Duyarli Bir Insanin Anisi

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • CUMHUR
    Özel Üye
    • Jan 2008
    • 3965

    #1

    Duyarli Bir Insanin Anisi

    Duyarlı bir insanın anısı !

    Beş yaşında idim.
    Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
    Bir tane yere düştü.
    Babaannem eğildi, aramaya başladı.
    Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
    Çocukluk iste,
    -Aman babaanne dedim.
    - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
    Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
    -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
    - Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk
    çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri,
    emeği, çilesi var biliyor musun?'
    Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    Aradan yıllar geçti.
    Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
    Alain'in proposlarini okuyorum.
    Birden irkildim.
    Babaannemi hatırladım.
    Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün
    uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.
    İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri,
    göz nuru, el emeği vardır diyordu.

    On dokuz yıl evveldi.
    Stockholm'e gitmiştim.
    Bir otele indim.
    Geceydi.
    Sabahleyin, traş olmak i çin lavaboya gittiğimde, aynanın yanında
    ilginç bir not gördüm.
    'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var
    oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine
    yardımcı olun' diyordu.
    Doğrusu hayretler içinde kaldım.
    Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
    Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
    İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini
    istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda
    bulunuyordu.

    İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir
    haberi duyurur.
    'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
    Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi,
    gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç
    prospektüsü dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına
    yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

    Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
    Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül
    edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
    Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
    Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
    Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar
    gırtlağı aşıyor.
    Zamanın başbakanı meclisi toplar.
    Kürsüye çıkar.
    Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
    -Şu andan itibaren der,
    -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna
    kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
    -Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
    Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
    Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün
    kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
    Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
    Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

    *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere
    akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek
    yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına
    geçmiyor muyuz?

    *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey
    o kadar birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü
    hiç unutmadım.

    Bir mıh bir nalı kurtarır.
    Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
    Bir komutan bir orduyu,
    Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..
    Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem...
    Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşduran bir köprüdür
Hazırlanıyor...