
Hastaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim O ise
hâlimi anlamış gibi, bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya
çalışıyordu Kulağıma eğilerek:
;-Hocam; dedi Azrail insanların canını alırken nasıldır?
Ağlamamak için zor tutum kendimi:
;-Mümin kullara karşı çok güzel bir surettedir dedim
Mırıldandı:
Belki hafız olamam, ama Elhamdülillah müminim! diye
Hafız olmak için Kuran’ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden
üzüldüğünü şimdi anlamıştım Demek ki hastalığını biliyordu
Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık Çünkü artık
dayanılmaz acılar içinde kıvranıyordu Evine gitmesi gerekiyordu
Ailesi geldi Fatma yanıma gelerek, mahcûbiyetle:
;-Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız!
Ne demek! Nasıl kızarım sana; dedim;Hem sonra, sakın
üzülme hâfızlığımı bitiremedim diye Bu yola girdin ya, Rabbim seni
hafızlar zümresinden yazmıştır inşallâh! dedim
Öyle sevindi ki! Sarıldı boynuma:
;-Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım? Anne bak duydun değil mi?
Hüngür hüngür ağlıyordu
Ya Rabbi, bu ne aşktı!
Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul
olurdu
***
Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık Çok geçmedi
Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi Bu bir iki
hafta içinde ondan iki mektup almıştım Bana hep hafızlık tacını
merak ettiğini, bunun rüyalarına bile girdiğini yazıyordu
Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı Fatma'nın annesiydi
karşımdaki ses Ağlamaklı bir sesle:
;-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık Rica etsem bir hatim okur
musunuz?; deyince, ben de dayanamadım ağlamaya başladım
Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:
Size ölmeden önce şunu söylememi istedi dedi Hıçkırarak:
;-Anneciğim, hocama söyle! Azrail söylediğinden de güzelmişü
;Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp
kelâmına sımsıkı sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?
Alıntı