Hak Batýla Nasýl Galip, Batýl Hakka Nasýl Maðlup

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • HİCRET
    Gelişmiş Üye
    • Jan 2008
    • 462

    #1

    Hak Batıla Nasıl Galip, Batıl Hakka Nasıl Mağlup

    Elime kalemimi aldığımda bugün okurlarımla ne konuşayım diye düşünmeme hiç gerek kalmıyor.

    Öyle çok kanayan yara ve o yaralara basılan tuzlar var ki bu memlekette, bizim gibi amatör yazarlarında sinek vızıltısı hükmünde, fakat yüreklerinde büyük bir aşk ile o yaralara merhem olmak istemesi niyeti ile yazdıkları yazılar sözler belki de bu fırtınalı denizde çalkalan gemilerin alabora olmasını durduramayacak.

    Amatör yazarlar ise hep amatör kalmaya mahkum olacak çünkü bu Evrenin yazar bozar tahtası sadece her şeye gücü yeten Rabbi Rahimin elinde.. Onun üç kitabı yazılmış ki o yazıldığı günden beri başka yazıların kıymeti kalmamış. Nedir o üç kitap.

    Biri Kainat kitabı
    Biri Kuranı Kerim
    Biri Muhammed aleyhisselam dır.

    Evreni ve Kuranı anlamak için de Muhammed aleyhisselamı okumak anlamak gerekiyor.

    Peki amatör yazarların dertleri nedir ki yazarlar. Ya para için ya makam mevki şöhret için yada desinler diye yahut sadece O üç büyük kitabın hizmetçiliğini yapmak için..

    Ümit ediyorum ki o hizmetçilerin hizmetçisi oluruz kalemlerimizle..
    Evet gören bilen işiten bir Mevla’mız var. Duruş ve sunuşlarımız sadece “O” na dır. Onun için yazıyoruz..
    Yine duruş ve sunuşumuzu göstereceğimiz bir konu ile karşı karşıya kaldım. Gerçi büyük üstad bu konuyu açıklık getirmiş bende onun lemaatından kopya çekerek anladığım özet manayı yazacağım.

    Çok sorulan sorulardan bir tanesi neden inanan Müslümanlar bugün dünyada zulüm altında, bir gün, gün yüzü görmüyorlar. Sürekli çileli bir hayatları var.

    Ve neden Avrupalı ve Müslüman olmayanlar görünüşte refah ve huzur içindeler zenginlik içindeler ve Müslümanlara galip bir vaziyetteler.

    Öyle ki işitiyoruz Müslüman’ım deyip de sarhoş zinakar hırsız küfürbaz faizci sözünde durmaz bir hayat yaşayanlar var. Avrupalıdan bahsederken ne kadar ahlaklı dürüst temiz titiz beyefendi deniliyor.

    Bazen hac muhabbeti anlatılırken biri lafa girip bir hacı vardı şöle sahtekarlık yaptı böle hak hukuk yedi falan diye söyleyebiliyor.

    Hatta sakallı görünce aman sakallımı millet ne çekiyorsa bunlardan çekiyor din tüccarları diye söz edildiği oluyor.
    Hatta kendi dünyanızda bile bu konu ile ilgili üzücü hatıralarınız da tecrübelerinizde olmuştur. Gerek iş yerinizde gerek komşuluk ilişkilerinizde bu tarz hadiseleri işitip yaşamışsınızdır.

    Bir arkadaşımız İngiltere ye gitti geldi. Anlatıyor gördüklerini şöyle temizler böyle titizler böyle efendiler şöyle efendiler. İki arkadaş sohbet ederken diyor bir arkadaşım var Hıristiyan oruçluyken şöyle saygılı böyle efendi şöyle dürüst ama bir Müslüman’ım diyen oruç bile tutmayıp günah işleyip kalp kırabiliyor diye anlatıyor.

    Baştan belirtelim ki ne İslam’ın özünde nede İslam’ın gerektirdiği Müslüman’ca bir yaşantıda zerre edep dışı bir hal tavır yaşam yoktur. Güzelliğe insanlığa yardım severliğe dair ne varsa hepsini kendinde İslamiyet barındırır. İslam güzel ahlaktır.

    Aslında buraya kadar yazdıklarımla başta sorulan suallere bir cevap zihninizde oluşmuştur.
    Üstadı muhtereme sorulan sual ise neden kafirler müslümana, kuvvet sahipleri haklılara galiptir. Üstadı muhteremin verdiği cevap ta ise bir kaç hususun bilinmesi lazım şekliyledir.

    Biri, her hakkın her vesilesi hak olmaya bilir.
    Diğeri, batılın her vesilesi de batıl olmaya bilir.

    Ve neticeden şu çıkar.
    Hak olan bir vesile batıl bir vesileye galiptir, dolayısı ile haktaki batıl cihetler batıldaki hak cihetlere mağlup olur.
    Fakat bu durum geçicidir, hak içinde batılıda barındırsa, sonunda batıla galip gelir.
    Batılı besleyen hak yönler bir gün o batılı beslemez olur. Hakka zarar veren batıl yönler ise bir gün haktan ayrılır ve safileşir özüne döner ve hak yine batıla galip gelir.
    Birde iki husus bilinmelidir ki;
    Bir Müslüman’ın her hali Müslüman’ca olması gerekli iken olmayabilir.
    Bir kafirinde her hali kafirce olmayabilir.
    Demek ki bir Müslüman mağlup olsa kafire mağlup olmuyor, kendi zaafı ile işlediği günahları Müslümanlığa yakışmayan halleri, kafirdeki Müslüman olmayıp ta müslümanca hallerine mağlup oluyor. Öyle ki Müslüman olan bir kimse Müslüman değil gibi, Müslüman olmayanı da müslüman gibi yaşar olmuş birinin şahadeti var, diğerinin şahadeti eksik.
    Mısır Cami-ül-Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahid Efendi Bediüzzaman'a hitaben: Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir? der.

    Buna karşı Bediüzzaman'ın verdiği cevap şu oldu: Avrupa, bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hamiledir, o da onu doğuracak."

    İşte harfi harfine alıntı yaptığım bu kısımda en özet cevabı bulmakta mümkün. Bu yüzyıl Said Nursinin sözünün doğru çıktığını bize gösteriyor. Avrupa ya yenildik mağlup olduk.

    Yine diyor üstadı muhterem : Maatteessüf; güzel şeylerimiz, gayr-i müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlaklarımızı da yine gayr-i müslimler çalmışlar. Güya bizim bir kısım içtimai ahlak-ı aliyemiz, yanımızda revac bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş; ve onların bir kısım rezaili, kendileri içinde çok revac bulmadığından, cehaletimizin pazarına getirilmiş...

    Yani üzülerek ifade ediyorum ki güzel şeylerimizi Müslüman olmayanlar kendilerine almışlar İslam ahlakını dahi, onlardan da biz ne kadar kötü şeyler varsa sosyal hayatımıza sokmuşuz.

    Faiz zina içki kumar açık saçıklık her türlü haram eğlence ve zevkler flörtler gıybetler hak hukuk yemeler ülkemizin her yerinde rahatça özgürce insanlar dilediğince yaşayabiliyor bu günahları işleyebiliyor siyasi ve politik kavgalar inanç adına ne varsa her şeyin tartışılıp birbirlerini insanların zem etmesi gibi daha bir çok İSLAM’ın şiddetle karşı çıktığı bir çok şey normal bir yaşantıymış gibi hayatlara sokulmuş insanlar fazlası ile meşgul ediliyor. Bunun sebebi de cehaletimizdir diyor üstad.

    Cehalet eğer iman cihetiyle ise insanın içine sürükleneceği yanlışlar daha çok olur isabetli bir hayat yaşayamaz olur. Demek ki önce iman ciheti ile cahil bırakılmak istenmişiz bediüzzaman gibi imana kuvvet vermeye çalışan Allah dostları ise durdurulmak istenmiş hapis edilmiş idam ile yargılanmış defalarca zehirlenmiş. Fakat onların hapse sokulması işkenceli bir hayata mahkum edilmesi, bir tohumun toprakla kucaklaşması hükmünde olmuş ve bugün o tohum bir ağaç olmuş ne meyveleri veriyor onun meyvelerinden olmuşuz.

    Evet Allahın yardım ve nusreti ile bir gün hak, içine giren batıllardan kurtulacak, batıl içine aldığı hakla hakiki hak ile birleşecek ve nihayetinde hak galip gelecektir. O güne kavuşuncaya kadar içimizdeki batıl yaşantılardan kurtulmak için çalışalım.

    Kuran-ı Kerimde Rahman olan Allah kullarına mealen diyor ki:

    “Ey iman edenler iman edin” (nisa 136)
    Bu derya deniz olan ezeli ve ebedi kelamı nefsimizin başına her gün vuralım belki bir gün içimizdeki putlarımızı kırmayı başarabiliriz de putsuz olarak secdelere gideriz..
    Yollar Boşaldı Artık, Yolcular Buldu Vaha

    Yolcular Gitmese de Yollar Gider Allah'a
Hazırlanıyor...